Devrimci bir önder TARIK BIN ZIYAD!

Tarık Sezai KARATEPE

29-08-2023 15:50

 

Koskoca yarımada, önce aforoz edilen, nihayet engizisyon pençesi altında inin inim inleyen mazlumlarla doluydu.

Vizigot seçkinler, dini siyasete/ticarete/hamasete alet ederek, Efendi-Köle düzenini kurmuşlardı.

Korku İmparatorluğu, paralı/parasız ajanlarla, lejyonlarla ayakta duruyor; nerde bir ‘Yeter artık!’ hareketi başlasa, saatler geçmeden bastırılıyordu.

Bağırış çağırış arasında götürülenlerin acı haberleri ulaşıyordu, şehirlere.

Hazret-i İsa´dan bir söz ulaşmamıştı, buralara.

Oysa İsa Resul´ün adına işleniyordu, cinayetler, vurgunlar, soygunlar, arsızlıklar, yolsuzluklar. Hesap Günü gelmeyecekti, sanki.

Faizi, Yahudiler sokmuş, Hristiyanlar beğenmişti. Kirli ilişkiler çarkına giren yerliler, ömür boyu hizmetkarı oluyorlardı, Saray´ın.

Siyon bankerler, bir ideal için buradaydılar: Borçlandır/Fakirleştir/Köleleştir!

Gerçi çeşitlenmemişti, bugünkü kadar. Taşıt yoktu ki taşıt kredisi olsun. İhtiyaç kredisinin ise esamesi okunmuyordu.

O gün toprakları, evleri… elinden alınan köylüler, zorla borçlandırılıyordu. Öyle tıpış tıpış gitmiyorlardı, emperyal bankalara.

Milli bankaları(!) da yoktu, saçma sapan!

Allah faizi yasaklamış, dini tekeline alan belamlar, ‘Şöyle de olabilir!’ diyerek, köşeyi dönmenin yoluna bakmışlardı.

Yine de beynini teslim etmemiş asil bir topluluk vardı, İber Yarımadası´ında.

Musa Nusayr´a haber yolladılar:

“Kurtar bizi, şeytanın adımlarından ve adamlarından!”

Nusayr, 40´ındaki Tarık bin Ziyad´a verdi görevi. Yıldırım hızıyla ayrıldı Tarık.

 

Yedi gemi, beş bin mücahidle!

 

Cebel artık Tarık Dağı idi, yedi asır sürecek bir medeniyetin ilk adımları atılıyordu, buradan.

 

Sahilde mendil sallayan anneler ve çocuklar, son kez görecekleri yiğitlere veda ediyorlardı.

 

Gemiler ufuk çizgisinde kaybolunca, mahzun mahzun döndüler evlerine. Çok geçmeden, garip bir huzur kapladı, yüreklerini. Teskin oldu kalpleri.

 

‘Cennette buluşmak üzere!’ idi, Kutlu Sefer.

 

Rodrik haber almıştı, yüz bin Haçlı ile akın etti, sahile. Yaşamayı seçenler kaçtılar, şehadet yolcuları ise sahile çıktılar.

 

Rodrik bindirilmiş kıtalar yolladı; Galiçya´dan, Leon´dan, Navarra´dan, Aragon´dan, Kastilya´dan…

 

Bir anda döndü Tarık, baktı arkasına. Kuşatma sürüyor, ama bir türlü netice alınamıyordu. Kıyıda gemiler varken zafer hayaldi. Bitkin düşen asker, dönmek istiyordu, belki de.

 

Buz kesen bir ses duyuldu:

 

“Gemileri yakın!”

 

Sebebini anlamıştı, asker. Kendi gemilerini yakmak da vardı, kaderde.

 

“Arkanız düşman gibi deniz, önünüz deniz gibi düşman! Nereye gideceksiniz?”

 

Kırılma noktasıydı, bu sözler. İşte, Hicret´ten 90 sene sonra İslam yurduydu, İber.

 

Şehirler düşüyor, kiliseler anahtarlarını teslim ediyorlardı.

