Yıllarca belli çevreler tarafından "makarna ve kömür" edebiyatıyla küçümsenen Anadolu insanının, çıplak elleriyle tanklara karşı durarak Türkiye’nin geleceğini nasıl kurtardığını anlatan değerlendirmeler, o gece yaşanan tarihi direnişi ve bazı çevrelerin sergilediği derin sessizliği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
SOKAKLARI ATEŞE VERENLER DEĞİL HALKIN KENDİSİ MEYDANDAYDI
Darbe girişiminin ilk saatlerinde Yeşilköy Havalimanı yolunda on binlerin sel olup akmasıyla başlayan tarihi gece, ezberleri bozan bir halk hareketine sahne oldu. Sokakları dolduran kalabalıkların ne ellerinde molotoflar ne de yüzlerinde maskeler vardı.
Sadece Türk bayraklarıyla meydanlara inen on binler, en ufak bir çevre zararı vermeden, yalnızca inanç ve kararlılıkla darbeci askerlerin karşısına dikildi. Meydanlardaki profil; başörtülü teyzeler, cübbeli dedeler, mahallenin sıradan esnafı, dar gelirli işçileri ve vatansever gençlerden oluşuyordu. Yıllarca hor görülen bu kitle, o gece göğsünü siper ederek askeri vesayete geçit vermedi.
DARBE GECESİ SESSİZLİĞE GÖMÜLEN ELİTLER VE SANATÇILAR
Tarihin en kanlı darbe girişimine karşı sokaklar canı pahasına direnirken, daha önce "özgürlük" ve "demokrasi" maskesiyle boy gösteren birçok grubun sessizliğe gömülmesi dikkat çekti. Sivil halkın üzerine helikopterlerden ateş açılırken, Meclis bombalanırken ve tanklar insanları ezerken, geçmişin "duyarlı" sanatçıları ve insan hakları savunucuları tek bir tepki dahi göstermedi.
Hatta darbenin püskürtülmesinin ardından süreci "tiyatro" olarak nitelendirmeye çalışan muhalif liderler ve darbeci askerleri mağdur gibi göstermeye çalışan aktivistler, siyasi tarihe birer utanç vesikası olarak geçti.
DEMOKRASİYİ KURTARAN O TARİHİ YÜRÜYÜŞ
Tüm karalama ve itibarsızlaştırma çabalarına rağmen, 15 Temmuz gecesi kazanılan zaferin asıl mimarları, beğenilmeyen ve küçümsenen o sıradan halk oldu. 81 ilde sabahlara kadar süren nöbetler, sadece bir hükümeti değil, tüm Türkiye'nin demokratik geleceğini güvence altına aldı.
Cengiz Alğan'ın "Makarnacı devrimi" olarak nitelendirdiği bu şanlı direniş, çıplak ellerle tankları durduranların ve bağımsızlık aşkıyla meydanlara koşanların yazdığı en büyük demokrasi destanı olarak tarihteki yerini koruyor.