Tefekkür ve Zikir

"Fezkürûni ezkürkûm veşkürûli vela tekfürun" ayetinin çağrısı gaflet perdelerini yırtar.

Köşe Yazıları - 02-11-2026 17:36

 İnsana şöyle seslenir sanki:

Ey insan! Seni yokluktan varlığa çıkaranı, her gün yeniden rızıklandıranı, hatalarını bildiği hâlde tövbe kapısını açık tutanı unutma. Sen O’na yönel; O’nun rahmetinden ümidini kesme. Sana verilenleri gör, şükrünü göster ve nimetleri hakikate aykırı kullanma.

Unutma: Senin Allah’ı anman, O’nun sana muhtaç olduğu için değil; senin O’na muhtaç olduğun içindir. Senin şükrün O’nun mülkünü artırmaz; fakat senin kalbini gafletin darlığından kurtarır.

Ve insan, bir gün bütün dünyevî seslerin sustuğu yerde kendi hakikatine döndüğünde şunu anlayacaktır: Hayatın en büyük kazancı, dünyanın seni hatırlaması değil; senin Rabbini unutmaman ve O’nun rahmetine layık bir kulluk için gayret etmiş olmandır.

Çünkü insanın gönlüne asıl huzuru veren, dünyanın alkışı değil; “Beni anın ki Ben de sizi anayım” hitabının içinde saklı olan ilahî yakınlık ümididir.

**

Şükrün mahiyeti mevzuuna gelirsek, dilin şükrü hamdetmekse, nimeti hayırla anmak ve nimeti vereni unutmamak işin zirvesi degil midir?

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Günün Diğer Haberleri