Türkiye 13 yıl sonra ilk kez siyasi istikrarsızlıkla tanıştı. Siyasi istikrarsızlıktan yararlanan PKK, FETÖ’nün de yardımıyla Güneydoğu’nun birçok ilini hendek, barikat, bombalı tuzaklarla cehenneme çevirdi. Lojistik desteği FETÖ sağladı, PKK bomba patlattı. Camilerimiz kundaklandı, terörist
ler sivilleri kalkan olarak kullandı. Ekonomi tepe taklak oldu, Türk Lirası değer kaybetti, yatırımcı kaçtı, turizme darbe vuruldu. Alçaklar, Mehmetçiklerimizi şehit etti. Parlamenter sistem yüzünden Türkiye düşmanları, bu coğrafyada plan yapan ezoterik çeteler, süper güçler ne istiyorsa başımıza geldi. Parlamenter sistem devam ettiği sürece 7 Haziranlar’ın önüne kimse geçemez, proje partiler, terör yandaşları Meclis’e girer, topraklarımız üzerinde haritalar çizenlerin eli güçlenir. Örneğin 2. Sykes-Picot’ı gerçekleştirmek isteyenlerin başında gelen ABD, 2030 yılına kadar Türkiye’den toprak koparıp PKK devleti kuracağını ayan beyan ilan ediyor, parlamenter sistem ise bu hainliği, caniliği kolaylaştırıyor.
Cumhurbaşkanlığı Sistemi’yse 7 Haziranları tarihi gömecek. Bu sistemde istikrarsızlık yok, bu sistemde koalisyon yok, bu sistemde otorite boşluğu yok, bu sistemde teröristler sokaklarda cirit atamaz, hatta nefes bile alamaz, bu sistemde terörist partiler doğamaz, bu sistemde FETÖ’ler bir daha oluşamaz. Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne “Evet” demek Türkiye’yi ayakta tutmak demektir. Çünkü en az 5 yıl boyunca hiçbir aksaklık olmadan bizi yönetecek, devletin bekasını koruyacak, 80 milyonu arkasına alarak düşmanlarla çarpışacak bir cumhurbaşkanımız olacak. Cumhurbaşkanlığı Sistemi gelirse, toplumsal kaoslar bitecek. Türkiye, emperyalistlerin istediği gibi at koşturduğu bir ülke olmayacak. 16 Nisan’da “Evet” dersek Türkiye yolundaki engelleri kaldırma kudretine erişecek, tüm mazlum coğrafyaların sözcülüğünü, liderliğini üstlenecek. 16 Nisan’da “Evet” demek Türkiye’ye varlık, yokluk mücadelesinde destek olmaktır, onu zafere ulaştırmaktır…