Bir evlat annesine hakaret edildiğinde nasıl susamazsa, bir millet bayrağı yakıldığında nasıl yüreği sızlarsa, inanan bir insan da Allah’ın adı küçümsendiğinde, Kur’an-ı Kerim alaya alındığında, İslam hakaret konusu yapıldığında ve Allah Resûlü’nün aziz hatırasına dil uzatıldığında sessiz kalamaz. İşte bugün size yöneltmek istediğim soru tam da budur: Siz ne zaman rahatsız olacaksınız? Hangi söz, hangi hakaret, hangi saygısızlık vicdanınızın kapısını çalacak? Daha kaç defa kutsallarımız hedef alınacak da “Artık yeter.” diyeceksiniz?
Bugün dünyanın farklı ülkelerinde, zaman zaman da kendi ülkemizde Allah’ın varlığıyla alay eden sözlere, Kur’an ayetlerini küçümseyen ifadelere, İslam’ı çağ dışı göstermeye çalışan söylemlere ve Peygamber Efendimiz’i mizah kisvesi altında hedef alan yayınlara rastlıyoruz. Bunlar yalnızca birkaç satırdan, birkaç karikatürden veya birkaç sosyal medya paylaşımından ibaret değildir. Bunlar, milyonlarca insanın inancını, sevgisini ve manevî dünyasını hedef alan davranışlardır. Elbette düşünceler konuşulur, fikirler tartışılır, eleştiriler yapılır. Fakat hakaret, hiçbir zaman düşüncenin yerine geçemez. Alay etmek, ilim değildir; küçümsemek, fikir üretmek değildir; kutsala saldırmak ise medeniyet göstergesi hiç değildir.