Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak

Levent BİLGİ

27-07-2020 13:59

Tolstoy’un günlüklerine bayılırım. Hele bu yaz ve tatil günlerinde döne döne tekrar okur, yazarın kendi muhasebelerinden, kendine karşı şiddetli kavgalarından ben de kendi hayatıma dair özeleştiriler, kavgalar çıkarırım.

Tolstoy 80 yaşında yazdığı o birbirinden harika notlarının birinde şöyle söylüyor:

“Ancak şimdi asıl iş başlıyor. Ancak seksen yaşındayken yaşam başlıyor. Ve eğer yaşamın zamanla ölçülemeyeceği anlaşılırsa bunun da bir şaka olmadığı anlaşılacaktır.”

Ve 82 yaşında şu notu paylaşıyor:

“Çalışamıyorum, yazamıyorum. Yine de Allah’a şükür kendi üzerimde çalışabiliyorum. Hala ilerleme kaydediyorum.”

Tolstoy’un günlükleri hayatının sonuna kadar düşünen, yazan, hayatla, kendisiyle mücadele içinde olan bir entelektüelin muhasebelerini gösteriyor bizlere.

70 yaşında olan Fehmi Koru denilince aklıma ilk gelen kelimeler ise bugün en çok muhtaç olduğumuz doğruluk, dürüstlük, hakperestliktir.

Kendisinin gazetelerde ilk yazmaya başladığı dönemlerde biz henüz İstanbul’da üniversite öğrencisiydik. O yıllardan bu günlere pek çok konuda “Fehmi ağbi ne söylemiş?” diye baktığımız yazıları bize örnek  olmuştu.

Ama bana Fehmi Koru ile ilgili üç kelime söyle deseler; doğruluk, dürüstlük, hakperestlik derdim.

Şimdi televizyonların, gazetelerin en tepelerinde duran bazı yazarlara bakıyorum; 28 Şubat döneminde gösterdikleri sapasağlam duruştan eser göremiyorum. Bilakis tepeler gücün, paranın, makamın, şöhretin karşısında eğilen sözde entelektüeller ile dolu.

Fehmi Koru eğer isteseydi en tepelerde onlardan biri olabilirdi.

O sadece doğru söylemeyi, yanlışa yanlış demeyi seçtiği için bir zamanlar kendisini el üstünde tutanlar bugün görmezlikten gelmeye çalışıyorlar.

Çünkü bizde “Düşmanıma karşı her şeyi söyleyebilir, haklı haksız her şekilde eleştirebilir, ama bizim yakada olanları eleştiremez, yanlışlarını söyleyemezsin.” anlayışı en büyük putumuz olmuş.

Özeleştirinin herkese, hepimize lazım olduğunu dünyamızdan çıkarmışız.

Küçük insanlar bizleri alkışlayıp, slogan atmalı. Ortanca insanlar alkışlamalı. Ama Fehmi Koru gibi insanlar sadece sussa bile yeterliydi.

Ama işte o hakperestlik yok mu!

Fehmi Koru’nun 80’li yıllardan beri okuyucusu olan bana verdiği en büyük ders işte bu hakperestliktir.

“Hakkın hatırı âlidir hiçbir hatıra feda edilmez.” der Bediüzzaman.

Said Nursi ile Fehmi Koru arasında hep bir tavır benzeşmesi görürüm.

Bediüzzaman  Abdülhamid’den Doğu’da din ve fen ilimlerinin okutulacağı medreseler isteyip, bunda ısrar edince önce hapishaneye, sonra tımarhaneye gönderilmişti.

İttihatçılarla beraber hürriyet, ve istibdadın kalkmasını istedi. Ancak İttihatçılar istibdada başlayınca hakperestliği  onu susturmadı ve Divan-ı Harb-i Örfi’de idamla yargılandı. Zalimler için yaşasın cehennem sözü bu yargılamanın ürünüdür.

