Sinemamızın Yüzüncü Yılında “Sinemamız” sayımızla karşınızdayız. Gelenekten Geleceğe Dergimizin temel omurgasını oluşturan “gelenek ve medeniyet” bağlamında yüzüncü yılımıza dair yaptığımız bu çalışma içerisinde kıymetli akademisyenlerimiz, sanatçılarımız, gazetecilerimiz ve bürokratlarımız bize katkı sunmuştur.
Bu çalışmamıza Sinemamızın 100 yılını konuşarak başladık. Sinemamızın yüzüncü yılında özel olarak kurumsal ve kişisel desteklerini sunan Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürümüz Sayın Cem Erkul ile yaptığımız görüşmemizde “Sinemamızın Yüz Yılı”nda hangi noktada olduğumuzu konuştuk. 2004’te yayınlanan “Sinema Filmlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik”le birlikte sinema destek fonu sistematize edilerek objektif ve efektif bir çalışma yöntemi benimsendiğini belirten Sayın Erkul, bu desteklerin son derece verimli geri dönüşleri olduğunu ifade etti. Erkul’un deyimiyle artık dünyanın bütün önemli film festivallerine çağrılan ve birçoğundan önemli başarılarla dönen filmlerimizle, sinemamız marka olma yolunda önemli bir yol alıyor. Sinema sektörüne verilen proje destekleri haricinde, Sinema Müzesi, sinema sektörü için müstakil bir kanun hazırlığı gibi birçok konuda yeni haberler aldık. Sinema alanında böyle bir kurumsal desteğin olduğunu görmek Gelenekten Geleceğe Dergisi ekibi olarak bizleri mutlu etti.
Bir diğer sohbetimizi de Türk Sinemamızın en önemli yönetmen, yapımcı ve senaristlerinden olan Sayın Osman Sınav ile “Sinema ve Gelenek” üzerine gerçekleştirdik. “Sinema bir ritimdir” diyen Sınav, görüşmemizde kendi sinemasını “kendi kültür iklimimizden bir yaşam öyküsü çıkarma” gayreti olarak tanımlamıştır. Hikâyelerindeki kültürel ve geleneğe vurgu yapan unsurları, gelenek vurgusu olsun diye yapmadığını fakat “kendi kültür ikliminden beslenme” ile bunu kastettiğini belirten Sınav, bu felsefeden beslenerek ortaya çıkardığı karakterleri bizimle paylaştı. Ekmek Teknesi dizisindeki “Nusret Baba” karakterini kurgularken “Acaba Nasreddin Hoca çağımızda yaşasa nasıl bir dünyanın içinde olurdu?” sorusundan hareketle yola çıkması; kültür iklimine bağlı bir görsel aktarımın en güzel örneklerinden birisi olarak seyircilerle buluştuğunda hak ettiği takdir ve sahiplenmeyi almıştı.
“Sinemamız” sayısındaki son söyleşimiz ise Türk Sinemasının en önemli oyuncularında olan, Altın Portakal, Altın Koza ve Altın Kelebek ödüllü; dönem filmi ve dönem dizileri denilince akla ilk gelen isimlerden birisi olan Sayın Mehmet Aslantuğ ile Gelenekten Geleceğe Dergisi adına kıymetli tiyatrocumuz Sayın Nejat Birecik “Sinema’da Tarih Algısı” üzerine konuştu. Oldukça keyifli olan bu söyleşide Sayın Aslantuğ tarihi meselelerin işlendiği projelerde, tarihi gerçeklik ve kurgu arasında hep gerilimli bir ilişki olduğunu vurgulamıştır. Kurgu ile tarihi gerçeklik arasındaki denge üzerine derinlikli bir akıl yürütme yapan Sayın Aslantuğ ile yaptığımız bu sohbet sinema, tarih, hafıza ve medeniyet ilişkisinin nasıl bir düzlemde gerçekleştiğini de gözler önüne sermektedir.
Filmlerin medeniyet tasavvuru etrafında yorumlanması hususunda büyük emekleri ve çalışmaları olan Sayın Enver Gülşen, kaleme almış olduğu “Gelenek, Medeniyet ve Sinemamız” çalışmasına “nedir?” sorusu parantezini açarak başlıyor. Soruların peşinde, Nasr, Heidegger ve Descartes’in işaretlerini takip ederek ilerlediği patikanın çıktığı “medeniyet” kavramını Türk Sinemasındaki yapıtlarla masaya yatırıyor.
Enver Gülşen’in yazısında sineması üzerine düşündüğü ve tartıştığı, sinemamızın özgün yönetmenlerinden, senarist ve yapımcılarından Sayın İsmail Güneş de dergimiz için bir yazı kaleme aldı. Güneş, yazısında 100 yıllık sinemanın 50 yılına tanık eden bir sinemacı olarak konuşuyor. Kendi sinema macerasını tahlil ediyor ve sanat dalları üzerine düşünerek bir sinema birikimi oluşturma sürecini tasvir ediyor. Mimari üzerinden, taklitle başlayan ve kendi üslubunu taklit ettiği eserlerin çok ilerisine taşıyan mimarlardan hareketle kendi üslubunun nasıl olması gerektiğini çözdüğünü belirten İsmail Güneş’in “Sinema Sanatının Bir Asrı ve Yerlilik Meselesi” yazısında yaşadığı yolculuğu “poetika arayışı” olarak tanımlayıp medeniyet ve yerlilik etrafında yorumluyor. İsmail Güneş’in, kullandığı yazım dili, samimi üslubu; bilgisel donanımı ve tecrübelerinin paylaşımı ile ortaya sunulan bu çalışmasının siz okuyucularımız tarafından keyifle okunulacağını umut ediyoruz.
