Necmettin Erbakan Ve Milli Görüş Hareketi

Sevgili Peygamberimiz “Müminin ferasetinden sakının, o Allah’ın nuru ile bakar” buyurmuşlar.

Köşe Yazıları - 02-09-2016 13:54

 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan hain darbe girişiminden sonra, Milli Görüş lideri Merhum Necmettin Erbakan Hocanın duruşunun ve Milli Görüş hareketinin ülkenin geleceği ile ilgili olarak ne kadar ilkeli ve sağlıklı bir çizgide olduğu ortaya çıktı. Ondaki mümin feraseti sayesinde, sağlığında onu seven/sevmeyen herkes takdir ediyor ve rahmetle anıyor.

Ama mesele, gerçekler bu kadar açık ve net olarak ortaya çıktıktan sonra Merhumu saygı ile yâd etmekle bitmemeli. Daha önce iktidarın küçük veya büyük ortağı olduğu her dönemde ülkenin ekonomisini düzelttiği de onun iktidarını gören herkes tarafından biliniyor. Madem çizdiği siyasi rota ve takip ettiği ekonomi modeli ülkeyi içinde bulunduğu kargaşa ortamından çıkararak selamet sahillerine ulaştıracak nitelikte; o zaman millet olarak topluca onun çizdiği stratejiyi benimsememiz gerekmez mi?

Aksi takdirde; Milli Görüş gerçeği bu kadar net olarak ortaya çıktıktan sonra bile, herkes ülke menfaatlerini bir tarafa bırakarak kendi çıkarlarına uygun düşen dikenli yollara devam edecek ve çıkmaz sokaklarda turlayıp duracaklarsa, hocayı anlamış olmanın ve onu saygı ile hatırlamanın ne kıymeti olabilir?  

Hayatta iken Merhuma en ağır saldırıları yapanlar ve ona olmadık iftira atanlar bile şimdilerde hakkı sahibine teslim ediyorlar. Bu hususta sessiz kalanlar ise yaptıklarının mahcubiyetinden olsa gerek susmayı tercih ediyorlar. Olsun, nedamet duymak ta erdemdir.

Ancak, eskiden Milli Görüş partilerinde siyaset yapıp da sonradan yollarını ayıranlarla bir araya gelince, onların Necmettin Erbakan’a olan muhabbet ve sadakat söylemleri karşısında kendimi sorgulama ihtiyacı duyuyorum.

Kimse onlar kadar Milli Görüşçü ve Erbakancı olamazmış! En büyük mücahit onlarmış! Erbakan hocayı en iyi onlar anlamışlar ve benzeri şeyler!

Onları dinlerken “acaba ben Erbakan Hocanın çizgisinden ayrılmamakla ve yanında durmakla ona ihanet mi ettim” diye kendimi sorgulama ihtiyacı duyuyorum.

Öyle ya;

Hocayı hayatının en zayıf anında terk edenler, Siyasi fikirleri tam da tek başına iktidar olma fırsatı yakalamışken, partisini bölenler, Bölünen büyük parça ile BOP projesine destek olanlar. Paralelcilerle birlikte “Dinler arası hoş görü toplantıları” tertip edenler,   Paralel yapı elemanlarını devletin kilit noktalarına yerleştirenler, Bu halleri ile Siyonistlerin Altı Bin yıllık amaçlarına hizmet edenler,

Hepsi hocayı bizden çok daha iyi anlamışlar da, tek biz anlama sorunu yaşamışız öyle mi?

Yaşlandığı, sağlığının en zayıf olduğu ve üstelik üzerinde batının baskıların en yoğunlaştığı bir zamanda Hocaya sırt dönenler, onu dış güçlere karşı yalnız bırakanlar benden çok Milli Görüşçüymüş meğer.

Eğer sizler Milli Görüşçü iseniz lütfen Merhum Erbakan Hocayı dinleyin. O, “Hoca diye bir adam varmış, iki tarafı da idare ediyormuş diyorlar. O hoca dedikleri adam benim ve ben Saadet Partisindeyim” diyordu.

Eğer Milli Görüşçü olduğunuzu söylüyorsanız ki, biz sizlere inanıyoruz. Saadet Partisinin kapısı da Saadet Partililerin kalpleri de herkese açıktır. Başka mekânlarda ve yanlış mevzilerde milli değerleri savunma iddianız; Fetullah’ın İslâm dünyasının düşmanı Siyonistlerin yuvasında çöreklenerek Kâinat İmamlığına talip olma hayaline benzer.

Biz, sizleri Allah için seviyoruz. Sizler de Allah için kendinize acıyın, bir an önce hayalcilikten kurtulun ve sevdiğinizi iddia ettiğiniz hocanın gösterdiği adrese gelin. 02. 09. 2016

  

Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın