Bir ilacımız bile yokmuş

     Bir soruyla başlayalım:      Dünyaca ünlü bir otomobil firmasının vahşi hayvanları anlatan bir belgeselle nasıl bir ilişkisi olabilir? Firma sahipleri hayvanları çok mu seviyorlar? Belgesele mi meraklıdırlar? Acaba bilimsel araştırmalara destek vermek için mi sponsorluk yapmaktadırlar? Yoksa kültürel bir faaliyette mi bulunuyorlar?      Pek çok soru sorabiliriz

- 01-01-1970 03:00


     Bir soruyla başlayalım:
     Dünyaca ünlü bir otomobil firmasının vahşi hayvanları anlatan bir belgeselle nasıl bir ilişkisi olabilir?
Firma sahipleri hayvanları çok mu seviyorlar? Belgesele mi meraklıdırlar? Acaba bilimsel araştırmalara destek vermek için mi sponsorluk yapmaktadırlar? Yoksa kültürel bir faaliyette mi bulunuyorlar?

     Pek çok soru sorabiliriz. Ama aklınıza gelen hiç biri değil!

     Belgeselde hayvanlar âleminin en hızlısı çitalar anlatılıyor. Bu hayvanın hızı bazen yüz kilometreyi geçebiliyormuş.

     Çitanın garip bir avlanma tekniği var: Önce peşinde olduğu hayvana gizlice yaklaşıyor sonra birden hızlanıyor. Korkan hayvan da kaçmaya başlıyor.

   Çita, aslanlar veya diğer yırtıcılar gibi hemen avının üstüne atlamıyor; ilginç bir şekilde onunla beraber yan yana koşuyor. Zavallı av avcının sanki kendisinin peşinde olmadığını düşündüğü bir anda çita birden avının önünde duruyor.

     İşte bütün mesele burada: Çita yüz kilometre hızla giderken o hızla bir metrede duruyor ve işin garibi hiç savrulmuyor. Bir insan o hızla giderken birden dursa paramparça olurdu.
Peki, böylesi yüksek bir hızda giden bu hayvan nasıl oluyor da bir tarafa uçup gitmiyor? Bu nasıl bir mekanizma ki olduğu yerde bir mıh gibi durabiliyor?
İşte otomobil firmasının bir belgesele sponsor olmasının sebebi buymuş:

     Firma, belgeseli yapacak bir bilim adamı grubuna kendi bilim insanlarını da katıyor ve şu sorunun cevabının peşine düşülüyor:

     Acaba biz de yüz kilometre hızla giderken frene bastığımız anda bir metrede durabilecek bir otomobil tasarlayabilir miyiz?
Günün Diğer Haberleri