2014 yılı Türk Sinemasının Yüzüncü Yılı olarak bilinmektedir. Bu bağlamda çalışmamız içerisinde bu yüz yılın tarihini anlatan ve nasıl bir süreçten geçildiğini sizlerle paylaşmak istedik. Bu konuda Miraç Nizamoğlu “Türk Sineması Tarihi” yazısında sinemamızın evrelerini bir zaman çizgisi üzerinde günümüze kadar getirmektedir.
Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu filmiyle “porte”sini çektiği “Türk Aydını”nı, Dr. Bengül Güngörmez yazısında Ceylan’ın bıraktığı yerden alıyor. “Kitaplar bir kere yazılır ve yazıldıktan hemen sonra yazarları ölür. Tıpkı kitaplar gibi bir filmi çektikten sonra yönetmeni de ölür.” diyen Güngörmez, Ceylan’ın çektiği portreyi ondan devralıyor ve sorguluyor. “Seküler kurtarıcı” misyonunu yüklenmiş Türk aydınının trajedisini ve çıkmazlarını tahlil ediyor, Ceylan’ın çektiği fotoğrafta görünenini inceliyor. Güngörmez, filmde başarılı bir şekilde görselleştirilen “can sıkıntısı”nın Çehov’daki referansını buluyor ve Türk aydının temel “arızalarından birisi” olarak can sıkıntısı üzerinden önemli bir analiz yapıyor.
Bir sonraki yazımızda ise Özhan Değirmencioğlu, daha çok Anayurt Oteli filmiyle bilinen, 2005’te aramızdan ayrılan Türk Sineması’nın önemli “auteur”larından Ömer Kavur’un üç filmini inceliyor. Değirmencioğlu, Kavur’un auteur olarak takip ettiği bir “ayrıntı”yı, isabetli bir isimlendirmeyle “zaman üçlemesi” olarak yazısında ortaya çıkarıyor ve Kavur’un, omurgası “zaman” kavramı olan “Gizli Yüz”, “Akrebin Yolculuğu” ve “Karşılaşma” filmlerini Levinas ve Heidegger gibi modern filozoflara referansla inceliyor.
Yakın bir dönem içerisinde kaybettiğimiz kıymetli senarist ve yazarımız Ayşe Şasa’yı bu çalışmada özel olarak anmak istedik. Gülşah Maraşlı, “Kırmızı Şemsiyeli Kız” başlıklı kısa yazısında, Ayşe Şasa ile görüştüğü dönemlerde tuttuğu ve çeşitli mecralarda paylaştığı notlarından paylaşılmayan birkaç notu dergimiz için kaleme aldı. Maraşlı, Şasa ile arasındaki ilişkinin, sektör profesyoneli olmaktan ziyade “usta-çırak” ilişkisini andırdığını kaleme alıyor. Muhabbetlerini, Şasa’nın incelikli zarif tarzından ötürü, sadece mesleki bilgi olarak değil, manevi, ruhi olarak da zarif bir ilişki biçimi doğurduğunu belirtiyor ve birkaç parça küçük notu naklederken aslında zarif bir öykü anlatıyor.
Sinema konusunda özel bir alan olan Belgesel Sinemacılık üzerine ise Belgesel Yönetmeni ve Yazar Hasan Özgen “Uygarlık Mahalle ve Belgesel Sinema” yazısı ile katkılarını sunmuştur. “Uygarlık” kavramından hareketle “kültür endüstrisi” üzerinden “belgesel sinema”nın işlevini sorgulayan Özgen, “Kültür” tanımının artık “eşya ve imaj”a indirgendiği bir algı ortamında, belgesel sinemanın anlam üretme fonksiyonunu değerlendiriyor. Bu sorgulamayı “mahalle’nin başına gelenler” üzerinde somutlaştırıyor, büyük bloklar, heybetli yapılar arasında kaybolan “mahalle” ve bu devasa yapılar arasında “mekânsızlaşmış” bir kamusal alanda belgesel sinemanın anlam üretme kaygısı üzerinde duruyor.
2014 yılı sinemamızın yüzüncü yılı olarak kabul edilirken aynı zaman da ünlü Kazak yönetmen Şaken Kenjetayoğlu Aymanov’un doğumunun da yüzüncü yılıdır. Bu konuda TÜRKSOY Stajyerlerinden Fatma Umay Öçkomaz tarafından Kazak bozkırın dahi yönetmeni Şaken Kenjetayoğlu Aymanov ve bu bağlamda Kazak ulusal sinemasının gelişimi üzerine bilgilendirici bir yazı kaleme alınmıştır.
Bu sayımız içerisinde dosya dışı konumuz olarak belirlediğimiz ismimiz ise kıymetli yazar, şair ve düşünürümüz Necip Fazıl Kısakürek’tir. Bu konuda bize “Hem Pervane Hem Mum” yazısı ile katkı sunan Türkiye Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Dr. Mehmet Mehdi Eker çalışmasında Necip Fazıl Kısakürek’in şair ve düşünce insanı olarak fikir hayatımıza etkilerinden bahsetmiştir.
Sinemamızın Yüzüncü Yılında, bu çalışmamıza katkı sağlayan tüm akademisyen, yazar ve sanatçılarımıza teşekkürlerimizi tekrar belirtiyoruz. Özellikle bu çalışmamızın ortaya çıkmasında yoğun emekleri olan Sayı Koordinatörümüz Harun Kaban’a teşekkürlerimizi ayrıca sunuyoruz.
Sinemamızın Yüzüncü Yılında bu özel çalışmamızı siz değerli okurlarımızla paylaşmaktan mutluluk duyarız…
Gelenekten Geleceğe Dergisi















