SİS DAĞI’NI KALDIRALIM!

“Sisdağı’nın başında borana bak borana Bütün arkadaşları bekliyoruz horona…” İlkokul yıllarımdan bir bu, bir de ‘Çayda çıra’ bugünlere kadar gelenlerden..

Analiz - 12-08-2014 15:34

Samsun Müftüsü Yrd. Doç. Hayrettin Öztürk, Trabzon'un Şalpazarı İlçesi'nde 195 yıldır  (yazıyla yüz doksan beş) düzenlenen  ‘Sis Dağı Yayla Şenliği'nde bir konuşma yaparak, Kadınla erkeğin bir arada Horon oynamasının dinimizce haram olduğunu söyledi..

Konuşmasını birkaç adım daha ileri taşıyarak,

"Bunu söylemek benim görevim. Sizi uyarmazsam bana da hesabını Allah sorar. Yanınızdaki kardeşiniz bile olsa kadınlı- erkekli el ele tutuşup horon oynayamazsınız. Kadınların kendi aralarında horon oynamalarının İslam'a göre hiçbir sakıncası yoktur. Kendi aralarında oynarlar, kendileri izlerler. Samsun Müftüsü olarak ben bile izleyemem kadınların o horonunu. Siz hiç izleyemezsiniz. Demek ki kadın oynayacak kadınlar izleyecek. Erkek oynayacak, kadın- erkek izleyecek. Kadın erkek karışık şekilde oyun oynamak İslam'a göre haramdır ve hesabı vardır. Türküler de müstehcen olmayacak" dedi.

Konuşmasında kadın erkek kaynaşmasının, ele ele tutuşmasının günah olmasından daha fazla uyarı var..

“kardeşiniz bile olsa kadınlı- erkekli el ele tutuşup horon oynayamazsınız” diyor..

Seyredilmesi de caiz değil..

Tamam horonu yasakladık..

Bir bomba daha;

“Türküler de müstehcen olmayacak"

Tamam türküleri de yasaklayalım..

Şimdi, Yrd. Doç. Hayrettin Öztürk’ün çelişkisine gelelim;

Kardeş bile olsa el ele tutuşarak Horon oynamanın haram olduğunu hatırlatan ve hatta türkülere de ince ayar veren Öztürk, elinde mikrofon, binlerce kişinin bulunduğu “Sis Dağı Yayla Şenliklerinde” bir fıkra anlattı..

"70 yaşındaki bir hacı amca eve gidiyor, 'Hanım, Samsun Müftüsü'nü dinledim. Uzat elini de göz göze gelelim. Bakalım hayatımızda ne gibi değişiklikler olacak. Müftü bir şey biliyor herhalde' diyor. Sonra geldi bana anlattı. Hocam elini uzattı hanım ama gözüme bakmıyor. Dedim ki ona 'Hanım müftü göz göze gelmemizi söyledi.' Hanım da bana dedi ki 'Efendi efendi, kablolar koptu cereyan alamiyirim.' Ben de dedim ki 'Hanım doğru söylüyorsun. Gençken sana dokunmadan da elektriklenirdim. Şimdi jeneratör de işe yaramıyor.' Onun için kardeşlerim, şu anda elektrik alıyorsunuz güzel. Elektrik alamayan da var. Cereyanınızı alırken, elektriği almasını bilin, bir gün kablolar kopacak. Eşinize çocuklarınıza güzel davranın. İnsanlarla iyi geçinin. Küs durmayın. Küs duranın ibadetini Allah kabul etmez."

Biz bu ve benzeri fıkraları kendi aramızda, bayanların bulunmadığı arkadaş ortamında anlatıyoruz..

Horona ve türkülere müdahale eden müftümüzün anlattığı fıkrayı kulağı duymuyor mu?

Sıkıntı burada..

Ortalığı karıştıran da bu..

Yoksa az biraz ilmihal bilgisiyle İslam’a göre kadın erkeğin horonda da olsa ele ele tutamayacağını bilmeyen yoktur değil mi?

Müftümüz Horonda, düğünde veya türkü dinlerken haremlik selamlık teklif ediyor gibi ama tebliğ yaptığı yere ve sonrasında telkine, anlattığı fıkraya bakın..

Tebliğ yaptığı yer ‘195. Sis Dağı Yayla Şenlikleri’

İlk şenlik tarih doğruysa 1819 yılında yapılmış..

Yani hoca göle maya çalmış; bu fetva tutmaz.. Zaten 195 yıldır böyle bir fetva veren çıkmamış..

Türküler ve halk oyunları yani folklor, tıpkı horon gibi bir milletin kültürel kodları - renkleridir..  

Bu renkler de -tarihe bakarsanız anlaşılır- yüz yıllardan bu güne değişerek, dönüşerek, damıtılarak gelir..

İzini sürmeye kalkarsak kim bilir nerelere gideriz..

Yunanlı bestekar Yanni’nin ‘Deliverance’nı dinlerken horonun ritmi hissediliyor..

Tarihe bakınca aklıma geldi.. Daha ne kadar geri gidelim..

Dinlemek isteyenler için:

Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın