Yıllardır kendi potansiyelinin altında yaşayan Samsun’un sanayi, üretim, yatırım, istihdam ekseninde yeniden konuşulmasını sağladınız. Şehrin önüne büyük hedefler koydunuz:
Türkiye’nin ilk on sanayi şehri…
Karadeniz’in üretim üssü…
Kuzeyin ekonomik merkezi…
Bunlar küçümsenecek hedefler değildir.
Yollar yapıldı.
Hastaneler yenilendi.
Havalimanı sil baştan…
Şehirlerin çehresi değişti.
Fakat…
Tam da burada asıl soruyu sormamız gerekiyor:
Maddi dönüşüm bu kadar büyükken insanımız ne kadar dönüştü?
Şehirlerimiz ne kadar olgunlaştı?
Kent kültürümüz ne kadar gelişti?
Gençlerimize nasıl bir gelecek, nasıl bir istikamet bırakıyoruz?
İşte bugün Samsun açısından konuşmamız gereken asıl mesele budur.
Çünkü şehirleri yöneten zihniyet değişmeden yalnızca şehirlerin görüntüsü değişir.
Sayın Muş…
Siz Samsun’u ekonomik olarak büyütmek istiyorsunuz.
Ben de diyorum ki:
Samsun’un artık ikinci bir kalkınma hamlesine ihtiyacı var.
İlk hamle üretimdi.
Şimdi sıra insanda.
Çünkü şehir yalnız fabrikadan, yoldan, binadan ibaret değildir.
Bir şehrin gerçek zenginliği insan yetiştirme kabiliyetidir.
Gençlerine istikamet verebilmesi, kültür üretebilmesi, tarih şuurunu diri tutabilmesi, sanat ve edebiyatı besleyebilmesi, aileyi koruyabilmesi, manevi iklimini yaşatabilmesidir.