Halbuki o hiç büyümeyen, hiç büyümeyecek olan küçücük bir çocuktu hep, senin çocuğun. Ama bilmiyorlar anne, hiç bilmiyorlar. Şimdi o sensiz nasıl yaşayacak? Yaşayamaz ki... O küçücük bir çocuk, başı okşanmadan, göz yaşları silinmeden, sımsıcak bir kucak tarafından sarılmadan nasıl yaşasın? Bırakıp gitmemeliydin anne, anneler gitmemeli.
Tabutunun altında o küçücük çocuk için için ama hıçkırıklarla ağlıyordu. Kimse ağladığını görmüyor, hıçkırıklarını işitmiyordu. Çünkü onlara göre, o koskocaman bir adamdı, erkekti. Erkekler hiç ağlar mı? Yalan söylüyorlar anne hep ağladım. Onlar işitmese de, görmeseler de hep ağladım.