Z/amansız hayatlar…
“Kendi tehlikesi peşinden gider insan” demiş şair
Köşe Yazıları
- 16-05-2013 09:54
“Kendi tehlikesi peşinden gider insan” demiş şair. Gider ve kaybolur kendi içinin karanlığında tehlikeyle. Bir çıkar yol arıyor, tehlike geçinceye kadar gözümüzü yumuyoruz…
Çekingendi sevdalar, başkalarından utangaç başka başka sevdalara göre de imkansız… Ezbere kullanmışız birçok kelime gibi imkansız kelimesini de. Şimdi bir şeyler olsa da bu kelimenin anlamı değişse, bir şeyler imkan tanısa.
Öznesi olmayan yüklemlerdi canımızı yakan. Biz sevdik canımız yandı, canımız sevdi biz yandık…
-Sevdik!
-Kimi?
-…
-Yandık!
-Kimdi yakan?
-…
Cevaplanamayan yüklemleri yüklendik durduk.
Zamanın ruhuyla kirleniyor ve o aynı ruhla yıkanıyoruz kirlendikçe. Zaman bir anne şefkatiyle sarıyor en içinden çıkılmaz anlarımızda, işlerimiz sarpa sardığında… Zaman bize zamanla geçecek düsturunu öğretiyor. Biz de eyvallah diyoruz. Eyvallah…
Yılların yorgunu gözlerimiz bir de yılgın bir şekilde yana doğru düşen kollarımız vardı. Bizi ele veren gözlerimiz ve kollarımız…
Kanayan cümlelerimiz ise dinleyeni kanatan bir hikayeden alıntı. Bazen umutlar boşadır yakarışlar biçare… Gündüzün ardından gelen gece, gecenin ardından gelen gün geçmez bazen… Belki yıkacağız zihnimizde ördüğümüz duvarı, belki de bazen zihnimiz örecek bize duvarı…
Bir kura çekeriz kendimize, kendimizi neyle imtihan edeceğimizi seçeriz…
Durmasını istediğimiz anlar vardır. Hepimizin vardır ya da hepimizin vardır diyerek işimizi kolaylaştırmaya çalışma halimiz. Anlar vardır içiniz içinize sığmaz, anlar vardır acısı içinizden hiç çıkmaz.
Zamanın eteklerine eteklerine yapıştık bir ucube gibi bırakmasın diye bizi. İçinden çıkamadığımız -den halimizden sıyrılarak en yalın halimizle takıldık ardına öldürdüğümüz vakitlerin… Şimdi mutsuzluğumuzu neyle çarpsak da yüzümüze bir tebessüm kondurabilsek?
Kendimize tebessüm olabilsek…
Yitik cesaretler hep arka mahallededir. Geceleri karanlık sokaklarda takılır bir başına. Kalabalıklar canını sıkar, zaten de canı fazlasıyla sıkkındır.
Şu sıralar insan yanımızla ilgilenmeli, kendimize öyle acımasızca da bakmamalıyız bulduğumuz ilk aynanın karşısında. Kendimize dönüp kalbimizi izaha çalışıyor beceremiyoruz. Kalbimiz celladımız oluyor…
Selam olsun celladımıza!
Boyumuzdan büyük kilomuzdan ağır geliyordu yüklendiklerimiz. Yine de taşımalıydık başkasına taşmadan, haddimizi aşmadan.
Kalbimizle düşünür ve en almaz halimize bürünmüş aklımıza kafa tutarız.
Zaman kabuk tutmuş yaralarımıza merhem, zaman birlikte yürüdüğümüz yol arkadaşımız…
Zaman tek vefalı yârimiz…
Bir üflesek rüzgara götürür mü nefesimizi uzak zamanlara? Bir üflesek bir üf desek zamana…