Bu nedenle popülizm, varlığını sürdürebilmek için milliyetçilik, dincilik veya sosyalizm gibi "kalın" (thick) ideolojilere eklemlenmek zorundadır.
Jan-Werner Müller ise bu ideolojik tanımı anti-pluralist (çoğulculuk karşıtı) boyut ile genişletir. Müller'e göre popülistlerin ayırt edici vasfı yalnızca elit karşıtlığı değildir; popülistler "halkın ve onun gerçek iradesinin tek ve meşru temsilcisi oldukları iddiasındadır" (Müller, 2016, s. 20). Dolayısıyla popülist yaklaşım, muhalif kesimleri yalnızca siyasi rakip olarak değil, "halkın parçası olmayan" veya "halk haini" unsurlar olarak konumlandırır.