Bu hayatta yüzde yüz emin olduğum üç beş konu say deseniz ilki sizin ve benim, hepimizin bir gün mutlaka öleceğimiz olurdu.
Zalimi de, mazlumu da, fakiri de, zengini de, çöpçüsü de, cumhurbaşkanı da ölecek.
Bu, “Doğanın kanunu böyleymiş, yapacak bir şey yok, kabullenip keyfimize bakalım.” diyerek geçiştirebileceğim bir şey değil.
Sizi muhteşem lüks, özel bir uçağa bindirmişler, Ankara’ya asmaya götürüyorlar, nasıl etrafınızdaki güzelliklerden, yemeklerden, makamlarınızdan, paralarınızdan kazandıklarınızdan keyif alabilirsiniz? “Ya nasıl olsa bir gün öleceğiz, şimdi biraz keyfimize bakalım, hosteslerin sunduğu yiyecekleri götürelim, uçağı ve dışarıdaki manzaraları seyredip günümüzü gün edelim.” diyebilir miyiz?
Kendime, kainata, varlığa bakıyorum; bunların hiçbirinin kendi kendisine, tesadüfen olduğuna dair bir delil göremiyorum.
Bir zamanlar ortak bir arkadaşımla, yaratıcının varlığına inanmadığını söyleyen bir fabrika sahibi ve müdürü arkadaşını ziyaret etmiştik.
Fabrikanın arka tarafında dağ gibi odun yığınları toplanmıştı. Arka kapıdan tonlarca odun giriyordu. İçeride müdürü, muhasebecisi, temizlikçisi, işçisi otuz civarında akıllı, şuurlu, kudretli insan çalışıyor bir sürü makinede saatlerce bir çok işlem yapıyorlardı. Her yerde kuvvetli bir elektrik gücü hissediliyordu. Fabrikanın içi toz, duman, makina ve kimyasal kokuları, ses ve gürültü ile inliyordu. Odunlar içeriye girdikten ve işleme tabi tutulduktan 5/6 saat sonra ön kapıdan sunta olarak çıkıyorlardı.
Fabrika müdürü bir arkadaşımızın tanıdığıydı, fabrikayı gezdikten sonra bahçede çaylarımızı yudumlarken sohbete dalmıştık. Muzipliğim tuttu, dedim;
“Fabrikaya dünyanın pek çok yerinden getirilmiş odun giriyor, sonuçta bu kadar adam, enerji, makine ve güç ile yapa yapa bu suntaları mı yapıyorsunuz?”
Adam biraz bozulur gibi oldu, dedi “Ya ne yapacaktık?”
Dedim, “Mesela cep telefonu üretin. Telefonda daha çok para var.”
Müdür ortak arkadaşımıza bakarak dedi, “Arkadaşın çok muzip.”
Dedim “Evet muzibim, ama içeriye odun gibi şeyler girip, cep telefonu gibi mükemmel şeyler çıkan çok fabrika gördüm ben.”
Ortak arkadaşımız bu adam boşuna konuşmaz der gibi gülümserken, fabrika müdürü biraz da alaylı sordu; “Bana da göstersen de ben de yapsam şu işi.” dedi.
Dedim, “Gösteririm ama sen yapamazsın, onlar kendi kendisine oluyor.”
Müdür iyice bozulmuştu artık nezaketi bıraktı ve dedi, “Saçmalama!”
Dedim, “Niye, bak şimdi biz senin fabrikayı yandan görüyoruz. Arkadan odunlar giriyor, önden kalıp kalıp suntalar çıkıyor. İçerisi görünmüyor. Ben içerisini bilmeyen biri olarak desem ki, “Bu odunlar buraya giriyor, içeride kendi kendisine anlamadığım birşeyler oluyor ve kendi kendisine bu suntalar olup çıkıyor, ne dersiniz?”
Müdür dedi, “İyice saçmalıyorsun artık.” derim.
Bugünkü gibi bir bahar günüydü. Bahçede, tam karşımızda sarı, beyaz, kırmızı, pembe yeni açmış güller duruyordu.
Dedim, “İşte şu güller benim haklılığımı tam da sana cevap verecek.”
Dedi “Nasıl?”
Dedim, “Gül fabrikasına neler giriyor?”
Dedi, “Toprak, ışık, çekirdek, su, minareller.”
