Samsun Kalesi'nin Yok Oluş Hikâyesi!

Samsun’un binlerce yıllık tarihinin en önemli sembollerinden biri olan, ancak bugün kentin siluetinden neredeyse tamamen silinen Samsun Kalesi, Türk-İslam mimarisinin Karadeniz kıyısındaki en eşsiz örneklerinden biriydi.

Samsun Haber - 13-08-2026 18:35

Samsun Kalesi'nin Yok Oluş Hikâyesi!

Bir zamanlar şehri denizden ve karadan bir zırh gibi saran bu ihtişamlı yapı; doğal afetler, yangınlar ve çarpık şehirleşme kararları neticesinde parça parça yok edildi.

TOPRAK ALTINDA KALAN MİRAS VE OTOPARK AYIBI

On yıllar boyunca sadece tarihi metinlerde ve eski haritalarda yaşayan Samsun Kalesi, yakın dönemdeki kazılarla parçalar halinde tekrar gün yüzüne çıkmaya başladı.

Ancak bu eşsiz kalıntıların korunma süreçleri kentte ciddi tartışmalara ve skandallara konu oldu.

2008 yılında Büyük Cami çevresinde yapılan kazılarda sur kalıntılarına ulaşılmıştı.

2014 yılına gelindiğinde, birinci derece kültür varlığı olan bu tarihi duvarların 20 metre ilerisinde AK Parti Samsun İl Başkanlığı’nın da bulunduğu iş merkezinin bodrum katında otopark yapıları arasına hapsedildiği ve surların dibine araç park edildiği ortaya çıktı.

2015 yılındaki Saathane Meydanı kentsel dönüşüm ve altyapı çalışmaları sırasında ise kalenin kara surlarına ve çeşitli kemik kalıntılarına rastlandı.

Son olarak 2025 yılı sonunda, Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin Büyük Cami önünde yürüttüğü arkeolojik çalışmalarda kaleye ait olduğu değerlendirilen tarihi "Bağdat Kapısı" kalıntılarına ulaşıldı.

Bugün devasa kaleden geriye sadece 13-20 metrelik ufak bir duvar parçası açıkta görülebiliyor.

Geri kalan kısımların kent dokusuyla bütünleştirilerek açık hava müzesi konseptiyle sergilenmesi yönündeki beklentiler hem halk hem de uzmanlar nezdinde devam ediyor.

AFETLER, YANGIN VE İMAR KARARLARI

Peki Karadeniz'in bu heybetli zırhı nasıl bu hale geldi?

Kalenin çöküş süreci aslında 17. yüzyılda başladı. Kâtip Çelebi, 1648'de kaleme aldığı Cihannüma adlı eserinde kalenin oldukça bakımsız ve harap bir halde olduğunu not düşmüştü.

Gerileme döneminin ana dönüm noktası, kale surlarının önemli bir bölümünün yıkılmasına neden olan 1668 Kuzey Anadolu Depremi oldu. Bu büyük afetin ardından, şehri adeta küle çeviren 1869 Büyük Samsun Yangını kalenin kaderini kalıcı olarak değiştirdi.

Yangın sonrasında kenti yeniden planlaması için davet edilen İsviçre kökenli Fransız bir mühendisin hazırladığı imar planı doğrultusunda, sadece 15.000 metrekarelik bir rant alanı elde etmek uğruna tarihi kara surlarının yıkımına karar verildi.

Kalenin denize bakan tarafı adeta bir taş ocağı gibi kullanılarak sökülen devasa taşlar, yeni mesken inşaatlarında malzeme yapıldı.

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDEKİ NİHAİ DARBE

Doğal afetler ve yangınlarla yara alan kaleye nihai darbe ise 1909-1918 yılları arasında, II. Meşrutiyet döneminde vuruldu. Harbiye Nezareti'nin tartışmalı kararı ve Sultan V. Mehmet Reşat'ın onayı ile kale arsaları Maliye'ye devredilerek satışa çıkarıldı. Bu kararla birlikte kaleden geriye kalan son yapılar da tamamen ortadan kaldırılarak tarihe gömüldü.

KURULUŞ VE İHTİŞAM YILLARI: ŞEHRİN ZIRHI

Oysa bu yapı, bugünkü modern Samsun'un kökenini oluşturan ve 1092 yılında Danişmendliler tarafından inşa edilen tarihi bir "kermen" (kale) olarak bölgenin kalbi konumundaydı. Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'ya ve Karadeniz'e uzanan Türk-İslam hâkimiyetinin en önemli askeri ve sivil merkezlerinden biri oldu.

KALENİN SINIRLARI OLDUKÇA GENİŞ VE STRATEJİK

Kara Sınırları: Günümüzdeki Saathane Meydanı'ndan başlayarak tarihi bedestene kadar uzanıyordu.

Deniz Sınırları: Eski Ziraat Bankası binasının bulunduğu noktadan Büyük Cami'nin bulunduğu alana kadar doğrudan deniz kıyısı boyunca ilerliyordu.

Kale, sanılanın aksine sadece askeri bir savunma hattı değil, aynı zamanda nefes alan canlı bir şehirdi. Surların içinde yüzlerce ev, dükkân, iki mescit ve Selçuklu komutanlarından Hızır Bey'in yaptırdığı tarihi bir cami bulunuyordu.

EVLİYA ÇELEBİ'NİN GÖZÜNDEN KALENİN KAPILARI VE MİMARİSİ

Kalenin mimari yapısı da dönemin mühendislik gücünü gözler önüne seriyordu. Şehre giriş çıkışı sağlayan üç ana kapısı mevcuttu ve bu kapıların tamamı dış saldırılara karşı dökme demir levhalar ile sağlamlaştırılmıştı:

Batı Kapısı: Günümüzde Namık Kemal Caddesi'nin sonundaki Kale Camii'nin bulunduğu mevkide yer alırdı.

Doğu Kapısı: Şehrin ticaret kalbi olan bedestenin girişinin hemen yanındaydı.

Kumkapı: Şehrin doğrudan sahile açılan kapısıydı ve eski Osmanlı Bankası binasının olduğu bölgede bulunurdu.

Ünlü Türk seyyahı Evliya Çelebi, 1640 yılında Karadeniz rotasında kaleyi ziyaret ettiğinde bu tarihi yapıyı; tam 70 kulesi ve 2.000 mazgalı bulunan, sahile tümüyle hâkim "heybetli bir yapı" olarak tasvir etmişti.

Bugün o heybetten geriye, şehrin hafızasını yeniden canlandırmayı bekleyen toprak altındaki taşlar kaldı.

Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Samsun Protestan Kilisesi ve Orhan Pıçaklar

Samsun Protestan Kilisesi ve Orhan Pıçaklar

13-08-2026 - Samsun Haber

OMÜ’ 800 Yataklı Hastane Projesinde Çalışmalar Başladı

OMÜ’ 800 Yataklı Hastane Projesinde Çalışmalar Başladı

12-08-2026 - Samsun Haber

ahsap mobilyauluslararası evden eve nakliyat