Daha çocuk yaşlarda anlamsız bulurdu:
“Neden insanlar, elleriyle yonttukları tahtalara taşlara taparlar?”
Uzun süren düşünce seanslarında, sırdaşı ve dostu Muhammed de olurdu, daima.
İki arkadaş, diğerlerinden ne kadar da farklıydılar. Oyunlarında haksızlık etmez, taraf tutmazlardı.
Çobanlık yapan Muhammed, koyunlarını ağıla bağlar bağlamaz, soluğu Ebu Bekir’de alırdı.
Ebu Bekir, babasının yanında kumaşçı çırağıydı.
Muhammed ile Ebubekir arasında parmakla gösterilen bu samimiyet fark edilirdi, kısa zamanda.
Neredeyse yaşıttılar. Ruhları anlaşmış, merak ilgi ve sorgulamaya dayalı bir sevgi köprüsü kurmuşlardı.
And içmişlerdi. Adalet eşitlik özgürlük ve güvenlik esaslı bir medeniyet kuracaklardı.
Muhammed öksüz ve yetimdi. Ebu Bekir’in ise hem annesi hem babası vardı.
Ebu Bekir ve Muhammed, 6 yaşına kadar birbirlerini görmemişlerdi. Çünkü Muhammed, çölde süt annedeydi.
Muhammed, Ebu Bekir’in anne babasıyla çok iyi anlaşır; Ebu Bekir de Muhammed’in ince huyundan ve asil tavrından etkilenirdi.
Ebu Talib, şefkatli bir amca idi. Yeğeni Muhammed’i gözü gibi sakınırdı. Babasızlığı hissettirmezdi. Karısı da anne merhametiyle yaklaşırdı, Muhammed’e.
İki arkadaş, bir süre sonra uzun ticaret yolculuklarına çıktılar.
Gece gündüz süren sohbetlerde şiirler okurlar, hikmetli sözler söylerlerdi.
Vefa ve cömertlik, hayatlarının mihengi olmuştu. Ergenlik çağında emsallerinde fark edilen zararlı alışkanlıklar ikisinde de görülmezdi.
Günah işlemez, kötülüğe aracılık etmezlerdi. İkisi de ‘Emin’di.
Onlara koca bir kervanı teslim ederler; iki gencin, sabahlara kadar gözüne uyku girmezdi.
Fizik aleminin ardındaki metafizik boyut, ikisini de cezbederdi. Yıldızlar kayar, soğuk çöl geceleri buz keser, sabahın ilk aydınlığıyla yorucu maraton yeniden başlardı.
Canlı ticaret hayatı ikisi de için de bir şanstı. Çinlilerle ve Türklerle tanışır, kağıdı tanır, yazıyı keşfederlerdi.
“İlim Çin’de bile olsa alınız!” ezbere söylenecek bir söz değildi.
İlk gençlik çağlarında Hılfu’l Fudul’e çağrıldılar. Grubun en genciydiler.
………………………..
“Denizlerin bir kıl parçasını ıslatacak suyu bulundukça….”
Yeryüzünün ilk insan hakları teşkilatı Hılfu’l Fudul, ‘Erdemliler Hareketi’ onları bir kez daha bir araya getirdi.
Yemenli tüccarın Kubeys dağındaki isyanına kayıtsız kalmadı, 2 genç. ‘Mazlumun yanında, zalimin karşısında’ olmaktı şiarları.
Kaçırılan kızlar kurtarılıyor, ödenmeyen borçlar tahsil ediliyordu… “Hira ve Sebir dağları yerinde kaldıkça ve üzerinde dağ tekeleri otladıkça” haklar teminat altındaydı.
Çünkü toplumsal barışın temeli, mal can akıl inanç ve nesil emniyetiydi.
………………………
Hira devrimi…
Hak edilmiş bir paye idi Peygamberlik… 40 yıllık uzun yol koşusu, Cebrail’in müjdesiyle zirveye çıkmıştı.
O, artık Hz. Muhammed’di, Alemlere Rahmet’ti.
Ebubekir ilk inanan erkekti, övgüye mazhardı.
