Ömrün o mağrur sonbaharını süren, her gün biraz daha kalabalıklaşan bir cihanda her gün biraz daha tenhalaşan o mahzun kuşak…
Rehberimi yukarı doğru kaydırdıkça, sinemin tam ortasına ağır, tarifsiz bir ıstırap oturdu. İsimler tek tek azalıyor, eski dostların yerini derin, dipsiz bir sükûnet alıyor. Hayat gailesi, geçim telaşı derken her birimiz zamanla başka şehirlere savrulduk, fersah fersah uzak düştük. Ama mesafeler, yürekte demlenen o sarsılmaz muhabbeti hiç eksiltmedi.