Yarım asır sonra, bir zamanlar aynı sıraları paylaştığım o eski okul arkadaşımla göz göze geldim. Keşke gelmez olsaydım; adalet diye haykıran bir öfkenin, insanı nasıl bir enkaza çevirdiğini bu kadar çıplak görmek canımı yaktı.
Ben o yılları etimle, kemiğimle hatırlarım. Gündüzleri inşaatlarda soğuktan iliklerim donarak bekçilik yaptığım, ellerim patlayana kadar eğilmiş çivileri tek tek çekiçle doğrulttuğum, geceleri ise uykusuz gözlerle akşam okulunun yolunu tuttuğum o amansız gençliğimi… Önüme konan "az çorbanın" yanına, karnımı doyursun diye katık ettiğim "fazla ekmeğin" buruk tadı hâlâ damağımdadır. Sağ sol olaylarının sokakları yangın yerine çevirdiği, o kansız Rus komünizminin peşine takılanların memleket evlatlarını barbarca vurduğu, sokaklarda ölümün kol gezdiği kirli bir dönemdi.