Ticaret yolculuğu çıraklık, Hılfu’l Fudul kalfalık, Hicret ustalık dönemiydi.
Ebu Bekir varını yoğunu ortaya koydu. Toplumun her katmanı oluk oluk İslam’a giriyordu. En çok da köleler…
Bilal ve Fehira, “Allah Bir!” dedikleri için çöl sıcağında işkenceye uğruyordu. Kayıtsız kalamazdı Ebu Bekir, kurtardı ikisini de.
Ebu Bekir’in her şeyini İslam’a bağışladığını gören müşrikler, bu kez kin oklarını ona çevirdiler. Yılmadı, kalktı, Resulullah’ın evine gitti.
Ne ki onu en çok yaralayan, Nebi’nin uğradığı eziyetti; avazı çıktığı kadar bağırdı Ebu Bekir:
“Muhammed’i, ‘Rabbim Allah’tır’ dediği için mi öldüreceksiniz?”
………………………….
Korku duvarı yıkılıyor…
Resulullah, Habeşistan’ı işaret etti: “Orada hiç kimseye zulmetmeyen bir kral var!”
İslam artık Asya’dan Afrika’ya taşınıyordu. İlk kıtalararası yolculuk başlamıştı.
Ebu Bekir, Habeş kervanına katıldı; ta ki Değinne gelip: “Sana niye zulmediyorlar, sen cömert bir adamsın. Seni korurum!” diyene kadar.
“İbadetini evinde yapsın!” demişti Mekke Oligarşisi. Ebu Bekir,
Allah’ın Mesajı’nı okudukça, avlu duvarından izleyenler artmıştı. Müşriklerin toplum mühendisliği çaresiz kalıyordu.
Değinne geldi ve: “Evine gir Ey Ebu Bekir, yoksa seni koruyamam!”
Ebu Bekir için kırılma noktasıydı bu söz, Değinne kırmızı çizgiyi aşmıştı.
“Beni Allah korur!”
…………………………………
“Sen Sıddık’sın!”
Allah “Ol!” deyince olan bir olaydı, Mirac. Materyalist zeka kavrayamazdı, Mirac’ı.
Ebu Cehil’e gün doğmuştu:
“Arkadaşın Muhammed, gece, Mekke’den Kudüs’e, oradan göğe çıktığını söylüyor.”
Tokat gibi gelmişti cevap, Ebu Bekir’den:
“O diyorsa doğrudur!”
Resulullah, içini kaplayan ferahlıkla 50 yıllık arkadaşına en güzel sıfatı verdi:
“Doğru sözlüsün sen Ebu Bekir, ‘Sıddık’sın!”
……………………………
Yesrib ‘Medine’ oluyor!
Yesrib’den gelen gönül adamları, Mesaj’a kalplerini açtılar. Medine, özgürlük beldesi olacaktı. Resulullah, stratejik bir karar verdi:
“Hicret!”
Mü’minler Medine’ye ulaştılar, fakat akılları Mekke’de kalmıştı. Çünkü Resulullah henüz Mekke’deydi ve kuşatma altındaydı.
Resul, Ebu Bekir’e müjdeyi verdi:
“Belki Allah sana bir dost, bir yol arkadaşı nasip eder!”
Suikast, bir müşrik tuzağıydı; oysa “Allah, tuzakların en hayırlısını” kurmuştu.
Kapıda bekleyen her kabileden bir kişi, gecenin ilerleyen vaktinde içeri daldılar. Resulullah çoktan yola çıkmıştı.
Yatakta Ali vardı. Tembihlemişti, Resulullah: “Emanetleri sahiplerine ver!”
Düşmanlarının mallarını bile iade eden bir yüce gönüllülüktü bu.
Bir dost daha kazanmıştı Resulullah!
Şehit olmayı göze alan Ali!
……………………….
Sevr yolunda Ebu Bekir, Resulullah’ın bir sağında bir solunda bir önünde bir arkasında zikzak çiziyordu.
“Seni gözetliyor olabilirler, ey Allah’ın Resulü!” Hedef şaşırtıyordu, Ebu Bekir.
