SAMSUN BÜYÜYOR, YA KÜTÜPHANESİ?
Yıllar önce bir gün Samsun milletvekilimiz Mustafa Demir beyefendiyle bir vesile konuşma “şansı” yakalamıştık. Konu bu tür meselelere gelince ona demiştim ki :
"Sayın vekilim, Başbakanımız bir gün bakanlar kurulunu Milli Kütüphane'de toplamadıkça bu işlerde zerre kadar mesafe alamayacağız."
Hâlâ da aynı kanaatteyim.
Türkiye
- 05-05-2013 09:40
Cumartesi günü, ilkokul dördüncü sınıfa devam eden oğlum Mustafa ile beraber İl Halk Kütüphanesi’ne gittik.
Biraz kitap okuyacaktık, biraz kütüphane teneffüs edecektik, biraz “bilinçlenme” süreci yaşayacaktık.
Alt kattaki çocuk bölümüne girdik önce, tıklım tıklım doluydu, oturacak yer bulamadık. Sonra üst kata çıktık, belki orada yer buluruz ümidiyle, orası daha da kalabalıktı.
Kitapsever bir okur olarak ne kadar sevindim bilemezsiniz.
Bir de derler ki gençlerimiz okumuyor, kütüphanelere gitmiyor.
Eee öyleyse bunlar kimdi ki? Demek ki gençlerimiz kütüphaneye akın akın geliyordu.
“Gençler” diyorum, çünkü içeride bırakın yaşlıyı bir tane bile orta yaş grubundan kimseyi görmedim.
Mustafa eline bir kitap alarak, merdiven başındaki bir koltuğa oturdu ve okumaya başladı.
Bana oturacak yer kalmamıştı. Ben de şu masalar arasında bir gezeyim, bu gençler ne okuyorlar bir bakayım dedim.
Kütüphanenin istilası
Demez olaydım.
Sessizce içeride dolaşmaya başladım.
Zaten bu kütüphaneyi bilen bilir. Üst katta sadece bir tane okuyucu salonu var. Ben de orada dolanıyorum.
Masalara baktım, açık kitapları şöyle bir süzdüm; öğrencilerin göz gezdirdiği eserleri çaktırmadan görmeye çalıştım.
Bir de ne göreyim: Kütüphanedeki gençlerin tamamı test kitapçıklarını açmış, test çözüyorlar.
Meğerse kitap filan okumuyorlarmış.
İçeride toplam 60 kişilik yer var, onların da tamamı üniversiteye hazırlanan öğrenciler tarafından istila edilmiş.
“İstila” diyorum çünkü onların kütüphanede olmalarının sebebi kütüphanenin doğal varlığından yararlanmak değil. Yani buradaki kitaplardan faydalanmıyorlar.
Bu gençler; bir konuyu araştırmak, piyasada olmayan bir kitabı bulmak, eski baskı bir romana veya ansiklopediye ulaşmak, sevdiği bir eseri okumak için kütüphanelerin o eşsiz dinginliğinden yararlanmak, baskısı tükenmiş bir cildi raflarda bulmanın hazzını yaşamak, sayfaları kurtları konuk etmiş satırlarda doyumsuz bir iştahla gezinmek, küf kokulu ciltlerde, toza bulanmış yapraklarda dolanmak, tarihin derinliğine dalmak, geleceğin belirsizliğine uzanmak, bir şaire misafir, bir yazara komşu, bir bilim adamına arkadaş olmak için burada değiller.
Zaten kendi testlerini kendileri getiriyorlar. Onların aradığı bir sandalye, bir masa ve sessiz bir ortam.
Kütüphaneden yararlanmıyor, kütüphaneyi de kendilerinden yararlandırmıyorlar.
Kütüphane artık kütüphane olmaktan çıkmış, Testhane olmuş.
Alt katta yer alan çocuk bölümündeki masaları da liselere hazırlanan orta
okul öğrencileri istila etmiş.
Onlar da kendi testlerinin derdindeler
Bunca insan arasında Mustafa'dan başka kitap okuma telaşı çeken bir kişiye bile rastlamadım.
Ayrıca bir şey daha dikkatimi çekti. Hemen her öğrencinin elinde bir cep telefonu var. Alt kattakilerde de üst kattakilerde de inanılmaz bir telefon trafiği seyir halinde:
Bir gözleri testlerde ama diğer gözleri her daim telefonda. Testten telefona geçmek için inanılmaz bir iştahla bir “zırr” sesi bekliyorlar. O ses gelir gelmez, hemen kendilerini dışarı atıyor; konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor ve müthiş bir rahatlamayla içeri giriyorlar.
O kadar acıdım ki bu sabilere! Onları kendi hallerine bıraksak o test işkencesine bir tanesinin bile bir saniye katlanmayacağından eminim.
Gözleri testte, gönülleri telefonda test kuşları...
Yazının Devamı için tıklayınız:
http://www.akasyam.com/kose-yazisi/529/samsun-buyuyor-ya-kutuphanesi.html