TÖRE !
Eski Türklerde “Töre”daha çok devletin kuruluş düzeni ve işleyişi ile ilğili kuralları ifade etmekte kullanılmıştır
Köşe Yazıları - 11-02-2014 15:22
Eski Türklerde “Töre”daha çok devletin kuruluş düzeni ve işleyişi ile ilğili kuralları ifade etmekte kullanılmıştır. Daha sonra bu kural ve düzen alğısı Türk aile hayatı ve sosyal hayat alanlarına da girmiştir.Töreler ,yazılı olmayan spesifik normlar ve bir toplulukta yerleşmiş yaşam biçimlerini şekillendirir.Ortaya çıktığı ve yaşadığı toplumun sosyal karekteristik görünümünü oluşturan değerler bütünüdür.
Toplum dokusunu meydana getiren örf,adetlerimiz, aile değerlerimiz,ahlaki ve inanç yapımız,milli kültürümüzün özünü oluşturur.Bir milleti birbiriyle kaynaştıran, diğer toplumlardan ayıran en belirgin ayraçlardır töreler.
Türk toplumu sürekli sosyal ve siyasi sarsıntılarla yaşayagelmiştir.Bu sarsıntılar içinde doğru düşünmek,olayları doğru değerlendirmek yerine zaman içinde “doğru ve yanlış”kavramları birbirine karıştırılmıştır.Bunun en belirgin örneklerinden biridir “Töre”kavramı.
Töreler,eski Türk toplumlarında yol göstericidir,kıyıcı değil.Hanlar atası Oğuz Han söyler;
“Böyle töre yol_u erkan eyledi.”
Kendimize dönmenin ,kendi değerlerimizle varolmanın en can alıcı noktasıdır törelerimiz.
Göktürk Devleti Hanlarından,Bilğe Kağan’ın Türk Milletine nasihatinde saklıdır törenin bir millet için ne ifade ettiği.Şöyle seslenir Bilğe Kağan Türk Milletine:
Ey Türk!
Üstte gök çökmedikçe,
Altta yer delinmedikçe,
Senin ilini ve töreni kim bozabilir?
Kim bozdu törelerimizi?Nasıl bozuldu,neden kötü yönde, anlam kaymalarına uğradı zaman içinde?
Yusuf Has Hacip; “Töre konuşunca Han bile susar”demiş.Bu denli etkili yaptırım gücü olan törelerimiz ne oldu da bu gün gerçek anlamı ve değeriyle hatırlanıp,alğılanamıyor?
Ne olduda Töre denince;TCKnın 82. Maddesi gelir oldu akla?
Bazı sosyal konular vardır ki üzerine çok söz söylenir,toplumun en ortasında yaşamaya devam eder.O konu hakkında yüzlerce fikir beyan edilir.Çoğunluğu da kötü ve çapraşık fikirlerdir.Konuya önyargısızca yaklaşmak,olayı değerlendirmek bazı çevrelerce toplum vicdanı yanlış işletilerek izin verilmez.
Çok söz söylenir fakat yanlış alğının önüne bir türlü geçilemez.
İnsan durup düşünmeden edemiyor.Nasıl olur da Töre dendiğinde akla yalnızca;
Kadın namusu,
Kadın cinayetleri,
Kan davaları,
Berdeller,
Çocuk gelinler,
Tecavüz mağduru,daha “adolesan”dönemini bile tamamlayamamış gençkızların öldürülmesi geliyor?
Güvencesini “Töre”sel toplum kütünden aldığını öne sürenler nasıl yüreklendirilip,coşturulabiliyor işlenen cinayetler sonrası?
Töre kelimesini tehlikeli hale getirdiler.
Töreler emrediyor: Öldürün!
Korkak zihniyetlerin güç verdiği,eğitimsizliğin göz karartttığı,çaresiz insanların kanlarının akıtıldığı,feodal yapının vahşiliği bu akıl almaz mantalitenin önüne nasıl geçilebilecek?
Hastalıklı zihniyetlerin iyileştirilmesine nereden başlanmalıdır?
Sosyal ve toplumsal değerlerimizin çoğunluğu, inanç sistemimizi kendisine dayanak yapmıştır.
İslam dini, sosyal nizamı düzenleyici,insana ve insan yaşamına değer veren,yol gösterici bir dindir.İslam dinine göre de meşru kamu otoritesinden başka hiç bir güç ceza infazında bulunamaz.Din,ahlaki normlar ve hukuk kuralları bu tür eylemleri suç kabul eder ve onay vermez.Töre kisvesi altında işlenen cinayetlere azmettirici olarak gösterilebilecek Kuran’ın hangi ayeti vardır?Ya da Peygamber Efendimizin hangi hadisinden yola çıkarak yaptıkları insanlık dışı eylemlerine yön vermişlerdir?