Mağarada idiler; örümcek ağ kurmuş, güvercin sanki yüz yıl önce yuva yapmıştı.
Allah, “…görmediğiniz bir ordu ile desteklemişti”, Resul ile yardımcısını.
Ebu Bekir ayak seslerinden tedirgindi. Sukunet verici bir cevap geldi, Resulullah’tan:
“Mahzun olma, Allah bizimle!”
Allah, Ebu Bekir’in fedakarlığını karşılıksız bırakmadı:
“İkinin ikincisi”ydi Ebu Bekir.
Teşkilatçı Ebubekir; Feriha, Uraygıt ve kızı Esma ile istihbarat ağı kurmuştu.
Muhaberesiz muharebe olmazdı. İstihbarat, önleyici savaştı; insanlık tarihi boyunca.
Medine, tarihinin en sevinçli gününü yaşıyordu. Önder ve veziri görünmüştü, uzaktan. “Ay doğmuş”tu, “Medine’nin üzerine” “Veda tepelerinden”
Evs ile Hazrec için bir onurdu, muhacirlere kucak açmak. Allah’ın övgüsüne mazhar oldu, iki kabile:
“Öz canlarına tercih ederler”di. Ebu Bekir, Resulullah’ın her saniye yanıbaşındaydı.
İlkti o, samimiyet sınavından geçmişti; dile kolay, yarım asırlık bir kardeşlikti.
…………………………………
Aişe 19 yaşındaydı
Resulullah, Ebu Bekir’den istedi Aişe’yi. Ne büyük bahtiyarlıktı, Allah’ın Resulü’nün kayınpederi olmak.
Ayşe bir gün sordu:
“Beni ne kadar seviyorsun?”
“Kördüğüm gibi!”
………………………..
Medine ‘Şehir’ oldu
Muhacir ile Ensar ikili ikili kardeş oldular. Yeryüzünde ilk kez, inananlar birbirinin sigortasıydı.
Muhacirler de boş durmamış, Medine’ye katma değer kazandırmışlardı.
Medine artık yarımadanın en güçlü şehriydi. Mekke ise kof zihniyetin esareti altında inliyordu.
……………………………………
Bedir, ilk sınav!
Muhacirle Ensar, ortak düşmana karşı saf tuttular. Resulullah’ın yüzündeki mutluluk gözlerden kaçmıyordu.
Sabrının mükafatını almıştı.
Ebu Bekir, çadırını Resul’ün hemen yanıbaşına kurdu. Harp kızışmıştı.
Ebu Bekir duaya yeni bir bakış açısı getirmişti.
Dua, her an Allah ile birlikte olmaktı.
“Ey Allah’ın Resulü! Allah’tan acele yardım iste. Allah sözünde durur!”
“Bin melekle” yardım gelmişti, ışık hızından daha süratli.
70 Mekkeli esir, Müslümanlar için gönül ferahlığı ve güçtü. Ne olacaktı bu esirlere?
“Öldürelim!” sesleri arasında Ebu Bekir öne çıktı:
“Fidye alalım ve Müslüman olmaları için uğraşalım!”
Resul bir kez daha övdü Ebu Bekir’i:
“Ebu Bekir’in durumu İbrahim’in durumu gibidir!”
Öldürseler bütün esirler cehenneme gidecekti, oysa Müslüman olmaları için bir imkan vardı.
Fidyenin en güzeli, 10 çocuğa okuma yazma öğretmekti. Böylece Müslümanlarla tanışma fırsatı doğacaktı, esirler için.
……………………
Okçular tepesi
Mekke, öç almak için yola çıktı. Çalgıcılar, dansözler, şairler… olası bir zaferi kutlamak için geldiler, Uhud’a.
Harp, Müslümanların lehine cereyan ederken, kıyamete dek çıkmayacak bir acı yaşandı:
Okçular “Savaş bitti!” sanarak yerlerini terk etmişlerdi.
Oysa Resulullah, “Cesedimi kargaların parçaladığını görseniz dahi mevzinizi terk etmeyiniz!” buyurmuştu.
