Prof. Dr. Hamdi TEMEL
Özellikle yaz aylarında marketlerin önünde, araçların bagajlarında ve yol kenarlarında güneş altında bekleyen PET şişelerdeki sular, üzerinde önemle durulması gereken bir halk sağlığı konusudur.
Aslında biz bu tehlikeye yaklaşık 10 yıl önce bilimsel bir araştırmayla dikkat çekmiştik.
2016 yılında yaptığımız araştırma neyi ortaya koydu?
2016 yılında Dicle Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde (DÜBTAM), araştırmacı arkadaşım Mustafa Abdullah Yılmaz ile birlikte gerçekleştirdiğimiz ve uluslararası bilimsel bir dergide yayımladığımız çalışmada, PET şişelerdeki içme sularını ileri kütle spektrometrisi teknikleriyle analiz ettik.
Araştırmamızda UHPLC-ESI-IT-TOF MS yöntemini kullanarak başlangıçta üç polimer katkısıyla ilişkili bileşik tespit ettik: Chimassorb 81, Irgafos 168 ile ilişkili bileşik ve Oleamide.
Daha sonra PET şişelerdeki suları sekiz gün boyunca güneş ışığına maruz bıraktık. Yeniden yaptığımız analizlerde bu üç bileşiğe ilave olarak Antioxidant 2246 ve BHT adlı iki bileşik daha tespit ettik.
Böylece başlangıçta üç olan tespit edilmiş bileşik sayısı beşe yükseldi.
Bu sonuç, güneş ışığına maruz kalan PET şişelerdeki suyun kimyasal içeriğinin değişebileceğini gösteriyordu. Çalışmamız doğrudan bir sağlık zararı kanıtı sunmasa da plastik ambalajların saklama koşullarının önemini ortaya koyuyordu.
Bugün dünya neyi araştırıyor?
Aradan geçen on yılda bilimsel araştırmalar çok daha ileri bir noktaya ulaştı. Artık yalnızca plastiklerden suya geçebilen kimyasal katkılar değil, gözle görülemeyen mikroplastik ve nanoplastikler de inceleniyor.
2024 yılında Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlanan bir araştırmada, incelenen üç şişelenmiş su markasında litre başına ortalama 240 bin mikroplastik ve nanoplastik parçacık bulunduğu tahmin edildi. Bu parçacıkların yaklaşık %90'ının nanoplastik boyutunda olduğu bildirildi.
2025 yılında Science of the Total Environment dergisinde yayımlanan başka bir araştırmada ise güneş ışığı, yüksek sıcaklık ve uzun süreli depolamanın PET şişelerle ilişkili ftalat geçişini artırabildiği gösterildi.
Yine 2025 yılında Soft Matter dergisinde yayımlanan çalışmada, 70 PET şişe on hafta boyunca güneş ışığına maruz bırakıldı. Sonuçlar, güneş ışığının plastik yüzeyinde fotokimyasal bozunmaya ve mikropartikül oluşumuna neden olabildiğini ortaya koydu.
2026 yılında yayımlanan bir araştırma ise konunun önemini daha da artırdı. Water Research dergisindeki çalışmada, sekiz farklı şişelenmiş su markası incelendi. Yüksek sıcaklık (60 °C) ve mekanik çalkalanmanın birlikte uygulandığı deney koşullarında nanopartikül sayısının yaklaşık 9,3 kat arttığı belirlendi.
Bu sonuçlar, 2016 yılında kimyasal katkılar açısından dikkat çektiğimiz güneş ışığı ve depolama koşulları sorununun, bugün mikroplastik ve nanoplastik araştırmalarıyla yeni boyutlar kazandığını gösteriyor.
İnsan sağlığı açısından ne anlama geliyor?
Mikroplastikler ve nanoplastikler, çevre kirliliğinin ötesinde insan sağlığı açısından da araştırılan önemli bir konudur.
Deneysel araştırmalarda bu parçacıkların bazı koşullarda oksidatif stres, inflamasyon ve hücresel işlevlerde değişikliklerle ilişkili olabileceği bildirilmektedir. Ancak içme suyunda mikroplastik tespit edilmesi, doğrudan insanlarda hastalık oluşturduğu anlamına gelmez.
Önemli olan, bu maddelerin hangi miktarlarda vücuda girdiğinin, dokularla nasıl etkileştiğinin ve uzun süreli maruziyetin olası sonuçlarının bilimsel olarak belirlenmesidir.
Bu nedenle hem plastik parçacıkların hem de ambalaj kaynaklı kimyasal bileşiklerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Peki, ne yapmalıyız?
Öncelikle PET şişelerdeki suların doğrudan güneş ışığı altında ve yüksek sıcaklıklarda bekletilmemesi gerekir. Özellikle yaz aylarında araç içerisinde, balkonlarda veya açık alanlarda uzun süre bırakılan plastik su şişelerinden kaçınılmalıdır.
Tek kullanımlık PET şişelerin uzun süre tekrar tekrar kullanılması ve sıcak içeceklerle doldurulması da uygun değildir. Güvenilir içme suyuna erişimin bulunduğu durumlarda cam veya paslanmaz çelik gibi tekrar kullanılabilir kapların tercih edilmesi plastik tüketimini azaltabilir.
Burada PET şişelerde satılan bütün suların sağlığa zararlı olduğunu söylemek doğru değildir. Ancak bilimsel bulgular, uygun üretim ve depolama koşullarının titizlikle uygulanması gerektiğini göstermektedir.
Son söz
2016 yılında gerçekleştirdiğimiz araştırmada, PET şişelerdeki içme sularının güneş ışığına maruz kalması sonrasında ilave kimyasal bileşikler tespit etmiştik.
Bugün dünyanın farklı ülkelerinde yapılan araştırmalar, aynı konuyu mikroplastikler, nanoplastikler ve kimyasal migrasyon açısından daha ayrıntılı biçimde incelemektedir.
On yıl önce ortaya koyduğumuz bilimsel uyarının günümüzde hâlâ geçerliliğini koruması, araştırmaların sürekliliğinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Bilimin görevi insanları korkutmak değil, riskleri ortaya koyarak toplumu doğru bilgilendirmektir.
Unutmayalım: Suyun temiz olması kadar, hangi ambalajda ve hangi koşullarda saklandığı da önemlidir.
Sağlıklı bir gelecek için suyumuzu, çevremizi ve sağlığımızı birlikte korumalıyız.
Kaynaklar
1. Yilmaz, M. A., & Temel, H. (2016). Screening of Polymer Additives in Drinking Water Stored in PET Bottles by UHPLC-ESI-IT-TOF MS. Journal of Environmental Science and Engineering A, 5, 59–64. https://doi.org/10.17265/2162-5298/2016.02.001
2. Qian, N., et al. (2024). Rapid single-particle chemical imaging of nanoplastics by SRS microscopy. Proceedings of the National Academy of Sciences, 121(3), e2300582121. https://doi.org/10.1073/pnas.2300582121
3. Massahi, T., et al. (2025). Assessing the effect of sunlight exposure and reuse of polyethylene terephthalate bottles on phthalate migration. Science of the Total Environment. https://doi.org/10.1016/j.scitotenv.2025.178480
4. Photodegradation-driven microparticle release from commercial plastic water bottles. (2025). Soft Matter. https://doi.org/10.1039/D5SM00469A
5. Hussain, K. A., et al. (2026). Everyday storage and handling of PET bottled water increase human exposure to nano- and microplastics: Influence of socio-economic factors. Water Research, 295, 125569. https://doi.org/10.1016/j.watres.2026.125569