Paralel Yapıyla Mücadele Koordinasyon Merkezi
Başkanlık sistemi konusunda açıklamalarda bulunan AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “Parlamenter sistem halkın egemenliği noktasında topal bir sistemdir
Türkiye - 31-01-2016 16:30
Başkanlık sistemi konusunda açıklamalarda bulunan AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “Parlamenter sistem halkın egemenliği noktasında topal bir sistemdir. Bu sistem tükenmiştir. Dolayısıyla bu sistem tükenmişliğiyle devletin bekasını gelecek yüzyıllara taşıyabilmemiz mümkün değildir” dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, başkanlık sistemi ve gündeme yönelik değerlendirmelerde bulundu. Sistem değişikliğine inandığını belirten Külünk, “Parlamenter sistem halkın egemenliği noktasında topal bir sistemdir. Ankara'da egemenlik 1924 anayasasından başlamak üzere 1960 anayasası ve 1980 anayasası ile halkın egemenlik anlayışı hakkı bürokratizm ile paylaşılmıştır. Oysa biz halkın kayıtsız şartsız egemenliğine inanan bir anlayışın mensuplarıyız. Bu sistem tükenmiştir. Dolayısıyla bu sistem tükenmişliğiyle devletin bekasını gelecek yüzyıllara taşıyabilmemiz mümkün değildir. Bugün sistem değişikliği devletin beka meselesidir. Bu sistemle durgun, durağan Ankara, Türkiye'nin üretimini harcıyor” dedi.
Ankara yenilenmek zorunda
“Ankara ve bürokratizm küçülmek zorunda” diyen Külünk, “Fiber-optik devrimin ön gördüğü çabukluğu sayesinde bilginin insandan insana ulaşımı saniye diliminde olmaktadır artık. Böyle bir yüzyılda böyle bir zaman diliminde hala soğuk savaş döneminin sanayi toplumunun fabrika dişlilerinin arasına sıkışmış bir mantıkla devlet bekası sağlayamazsınız. Devlet de dinamik bir güçtür insan gibi canlı bir varlıktır. Ankara Türk halkının devrimci karakterinin karşısında donmuştur, donuktur, atıldır. Bu sistem yenilenmek mecburiyetindedir” dedi.
Türkiye'nin çıkışı halkın iktidarında
Türkiye’de şuan hem Cumhurbaşkanı’nın hem Başbakan’ın halk tarafından seçilmesinden dolayı bir karmaşa olmadığını ancak ileride böyle bir karmaşanın kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Külünk, “Türkiye'nin çıkışı kuvvetler ayrılığı ilkesinin de kemale ereceği halkın doğrudan iktidar olacağı başkanlık sisteminde yani halkın doğrudan iktidarındadır. Çünkü yasamayı da yürütmeyi de belirleyen halktır. Yasamaya da yürütmeyi denetleme yetkisi veren halktır. Yürütmeye de bu ülkeyi 21. yy'ın en güçlü ülkesi haline getirir. Her ikisinin de direk halktan yetkisini aldığı bir modeli Türkiye geciktirmeden 2016 yılında bunu başarmak zorunda. Bunu da başarabileceğimiz doğal lider Sayın Erdoğan'dır” şeklinde konuştu.
Acziyet ve çapsızlıktır
Sistem değişikliğine karşı duran muhalefet partilerinin bu tutumunun cevabının tarihte var olduğunu vurgulayan Külünk, “Türkiye’de iki akıl mücadele ediyor. Lozanist bir akıl ile Lozan’ı aşan akıl arasında bir mücadele var. Lozanist akıl Türkiye’yi yüz yıl evvel tanımladıkları yerde tutmak istiyor. Türkiye’de Lozan’la birlikte bir idari sistem tanzim edilmiştir. Türkiye, Ankara üzerinden kontrol edilmek istenmiştir. Ancak halk bunu kabul etmediğini çok partili siyasi yaşamla ortaya koymuştur. Bugün muhalefetin, Türkiye’de sistem değişikliğine direnmeleri ve meseleyi sadece Sayın Cumhurbaşkanımızın ismi üzerinden tartışmaları aslında bir aczi yet ve çapsızlık ifadesidir” dedi.
Erdoğan sessiz devrimler yapıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kaymakamlara yönelik yaptığı konuşmaya dikkat çeken Külünk, “Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde kaymakamlara yönelik yaptığı konuşmasını sessiz devrim olarak ifade ediyorum. Tanzimat’tan bu yana Türkiye'de 1. Meclis hariç halk Türkiye'de ilk defa Sayın Cumhurbaşkanı ile iktidar olmuştur. Bu sitemin millette karşılık bulmadığını ve sistem değişikliğini istediğini ortaya koymuştur. Bugün maalesef siyaset bu süreçte sessiz kalıyor. Açık söylüyorum bugün meclisten daha çok ses çıkmalı. Bütün partiler sistem değişikliği noktasında daha yüksekten konuşmalı. Ama üzgünüm ki Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi millet istiyor ama siyaset bu konuda istiyormuş gibi yapıyor” ifadelerini kullandı.
PKK değişikliği kilitlemek istiyor
Terör örgütü PKK’nın son dönemde artan eylemlerinin en temel nedenlerinden bir tanesinin sistem değişikliğini kilitlemek olduğunu belirten Külünk, “Bugün terörün olmadığı bir Türkiye'de sistem değişikliği siyaset üzerinden başarılacak bir büyük devrimdir. Ama terör eylemlerinin hızlandırarak bir el Türkiye'de sistem değişikliğini engellemek istemektedir. Özyönetim ilanı terör örgütünün fantezisidir. Bu akıl onların aklı değil çünkü AK Parti’nin tüm argümanlarını yok etmesi kralı çıplak haline getirmiştir. Yapılmak istenen asıl amacı Türkiye’yi Ortadoğu’ya çıkmasını engellemek ve sistem değişikliğini yapmasını engellemektir” dedi.
Paralel yapıyla mücadele koordinasyon merkezi
“Paralel Yapıyla mücadelede ‘Paralel Yapıyla Mücadele Koordinasyon Merkezi’ kurulmalıdır” diyen Külünk, “Bu mücadele kişilerin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Bütün bilgiler bu kurulacak merkezde toplanmalıdır. Bu örgütü daha tam manasıyla Türkiye tanımıyor. Bu örgütün üzerine üniversiteler doktora tezleri yapmalıdır. Bu örgüt Türk devlet geleneğinin son bin yılda karşılaştığı en tehlikeli örgüttür. Siyasetçilerin bir kısmı bizim arkadaşlarımızda dâhil bu örgütle mücadeleyi bir takım hassasiyetli insanların vicdanlarına bırakmış durumda. Bu örgütle mücadelede Sayın Erdoğan’ı yalnız bırakma konusunda iki arada bir derede kalan anlayışla bu mücadele olmaz. Bu örgütle mücadele devletin bekası ve milletin bekası açısından bir devlet meselesidir” şeklinde konuştu.
PKK’yı destekleyen akademisyenlere şehit ve şehit yakınlarının fotoğrafıyla ‘Bu fotoğraftakilerinki can değil mi? Bu çocukların bakışları o akademisyenlere göre acı değil mi? Neden bu acıya sessiz kalıyorlar?” dedi.
MİLAT - ENES BABACAN - EZGİ ÇELİK / ANKARA