“Gördüğüm hiçbir şeyden korkmam!” diyen Hamza da şehitler arasındaydı.
Ebu Bekir, Resul’ün önünde canını siper ediyordu. Hep o vardı, ne güzel arkadaştı.
………………….
Hudeybiye’de bir akil adam
Görünürde Müslümanların aleyhine idi, Hudeybiye. Bir yönüyle de onur kırıcıydı.
Ama Resul terbiyesi almış Ebu Bekir, ferasetiyle, Hudeybiye’nin Mekke’nin Fethi için ön hazırlık olduğunu sezmişti.
Ensar ile Muhaciri sakinleştirmek de ona düşmüştü:
”Kendinizi dizginleyiniz. O, Allah’ın elçisidir!”
………………………..
Güven veren…
Malının tümünü bağışlayan Ebu Bekir, muhtaçlara yardım eden Ebu Bekir, savaşta ve barışta Ebu Bekir, sabır yüzlü Ebu Bekir, çileye talip Ebu Bekir…
“Geriye ne bıraktın Ey Ebu Bekir?”
“Allah’ı ve Resul’ünü bıraktım!”
……………………..
Ültimatom…
“Müslümanlar gelecek yıl haccetmeyecekler, Kabe’yi tavaf etmeyecekler”di.
“Büyük Hac Günü” Ebu Bekir Hac Emiri idi. Yardımcısı ise Ali.
Hicret Gecesi gibi, merkezde Resulullah, yakınında Ebu Bekir ve Ali.
120bin sahabi Arafat’ta Veda Hutbesi’ni dinledi. Resul’ün yanında Ebu Bekir.
Resul, “Bugün dininizi kemale erdirdim. Nimetimi tamamladım. Din olarak İslam’ı seçtim!” ayetini okuyunca, Hicret Arkadaşı’nın dünyasını değiştireceğini anladı ve hüzne kapıldı, Ebu Bekir.
.........................
18 yaşında bir komutan: Usame
Sefer Şam’a idi. Resul, Usame’yi komutan seçti. Ömer ile Ebu Bekir orduda neferdi.
Usame’nin görevi, Bizans ve İran sınırlarını güven altına almaktı. Sürdü çıkardı düşmanı.
Resul, zaferin gerçek sahibinin Allah olduğunu göstermek istiyordu. ‘Müminlerin imanı pekişsin!’ diye.
Gençlik enerjisi ile orta yaş tecrübesini harmanlıyordu, Allah’ın Resulü.
………………………….
“Dostum Ebu Bekir!”
Resul’ün hastalığı artmıştı:
“Ebubekir’e söyleyin. Namazı kıldırsın!”
Böylece kendinden sonraki olası hilafet tartışmalarına son noktayı koymuştu, Allah’ın Resulü.
Bir gün Ebu Bekir’i arıyordu Resulullah.
“Anam babam çocuklarım feda olsun sana, Ey Allah’ın Resulü!” Gözyaşı sel oldu aktı.
“Ebu Bekir’in kapısı hariç, mescide açılan kapıları kapatın!”
……………………………..
Dünyanın en acı günü
Ümmeti için geçen bir ömür, noktalanıyordu. Ölüm Meleği belirdi, bir anda. Veda vakti gelmişti.
Kabullenmek ne kadar zordu. Saatlerce süren hıçkırıktan sonra kendini toparladı Ebu Bekir:
“Hayatın da ölümün de tertemiz!”
İlk hutbesini verdi:
“Kim Muhammed’e inanıyorsa bilsin ki Muhammed vefat etti. Kim Allah’a inanıyorsa bilsin ki Allah Baki’dir!”
Yaradan’ın Mektubu’nu okudu:
“Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o, ölür veya şehit edilirse gerisingeriye eski dininize mi döneceksiniz?
Kim irtidat ederse Allah’a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır.”
Allah, müminleri ‘dinden dönme’ olaylarına karşı uyarıyordu. Zaten mürtedler de fırsatı kaçırmamışlardı.
……………………………..
