Avrupa Nuri Pakdil'le tanıştı...
Paris Uluslararası Kitap Fuarı’ndaki sempozyum vesilesiyle Fransızca’ya çevrilen Nuri Pakdil’in Batı Notları sayesinde Avrupalı okur bu ünlü edebiyatçı ile tanıştı.
Tarih - 25-03-2012 15:55
Nuri Pakdil’in düşünce ve fikir hayatımıza katkılarını yeniden gündeme getiren Edebiyat Eylemi ve Nuri Pakdil Sempozyumu’nun sonuncusu Cuma günü Paris Uluslararası Kitap Fuarı kapsamında yapıldı.
Hece dergisinin düzenlediği programa Akif Emre, Ali Göçer, Cemal Şakar, Hüseyin Su, Necip Tosun, Necip Evlice konuşmacı olarak katıldı. ‘Edebiyat Eylemi ve Nuri Pakdil Sempozyumu’nun dördüncüsü, Pakdil’i Avrupalı okur ve düşünce adamlarıyla tanıştırmayı amaçlıyordu.
Sempozyum vesilesiyle Fransızca’ya çevrilen Nuri Pakdil’in Batı Notları da bu amaca hizmet edecek bir adım olarak dikkat çekti. Şair Arif Ay, yazarlar Rasim Özdenören ve Mustafa Aydoğan’a Pakdil’in batı entelijansiyası ile buluşmasının ne anlama geldiğini sorduk.
Arif Ay: Pakdil evrensel bir yazar
Şimdiye kadar Batı dillerine Türkiye’de belli çevrelerin kitapları çevriliyordu. Ama özellikle ‘yerli’ yazarların eserleri göz ardı ediliyordu. Nuri Pakdil de bunlardan biri. Nuri Pakdil’in özellikle tiyatro eserleri evrensel içerikli tiyatrolardır. Bunların mutlaka Batı dillerine çevrilmesi ve hatta sahnelenmesi gerekir. Bir ara Devlet Tiyatroları sahnelemek istemişti ama teknik yetersizlikten olmamıştı. Nuri Pakdil’in hem ülkemizde hem de yurt dışında tanınması tanıtılması gerekir. Çünkü Nuri Pakdil’in temel özelliklerinden biri evrensel bir yazar oluşu. Emperyalizme karşı oluşu, moderniteye muhalif duruşuyla, mesajları bu çağın insanlarına iletilmesi gereken bir yazarımızdır.
Rasim Özdenören: Pakdil’in batı dünyasında tanıması gerekir
Nuri Pakdil’in herhangi bir kitabının Fransızca’ya, İngilizce,’ye çevrilmesini memnuniyetle karşılıyorum. Bu kitapların o dillerde okunması, Türk düşünce hayatının oralarda kısmen de olsa tanınması, önemsenmesi gereken bir olay diye düşünülmeli. Çünkü Batı dünyası Türkiye’nin yerli düşüncesinden habersiz yaşıyor. Onların tanıdığı Türkiye, olan Türkiye değil, kendisinin tanımak istediği Türkiye. Nuri Pakdil her şeyden önce bir tavır adamıdır. O, edebiyatın çoğu alanında kalem oynatmıştır. Şiir, oyun, deneme, eleştiri türünde ürünler vermiştir. Nuri Pakdil denildiğinde aklımıza yalnızca bir şair veya yalnızca bir yazar gelmiyor. Bunların toplam değeri her ne ise o geliyor. Pakdilvari duruşun iki temel özelliği, ilke ve sıkıdüzen, onun kişiliğinin baskın ırasını oluşturur. Bu kişiliğin Batı dünyasında tanınması gerekir. Ancak Batı fikriyatının bu kitapları okumakla kendine çekidüzen vereceğini beklemek bizi yanıltır. Batının bu kitapları azıcık da olsa anlamaya çalışması bile bence kazanç sayılmalıdır. Bu kitaplar Batı âleminde bu günkü Türk düşüncesini tanıma isteği uyandırsa bu bile şimdilik yeterlidir.
Mustafa Aydoğan: Türk edebiyatı kendine alan açmaya çalışıyor
Sorunun özündeki niyet güzel. Sevindirici. Nuri Pakdil’in kitaplarının Batı dillerine çevrilmesi anlamlı. Bir müddettir TEDA projesi ile özellikle Batı dillerine çeviriler yoğunlaştı. Türk edebiyatı kendine bir alan açmaya uğraşıyor. Elbette ki bu girişimin önemli olduğunu düşünüyorum. Batı, enformasyan çağının kurucusu ve sürdürücüsüdür. Bu, bir nevi, sömürgecilik anlayışının bir başka açıdan tezahürüdür ve salt kültürel bir amaç taşımaz. Müslüman doğu’nun kültür-insan ilişkisine bakışıyla, Hıristıyan batı’nın kültür-insan ilişkisine bakışı farklıdır; doğal olarak sonuçlar da farklı olur. Biz evrensel olandan yola çıkmayız, hakikat olandan yola çıkarız. Evrensellik, yeni ve uyduruk bir kavramdır ve hile doludur. Kısaca, bizden Batı’ya yapılan çevirilerin, iyi niyetli olsa bile hem mahiyeti hem de arkaplanı açısından Batı tipi bir etki ve sonuç yaratacağını sanmam. Ve bu, sanıldığının aksine kötü bir durum değildir.
Gülcan Tezcan’ın haberi
(Star)
Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı