Bir İdare-İ Maslahatçı Olarak Mansur Yavaş
Mansur Yavaş tam bir idare-i maslahatçı.
Şöyle ki:
* Özgür Özel’i idare ediyor.
* Kemal Kılıçdaroğlu’nu idare ediyor.
* Yeni partilere yeşil ışık yakıyor.
* Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmeyi de ihmal etmiyor.
Ekrem İmamoğlu cephesinde ise durum malum:
“Dur bakalım ne olacak” havasındalar.
YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL
Kritik soru şudur:
Bu kadar suya sabuna dokunmadan siyaset yapmak ne kadar doğru? Her tarafı hoş tutmaya çalışmak samimi mi?
Bizim kadim bir düsturumuz var:
“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!”
Siyaset meydanı da olsa, normal hayat da olsa fark etmez. İnsanın çizgisi belli olmalı, dik bir duruşu olmalı.
İnancımız da insanlığımız da adamlığımız da mertlik anlayışımız da bunu gerektirir. Müslümanlığın özü budur; rüzgara göre eğilip bükülmemektir, safını mertçe ortaya koyabilmektir.
Rüzgar gülü gibi her esen yele göre yön değiştiremezsin. Her tarafa mavi boncuk dağıtamazsın. Bu tarz, ne kadar “stratejik” ambalajla sunulursa sunulsun, toplumun vicdanında derin bir güvensizlik yaratır.
MADALYA MI TAKMALI, OMURGALI DURUŞ MU ARAMALI?
Atatürk’ün çok net bir sözü vardır:
“İdare-i maslahatçılar esaslı devrimci olamazlar.”
İdare-i maslahatçılık, çok uzun süre sürdürülecek bir pozisyon değildir. Her tarafı idare edeyim derken, bir de bakmışsın ki idare edecek taraf kalmamış.
Siyaset bir iddia işidir.
Siyaset bir duruş işidir.
Her şeyden önce bir omurga işidir.
Kararı ne medya verecek ne de analistler. Bu esnek tarzın bir başarı hikayesi mi yoksa bir ilkesizlik mi olduğunu, gününün sonunda seçmen kendi sandık rengiyle belirleyecek.
KAPANIŞ VE DUA
Yüzünü her zaman doğrudan, mertlikten ve samimiyetten yana dönen tüm okurlara selam olsun.
Cenab-ı Allah bizleri ve ülkemizi; içi dışı bir olan, makam için eğilmeyen, her daim dik ve omurgalı durmayı şiar edinmiş dürüst insanlarla karşıleştirsin.
Yolumuz her daim hak, hakikat ve adalet üzere olsun.
Allah’a emanet olun.
