SANTRAÇ SAVAŞLARI BAŞLADI
2001 Yılında AK Parti kurulur kurulmaz malum cemaat ile hemen sarmaş dolaş kuzu sarması olduklarında, bazı köşe yazarları bu iki gurup arasında ileride satranç oynanacağını ve atlarla fillerin çarpışacaklarını yazmışlardı
Köşe Yazıları
- 24-12-2013 13:47
2001 Yılında AK Parti kurulur kurulmaz malum cemaat ile hemen sarmaş dolaş kuzu sarması olduklarında, bazı köşe yazarları bu iki gurup arasında ileride satranç oynanacağını ve atlarla fillerin çarpışacaklarını yazmışlardı. Cemaat mensubu olduğu söylenen İstanbul milletvekili, eski milli futbolcu Hakan Şükür’ün istifası ile bu oyun gün yüzüne çıkmış oldu.
Hakan Şükür İslâmi duyarlılığı ile bilinir. Milletvekili seçildiği Adalet ve Kalkınma Partisi de, her ne kadar yetkilileri “Biz dindarların partisi değiliz, biz dinci parti değiliz” deseler de İslâmi duyarlılığı olan kesimin oyları ile iktidara gelmiştir.
Hakan Şükür, Hükümetin dershaneler ile ilgili düzenlemesinin cemaate karşı yapıldığını, Başbakanın daha önce gündeme getirdiği bazı konularda toplumun tepkisini dikkate alarak geri adım atma olgunluğu gösterdiğini, dershaneler konusunda geri adım atmadığını ve bunun vefasızlık olduğunu beyan ederek istifa etti.
Hakan Şükür’ün milletvekili seçildiği partinin, mensubu olduğu cemaate karşı yapıldığına inandığı bir tavrından dolayı istifa etmesi anlayışla karşılanabilir. Ancak AK Parti iktidarı döneminde:
Bu ülkenin toprakları yabancılara satılırken,
Allah’ın (c.c) yaklaşmayı bile yasakladığı zina meşrulaştırılırken,
AK Parti iktidarı, Müslüman ülkelere karşı yürütülen imha planlarında hep Haçlıların yanında yer alırken,
Şehit kanları ile sulanmış olan Anadolu’nun bağrına İsrail’in güvenliği için füze savunma sistemleri ve füze rampaları kurulurken,
Ülkemizin bütünlüğü için halkı canı pahasına mücadele ederek kefereleri sınırlarımız dışına kovan illerimize yabancı askerler yerleştirilirken,
Aynı hassasiyeti neden göstermemiştir?
Yoksa milletvekili adayı olurken AK Parti’nin Irak savaşında ABD’nin yanında yer aldığını,
Irak’ ta Müslümanları öldüren silahların Türkiye üzerinden taşınması için iktidarın Türkiye’ nin 6 hava ve 7 deniz limanını ABD nin hizmetine verdiğini,
Domuzun kasaplık hayvanlar listesine alındığını,
Vatikan’ın “Hıristiyanlık propagandası olarak nitelediği” hoşgörü toplantılarını iktidarın cemaatle birlikte organize ettiğini,
Milli ve manevi değerlerimizin en fazla AK Parti iktidarında yıpratıldığını,
Bilmiyor muydu?
Yoksa cemaatin menfaatleri İslâmi değerlerimizden daha mı önemli?
Aslında bu olaylar dini kavramları kullanarak faaliyet gösteren AK Parti ve malum cemaatin önceliklerinin, İslâmi değerlerden daha önemli olduğunu gösteriyor.
Belli ki, çıkar çatışması yaşayan filler ile atların çarpışma zamanı geldi. Vezir piyonları beşer onar yemeye başladı. Sonucun ne olacağı merakla bekleniyor.
Mutlak hesap sahibi olan Mevla görelim neyler.