 

“Allah´ın yardımı ve yakın bir fetih gelince” kalpler İslam´a açılmış, “İnsanların bölük bölük Allah´ın dinine girdiğini görürsün!” hakikat olmuştu, bir kez daha.

 

Gırnata´dan Kurtuba´ya, Toleytula´dan Madrid´e, Barselona´ya geçtikçe, yeni Müslüman olan on binler karşılıyordu, onları.

 

İspanyolca, Portekizce, Fransızca dua eden Müslümanlar vardı, Yarımada´da.

 

Şehirler hamamlarla, evler tuvaletlerle tanışmıştı. Çorak topraklar parklarla bahçelerle donanmıştı.

 

Çöl ikliminde, imkanı olmayan, ama mümkün´ü olan Mücahidler için İber Yarımadası, bir çiçek/sebze/meyve resitaline dönüştü.

 

Bir duygu patlaması yaşandı, İber´de.

 

Kıta santim santim elden geçiyor, evler yollar köprüler dükkanlar camiler… nakış nakış işleniyordu.

 

Fetih, Fransa´nın güneyine ulaştı.

 

Pireneler´de kıyasıya bir Hak Batıl savaşı yaşandı. Direnmek boşunaydı. Güney Fransa şehirleri, bir bir teslim oldu, medeniyete.

 

Daha Roma´da Köln´de… 200 yazma eser bile yokken, Kurtuba´da 2 milyon el yazması vardı.

 

Endülüs´ün artçı/öncü etkisi, Avrupa´yı sardı, kısa sürede.

 

Şimdi kıyılarda Tarık Yıldızı parlıyor, El Hamra ihtişamlı günlerini arıyor.

 

 

 

Tarık Sezai Karatepe

DİĞER YAZILARI Sen Yoksun Diye! Müjdecim! 01-01-1970 03:00 Larnaka: Sözün bittiği yer! 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Fetö İhanetinin Kara Kutusu: Aselsan Cinayetleri 01-01-1970 03:00 Srebrenitsa: 8372 yalanı! 01-01-1970 03:00 "Güzel bir borç!" ya da karz-ı hasen! 01-01-1970 03:00 Filistin, Anadoludur ! 01-01-1970 03:00 Bir Dava Adamı: Mithat Sevin... 01-01-1970 03:00 Uzun Hasan’dan Katsayı’ya, 6 Asırda Neler Oldu? 01-01-1970 03:00 Kafkasya’da Bir Halk! 01-01-1970 03:00 Kelle Koltukta Bir Serdengeçti! 01-01-1970 03:00 Yazıyı kim buldu? 01-01-1970 03:00 “İstanbul Sözleşmesi” değil, “Veda Hutbesi!” 01-01-1970 03:00 Strateji ve taktik insanı: Hz. Ebu Bekir! 01-01-1970 03:00 Bir Modern Çağ Alpereni 01-01-1970 03:00 Tiran, küllerinden doğarken... 01-01-1970 03:00 Kot işçisi ölüyor, farkında mısın? 01-01-1970 03:00 Menderes, Zorlu, Polatkan… İslam’ın üç şehidi! 01-01-1970 03:00 Mustafa Sabri Efendi: Gerçeğin Peşinde Bir Âlim! 01-01-1970 03:00 Selami Yurdan: Bosna’da İlk Şehit! 01-01-1970 03:00 Mustafa “yaman” bir avukat! 01-01-1970 03:00 Srebrenitsa: 8372 yalanı! 01-01-1970 03:00 5 Temmuz 93… Başbağlar 01-01-1970 03:00 Belene: ölüm tarlası! 01-01-1970 03:00 Sivaslı ahmet turan kılıç’a engizisyon! 01-01-1970 03:00 Kaybedilen savaş: bonzai! 01-01-1970 03:00 Arakan ölüyor, nerdesin? 01-01-1970 03:00 Gizlenen fetih: diyarbakır! 01-01-1970 03:00 Son Kullanma Tarihi Geçince… 01-01-1970 03:00
haber yazılımı