Sonra Kurtuluş Savaşı için çalıştı. İngilizler hakkında ölüm emri çıkarttı. Savaştan sonra meclise davet edilip konuşmalar yaptı. Ancak  meclisin muktedirlerini alkışlamadığı, yanlışlarını söylediği, en önemlisi de hiç susmadığı için yıllarca sürgünlere ve hapislere gönderildi, defalarca idamla yargılandı.

Said Nursi ve Fehmi Koru’nun makbul insan olmaları için sadece susmaları yeterliydi. Onlardan alkış bile istenmiyordu. Sadece bizim mahalle sakinleri yapıyorsa doğrudur anlayışını istediler. Sana ne başka mahallenin çocuklarından, Ahmet Altan’ından, Nazlı Ilıcak’ından, Osman Kavala’sından dediler.

Ama ikisi de susmadı, susamadılar. Hakperestlikleri, doğrulukları onları susturmadı.

Said Nursi çoktan vefat etti. Bence dünyanın pek çok yerinde binlerce genç bu sakıncalı(!) insanın kitaplarını coşkuyla okumaya devam ediyorlarsa Bediüzzaman’ın hayatındaki dosdoğru çizgiden ve hakperestliğindendir.

Fehmi Koru 70 yaşında. Bugün hala dimdik her mahallenin doğrularını ve yanlışlarını yazabiliyor, kimde olursa olsun hakkı savunabiliyorsa saygıyı ve sevgiyi hak ediyor demektir.

Haksızlıkları, adaletsizlikleri, zulmü alkışlayan, en azından sessiz kalıp susan sahte entelektüellere rağmen.

DİĞER YAZILARI İtibar 01-01-1970 03:00 Zencilerin Protestolarında Beyazların İşi Ne! 01-01-1970 03:00 Bu Yazıyı Okumayın, Öleceksiniz 01-01-1970 03:00 Broadway Ve Fitne 01-01-1970 03:00 İnsanlığa Koronavirüs Mesajı 01-01-1970 03:00 Kassandra Damgası veya Koronavirüs 01-01-1970 03:00 Carpe Diem Veya Derviş 01-01-1970 03:00 Neler Yapmadık Şu Vatan İçin 01-01-1970 03:00 Özgür Ve Özgün 01-01-1970 03:00 Çağdaş Müslümanın Çağdaş Prensipleri! 01-01-1970 03:00 Şehir, Deprem, Toki Ve İş Bilmek! 01-01-1970 03:00 Dinî Değil, Din Algımızı Değiştirmek. 01-01-1970 03:00 2020 düşünceleri: söz sükut olmak, ilham filan…! 01-01-1970 03:00 İnternet Kasırgası 01-01-1970 03:00 Davamız sağ olsun! 01-01-1970 03:00 Kendimden Haberim Yok, Dünyadan Haberim Olsa Ne Olacak 01-01-1970 03:00 Tenkit, Muhalefet Veya İktidarların Körleşmesi 01-01-1970 03:00 Soğan Severler Derneği 01-01-1970 03:00 Elimizden gelenin en iyisini yapmak artık yeterli değil. imkansız görüneni yapmalıyız 01-01-1970 03:00 Bin Can İle Arzu Edilir Bir Seyahat: Ölüm 01-01-1970 03:00 Kurban, Kalp Ve Dost 01-01-1970 03:00 Dostlukların/Aşkların Son Kullanma Tarihi 01-01-1970 03:00 Darbeler Ve Fareler -1 01-01-1970 03:00 Küçücük! 01-01-1970 03:00 Good Words Anoint A Man, İll Words Kill A Man 01-01-1970 03:00 Kırmızı Işık Ve Ramazan -1 01-01-1970 03:00 Mehmet Akif’te İstiklal, Hürriyet Vurguları 01-01-1970 03:00 Profesyonel Yöneticilik Çağı 01-01-1970 03:00
haber medya kadın