İnsanın kendini dinlemeye, sorgulamaya ve anlamaya ihtiyacı vardır. Hızlı yaşam, bilinçsiz tüketim, değerlerden kopuş demektir. Bir Kızılderili Atasözünün dediği gibi ‘’Dur, dinle! Hep konuşursan, bir şey duyamazsın’’ duymak için, durmalıyız. İnsan hali ile susunca görmeye ve analiz etmeye başlar. Hakikat susmanın içinde gizlidir…
Hayat eğriyi, doğrudan ayrıt etmemiz için, iyiliğin ve kötülüğün savaşını ezberletir. Yarayı, acıyı tanımazsak ne kendimiz iyileşiriz ne de başkalarını iyileştirebiliriz. Hayat inişli çıkışlı bir mücadele, biraz yorgunluk biraz da azimdir. Kırılırken, yıpranırken, iç çekerken öğreniyoruz sabretmenin güzelliğini. Bir dostumuzdan, yakınımızdan zarar gördüğümüzde anlıyoruz dünyanın faniliğini. Hırsların, intikamların, entrikaların oyuncağı olmuş insanların huzursuzluğu, dürüstlüğün ne kadar önemli olduğunu anlatıyor bize. Menfaatçilerin kendi çukurlarında boğuluşunu izliyoruz zaman zaman.
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ















