PKK’nın Brüksel Musameresi

Bu kasıtlı bir provokasyon mudur, yoksa sadece bir şuursuzluk hali midir bilmiyorum

Tarih - 08-12-2012 10:15

Yalçın Akdoğan
PKK’nın Brüksel Musameresi
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Brüksel’de yapılan Kürt Konferansı’na katılarak ilginç mesajlar
vermiş. Hükümetin, müzakereye ikna edilmesi gerektiğini; Kürtleri halk, PKK’yı ise bunu temsil eden
taraf olarak kabul etmenin zorunluluk olduğunu söylemiş.
 
Lise müsameresi gibi geçen toplantıda en komik olan sözleri ise şöyle: “Şartların eşitlenmesi
gerekir. Bundan kast ettiğim Tayyip Erdoğan’ın İmralı’ya konması değil, Öcalan’ın İmralı’dan
çıkarılmasıdır. Şartlar ancak böyle eşitlenebilir”. Yani Demirtaş, PKK ile hükümeti iki eşit taraf olarak
görüyor ve Öcalan ile Erdoğan’ı terazinin iki kefesine koyuyor.
Bu kasıtlı bir provokasyon mudur, yoksa sadece bir şuursuzluk hali midir bilmiyorum. Ancak
sürekli müzakereden bahseden BDP’nin olmazı göstermek, oluru engellemek gibi bir
misyonu olduğu anlaşılıyor. Bu misyon kendilerine Kandil’deki farklı odakların taşeronu olan ve çözüm
sürecini sabote eden kanatlar tarafından mı verilmiştir, yoksa bir kifayetsizlik ve algı probleminin
sonucudur onu da bilmiyorum.
 
Bir terör örgütü ile demokratik bir hükümeti eşit görmek, bunun üzerinden örgüte meşruiyet ve
masumiyet oluşturmaya çalışmak ancak şuursuzluk olabilir. Bu tür örgütlerle görüşmeler yapan
hiçbir ülke bu örgütleri mazur ve meşru görmemiş, onlarla kendilerini eşitlememiştir. Hatta
değil devletler, bu örgütlerle ilişkili olan partiler bile bu örgütlerin eylemlerini tasvip
etmemiş, onları meşru gibi göstermeye kalkmamıştır. BDP, kendisini Kürtlerin asli temsilcisi ve
Öcalan’ı da Kürtler adına her türlü kararı alabilecek lideri gibi lanse ediyor; hükümete de üst perdeden bir edayla roller biçiyor. Bu öyle bir şaşkınlık hali ki, karşıdaki akılları donduruyor...
Şunu açıkça ifade etmek gerekir: Devletin ilgili kurumlarının ihtiyaç duyulması halinde İmralı ile
görüşmesi, hiçbir zaman örgütü meşrulaştırmaya, masumlaştırmaya yönelik bir
konumlandırma içermeyecektir. Çünkü buna kimsenin hakkı olmadığı gibi, hükümetin de böyle bir
zihniyeti yoktur. PKK, bir terör örgütüdür ve görüşmeden kasıt bu örgüte silah bıraktırmak ve nihai
çözüme yönelik dağdan indirmeyi sağlamaktır. Konferansta sıralanan maddelerin birinde, PKK’nın silahlı unsurlarının özerk bölge yönetimlerinde güvenlik görevlisi olarak istihdam edilmesinden bahsediyor.
 Bu şu anlama geliyor, PKK hiçbir zaman silah bırakmak istemiyor, silahlı gücüyle Kürtlere tahakküm
kuracağı bir siyasi otorite tesis etmeye çalışıyor.
BDP’lilerin KCK ve PKK’lılarla Brüksel’de bir araya gelip ‘ütopyalarını’ konuşmaları teröristle
kucaklaşmanın salon versiyonudur. KCK yürütme kurulu üyesi olan Zübeyir Aydar ve PKK’nın
Avrupa ayağındaki uzantılarının bulunduğu bu toplantının ana fikri, PKK’nın Avrupa’daki ‘terörist’ vasfını kaldırmaktır... Sürekli dediğimiz gibi BDP siyasi hayatını PKK’yı meşrulaştırmaya adamış durumda... Bu toplantı da bu misyona hizmet ediyor.
Sürekli devlete çağrı yapan bu zevat terör örgütüne yönelik tek bir cümle edemiyor...
***
Hakkını yemeyelim, Demirtaş daha önceki diyalog sürecinde üzerlerine düşen katkıyı
yapmadıklarını, BDP’nin çözüm sürecinde etkisiz kaldığını, demokratik siyaseti güçlendirecek
sorumlulukları yerine getiremediğini falan da söylemiş... Toplantının geneli ise tam da bu
özeleştiriye örnek olacak şekilde, nasıl sürece zarar verilebileceğini gösterecek mahiyette geçmiş...
En komik olanı ise konferansın önerileri içinde geçen “Kürt bölgelerinde bir ekonomik kalkınma
seferberliği başlatma kararlılığı ortaya konulmalı ve devlet destekli yatırımlar
başlatılmalı” maddesi... Devletin yıllardır yaptığı işler öneri diye sunuluyor, hem de terör örgütünün
bugün bile buna engel olmak için yaptığı sabotajlar düşünülmeden...
Günün Diğer Haberleri