Yoktur!
Gösteremezler!
En belirgin toplumsal bozulmalarımızın görülmeye başladığı dönem Tanzimat dönemidir,1.Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanan Gülhane Hattı Şerif, reform sürecinde,Türk Halkına ilk maddesinde;Tebanın can,mal ve namusunun güvence altına alınacağını belirtir.Türkiyenin ilk haklar bildirgesi olması açısından önemlidir bu bildirge.
Batılı yaşam tarzını ! Türk toplumuna entegre etmeye çalışan toplum mühendislerinin yanlışlarının acılarıdır çekilen yozlaşma ve sapmalar.
Modernizmi ısrarla vurguladıkları nesneye bağlı değişimlerde görmeleri,içsel ve öznel değişimlerin kendi öz erklerimizle yoğrulup biçimlendirilememesi,milli değerlerimize ilk kerteyi o dönemde vurmuştur.
Bakın bulunduğumuz yere!
Halen Gülhane Paktının okunduğu dönem ve konumdayız!
Yanlış gideni düzeltmek istiyorsak,halen düzeltemediysek,yanlışın yerine doğruyu nasıl koyacağız?
Yanlış yanlışla kan kanla temizlenmez! Bunu nasıl anlatacağız ?
Susup ,töreler adı altında sessizce ölüme giden çaresiz insanları seyretmeye devam mı edeceğiz? Güldünyalar her gün bir yerlerde hunharca katledilirken biz dünyayla bir olup gülmeye devam mı edeceğiz?
Gül dünya! Halimize gül!
Biz halen Gülhane parkında dolanıyoruz......
Hani insanlar doğuştan itibaren eşitti?Hani en önemli hak insanın yaşama hakkıydı?
Kağıt üzerinde kalan yasaların ölen insanlara neden faydası yok?
Türkiye senelerdir Avrupa Birliği kapısının önünde bekletiliyor.Sizce neden?
Türkler yobaz,gerici,anti_sosyal.....Kadınlarını boğazlayıp kuyuya atan karanlık zihniyetler alkış size nasılda haklı çıkarıyorsunuz dünyanın gözündeki kötü ve değişmez imajımızı!
Bir toplum dogudan batıya tüm bölgeleriyle aynı eğitim düzeyi,ekonomik,sosyal,psikolojik yaşam standartlarına kavuşturulamıyorsa bunun sorumlusu kim ya da kimler? Aile içi şiddet,aile meclisi,aşiret yasalarıyla yönetilen belli bölgelerimizde ki insanlara neden ulaşılamıyor?
Biz seyirciler;Elhamdülillah hepimiz Müslümanız.Hepimiz,sosyal,laik,hukuk devleti Türkiye Cumhuriyetinde yaşıyoruz.Ne sahip olduğumuz inancımız,ne hukuk kurallarımız bu tür çağdışı ve vahşi katliamları durduramıyorsa kim,nasıl,hangi güç durdurmayı başarabilecek?
Töre deniliyor adına!
El alem ne der söylevi ağızlarda.
Namus iki paralık oldu! İşte asıl sorun tam da burada aslında!
On paraya satılacakken iki paralık oldu! Aradaki sekiz kuruşun bedeli kafaya sıkılan kurşun!
Güldünya!
Günah işleten kadın! İşleyenin hiç suçu yok!
Parayla satılan kadın,satanın suçu yok!
Tecavüze uğrayan kadın,tecavüz edenin günahı yok!
Ahlakın ve namus kavramının tam olarak ne olduğunu kavrayamadan,ahlaksızlığı ve namussuzluğu tesbit edemeyiz!
İçeri giren katil; “Namusumu temizledim!”diyor....
Helal olsun!
Güldünya,halimize gül!
Elimizden bir şey gelmiyor aczinin arkasına sığınmak bizi şerden uzak tutmaz.Gün gelir aynı “Töre”yasalarının kelle kesmeye hazır,toplumun ve insanların üzerinde sallanan kılıcı altında buluverirsiniz kafanızı! Ülkemizin en dramatik gerçeği karşısında yapılacak en küçük bir sloğan,mesaj,direniş o masum yüreklere çare oluverir belkide! Ünzile’ler,Güldünyalar ölmesin diye.....
Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
On ikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
SUSAR KADIN ÜNZİLE!
Yağmuru kim döküyor,
ÜNZİLE KAÇ KOYUN EDİYOR!
DAYAKTAN USANALI HİÇ BİR ŞEY SORMUYOR.....