Dedim, “Peki bunların içinde şu güllerin rengini, farklı farklı kokularını, desenlerini, intizamını, gücü, kuvveti, birbiriyle uygunluğunu, tam da sevdiğim gibi oluşunu görüyor musun?”
Dedi, “Yok!”
Dedim, “İşte arkadan toprak, ışık, su, çekirdek giriyor, ama önden muhteşem, senin suntalar gibi kaba saba değil, tam da istediğim, sevebileceğim gibi rengarenk güller çıkıyor. Ama biz yandan baktığımız için içeride neler olduğunu göremiyor ve diyoruz bunlar kendi kendine oluyor.”
Arkadaşım gülümsemeye devam ediyordu. Fabrika müdürü elini çenesine götürüp güllere baktı, baktı, baktı. Dedi, “Ya yıllardır her baharda bu güller açar, ben hiç böyle düşünmemiştim.”
Birileri duymasın ama, şu korona günlerinde her sabah etrafta kimsecikler yokken evimin yanındaki bahçede şöyle bir tur atar gelirim. Pek insan da çıkmadığı için sarı, mavi, kırmızı, pembe güller her yana yayılmış bize konuşuyorlar. Balkonumun önünde daha iki hafta öncesine kadar odun gibi kuru bir Akasya ağacı vardı. Şimdi gelin gibi süslenmiş, ağır ağır muhteşem kokusuyla birşeyler anlatıyor.
Yollardaki sarı, mor, mavi çiçekler, papatyalar da bize çok şey anlatıyor.
Ne olur, bize öküzün trene baktığı gibi değil, insan gibi bakın diyorlar. Bir ay öncesi hiçbirimiz yoktuk bu dünyada. Öyle topraktan, sudan filan değil, bir başka âlemden yapılarak gönderildik dünyanıza. Ve biz yapanı görmeniz için konuşuyoruz sizinle. İşimiz bitince üç, beş hafta sonra yine kaybolacağız. Odunlar bile ancak 30 kişiyle sunta olabiliyor. Lütfen sadece gözlerinizle değil, akıl gözünüzle de görün bizi. Fabrikaya girenler ile çıkanlar arasında ne alaka var. Girenler bambaşka, çıkanlar bambaşka şeyler. Hadi aynı cinsten olsa bile, yüz yıl o odunlar fabrika kapısında beklese, bir ilim, kudret, irade, görüş, kısacası bir yapan olmadan o odunlar sunta olur mu?
Bizi topraktan, sudan, ışıktan yapan, yaratanı tanıtmak için buradayız biz. Onun için her an değişir, yenilenir, milyonlarca çeşit yaratılırız. Dünyanın geçici, fani, bozuk işlerinde takılıp kalma.
Bugün virüsten olmasa da yarın başka bir sebepten öleceksin. Biz iki haftada ölüyoruz sana faniliğini hatırlatmak için. Yüz sene sonra bu yazıyı okuyan kimse kalmayacak bu dünyada. Bunu bilmeyeniniz var mı?
Covid-19 ismini verdiğiniz virüs de kendi kendisine tesadüfen doğmadı. Onu da bir gönderen var, onun da bizim gibi bir sahibi var. Kurduğunuz yalan, zalim, mücadeleci, kavgacı, ben merkezli, bana benzemeyeni ötekileştiren, kendini ve taraftarlarını firavunlaştıran, zayıfı ezen hayatları yüzünüze haykırmaya geldi o. Konuşmasını yapacak, dersini verecek ve işi bittiğinde çekip gidecek. Anlarsanız.
Biz güller siz insanların ölüm korkusuna acıyarak bakıyoruz. Biz şu anki tebessümümüzle size bizim ve sizin yaratılmışlığınızı anlatıyoruz. İki hafta önceki ve iki hafta sonraki yokluğumuzla da bu dünya hayatının faniliğini haykırıyoruz.
Bu yazıyı okusanız da okumasanız da bir gün mutlaka öleceksiniz. Ve insanın bir gün öleceğini bilmesi ölümün kendisinden daha önemli bir şeydir.
İlhan Berk’in dediği gibi; “Bu dünyada hesabını veremeyeceğiniz işler yapmayın, çünkü öteki dünyada bulaşık yıkatmıyorlar.”
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)