İnisiyatif insanı
Ensar, Ubade’nin halife olması için toplandı. Ebu Bekir haber alır almaz, Ömer’le birlikte toplantıya katıldı.
‘De facto’ oluşturdu. Liderlik inisiyatif almaktı. Ensar’ın iyi niyetli, fakat sonu hüsranla bitecek halife seçimine müdahale etti:
“Biz göç edenleriz. Siz yardım edenlersiniz. Kardeşlerimiz ve ortaklarımızsınız. Kureyş Arapları ise bundan habersiz ve gafildirler. Biz emiriz, siz vezirsiniz!”
Kararlılık, fitneyi önlemişti.
Ömer ve Ubade, Ebu Bekir’e tabi oldular.
“En hayırlınız olmadığım halde beni lider seçtiniz. İyilik yaparsam yardım edin, kötülük yaparsam uyarın.
Zayıf, güçlüden hakkını alana dek benim yanımda güçlü; güçlü, zayıfa hakkını veren kadar zayıftır.
Allah’a itaat edersem itaat edin, isyan edersem itaati terk edin!”
Siyaset tarihine geçecek bu sözü, bütün duvarlara, bilbordlara asmalı ki, dünya çapında çağlarüstü bir lider Ebu Bekir’i insanlık tanısın, sevsin.
…………………………
“Resulullah’ın komutanını değiştirmem!”
Usame’nin değiştirilmesini isteyenlere öyle kızdı ki, neredeyse gözleri yuvasından çıkacaktı:
“Vallahi, yırtıcılar tarafından lime lime edileceğimi bilsem, yine de Usame’yi Resululllah’ın vazifelendirdiği yere tayin ederim.”
Ömer’i Medine’de tutarak, hem münafıkların Ömer’i kullanmasını engelledi, hem de Ömer’i fitneden korudu.
………………………………….
Ekoloji ve etik dersi
Orduya hitap etti, Ebu Bekir:
“İhanet etmeyin. Sözünüze sadık olun. Ganimette haksızlık etmeyin. İhtiyarları, kadınları katletmeyin. Hurma ağaçlarını yakmayın.
Meyve ağaçlarını kesmeyin. İsraf etmeyin. Manastırlarda inzivaya çekilenlere dokunmayın!”
……………………
Usame’nin zaferi
Usulde doğruluk, vusulde bereketi getirmişti. Resul’ün komutanı zaferlerle döndü.
Mürtedleri ve sahte peygamberleri bir korku aldı. Bir daha isyana yeltenemediler.
………………….
“Bağını bile vermezseniz…”
“Namaz kılalım ama zekat vermeyelim!” diyen güruh güç toplamaya başladı.
Yumuşama siyaseti izleyenlere karşı çıktı Ebu Bekir ve:
“Vallahi, zekat hayvanlarının bağını bile saklarsanız, Resul’ün savaşmaktan caymadığı bir hususta, cihaddan vazgeçmem!”
Medine, Ebu Bekir’in dirayetli siyasetiyle huzura kavuştu. Bütün kabileler zekatlarını getirdiler.
………………………
Sahte peygamberler…
“Komuta bende!” dedi, Ebu Bekir!
Zırhını kuşandı. Miğferini taktı. 11 sancak ve 11 komutan, muhteşem bir manzara meydana getiriyordu.
Kimler yoktu ki…
Allah’ın Arslanı Halid Bin Velid, İkrime, Şurahbil…
Umman’dan Kenya’ya bir büyük cihad ordusu idi.
Ordular, yalancı peygamberleri alaşağı etmişlerdi. Şimdi sırada çağın iki süper devleti(!) vardı.
İran ile Rum’u yenip, yarımadayı huzur ve güven beldesi yaptılar.
Bizans İmparatoru ve İran Kisrası, Hakk’a boyun eğdiler.
İslam artık, Orta Asya içlerine, Afrika vahalarına, Anadolu’nun merkezine doğru genişliyor…
“Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman, insanların fevc fevc Allah’ın dinine girdiklerini görürsün!” hakikati, bir kez daha teoriden pratiğe dönüşüyordu.
Tarık Sezai Karatepe
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)