Tarikatlar Yasak Olduğu İçin mi Denetlenemiyor!

1925’ten beri yürürlükte olan 677 sayılı kanun nedeniyle tarikatların resmi olarak “yok” sayılması, yapıları denetlenemez hale getirerek merdiven altına mı itiyor?

Güncel - 05-11-2026 17:56

Yasal Çerçeve ve Fiili Durum

30 Kasım 1925’te kabul edilen 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun ile tarikatlar, tekkeler, zaviyeler ve şeyhlik, dervişlik, müritlik gibi unvanlar yasaklandı.

Kanun, Anayasa’nın 174. maddesiyle korunan devrim kanunları arasında yer alıyor. Bu nedenle basit bir yasa değişikliğiyle kaldırılamıyor; Anayasa değişikliği gerekiyor.

Pratikte ise tarikatlar ve cemaatler yok olmadı. Çok partili hayata geçişten itibaren, özellikle son dönemde dernek, vakıf, Kur’an kursu, yurt ve pansiyon gibi yasal kılıflarla faaliyetlerini sürdürüyorlar. Ortaya “resmiyette yok, fiilen var” tablosu çıkıyor.

“Merdiven Altı” Argümanı ve Diyanet’in Eski Değerlendirmesi

“Yasak olduğu için denetlenemiyorlar” iddiası, tartışmalarda sıkça dile getiriliyor. Resmi olarak yok sayılan yapıların bir kısmının gayri resmi yöntemlerle faaliyet göstermesi, şeffaflığı zorlaştırabiliyor. Bu durum, mali denetim ve özellikle çocuk koruma konularında risk oluşturabiliyor.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da geçmişte benzer bir değerlendirme yapmıştı. Sosyal bir gerçekliği kanunla yok saymanın, bu yapıları daha denetimsiz ve istismara açık hale getirebildiğini belirterek, dinin sivil yapısına gölge düşürmeyecek şekilde kontrol ve rehberlik mekanizması kurulması gerektiğini söylemişti.

Denetim Araçları Zaten Var

İddianın haklı bir yönü bulunsa da eksik olduğu belirtiliyor.

Tarikatlar ve cemaatler zaten dernek ve vakıf üzerinden faaliyet gösteriyor. Bu yasal yapılar, Vakıflar Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından denetlenebiliyor. Sorun çoğu zaman yetki eksikliğinden değil, uygulamanın zayıf kalmasından kaynaklanıyor.

FETÖ örneği bu noktada sıkça hatırlatılıyor. Örgütün yasal dernek, vakıf, okul ve şirket yapıları vardı; uzun süre dokunulmamasının nedeni yasal yasak değil, siyasi ve ekonomik koruma ile denetim zaafıydı. Çocuk istismarı ve mali istismar vakalarında da benzer bir tablo görülüyor: Sorun genellikle “yasak yüzünden denetlenemiyor” gerekçesinden ziyade, denetimin yapılmaması veya görmezden gelinmesiyle ortaya çıkıyor. Yasal kılıf altında faaliyet gösteren yerler de denetlendiğinde sorunlar tespit edilebiliyor.

Tartışmanın Özeti

Tamamen yasaklama ve “yok sayma” politikasının bazı yapıları gölgede bırakıp şeffaflığı azalttığı kabul ediliyor. Bu nedenle “yasallaştırıp denetleyelim” argümanı, özellikle mali ve çocuk koruma açısından mantıklı bulunuyor. Ancak denetlenememenin asıl sebebi yasal yasak değil. Mevcut yasal araçlarla (dernek-vakıf denetimi, kamu personeli etik kuralları, eğitim kurumları denetimi) çok şey yapılabilir. Asıl mesele siyasi tercih ve uygulama iradesidir.

677 sayılı kanunun Anayasa’nın laiklik ve devrim kanunları koruması çerçevesinde yer alması, yasanın kaldırılmasını daha derin bir anayasal tartışmaya dönüştürüyor. “Yasak olduğu için denetlenemiyorlar” cümlesi tartışmada sık kullanılan bir gerekçe olsa da, denetim sorununun büyük kısmı yasal boşluktan ziyade uygulama ve siyasi tercihlerden kaynaklanıyor.

 

Günün Diğer Haberleri