Taşların dile geldiği yerdir kapadokya!

Hamdi TEMEL

23-05-2023 13:10

Geçen hafta dünyanın en güzel köylerinden biri olan Nevşehir Ürgüp’e bağlı Mustafapaşa’da Kapadokya Üniversitesinin düzenlemiş olduğu proje eğitiminde eğitmen olarak görev aldım.

Kapadokya bölgesi açık hava müzesi gibi gerçekten. Her ne zaman gitsem yeni yerler görüyorum ve öğreniyorum.

Öncelikle 2 gece meşhur Asmalı Konak dizisinin çekildiği yerde kaldığımız ve gezme fırsatı yakaladığımız Sinasos ismi ile de bilinen eski bir Rum köyü olan Mustafapaşa köyünden bahsetmek istiyorum. İsmini üst rütbeli bir kişi olan Seyyid Mustafa Paşa’dan almış. Köye büyük hizmetleri yapmasından dolayı onun ismi verilmiş. Yapılan eserleri gördükçe idarecilerin böyle bir hizmet şuuru ile hareket ettiklerinde şaheserlerin ortaya çıkabileceklerini anlayabiliyoruz.

Köyde ilk dikkatimizi çeken şey taş binaların otellere dönüştürülmesi. İleride bu yerler müthiş bir şekilde turizmin canlanmasına şahitlik edecektir. Zaten şimdiden oteller dolmuş yaza hazırlıklar ve rezervasyonlar bitmiş. Yeni yerlerin yapımı da hızlıca devam etmektedir.

Köyü gezdiğiniz zaman özelliklede Mehmet Şakirpaşa Medresesinin kapısında herkes resim çekmek için sıraya girdiğini görüyorsunuz. Bu medrese şuan Kapadokya üniversitesinin Meslek Yüksek Okulu olmuş.

Kiliseler oldukça fazla sayıda. Konstantin ve Helena (Eleni) Kilisesi bunlardan ikisi rahatlıkla ziyaret edebileceğiniz yerler.

Konakları ise burada saymakla bitmez. Bu yüzden konak merakı olanların tek tek ziyaret etmeleri gerekiyor.

Üçüncü günümüzü ise tamamen peri bacaları, Göreme Açık Hava Müzesi ve Paşabağları Ören’e ayırıyoruz.

İlk olarak Kapadokya’nın en güzel yerlerinden biri olan aşk efsanelerine de konu olan “Üç Güzeller” mekânındayız. Rivayette bir kralın dünyalar güzeli kızı çobana âşık olmuş, ancak kral kızını çobana vermemiş. Kral kızı da çobana kaçmış ve bir çocukları olmuş. Kral kaçtıkları yeri tespit etmiş ve onları bulmuş. O an kızı babasının kendilerini bulmaması için Allah’a dua etmesi sonucu taşa dönüşmüşler. Üç güzeller olarak öndeki çoban, ortadaki çocuk, arkadaki ise kral kızı olarak rivayet ediliyor. Ama bu efsane tüm dünyada dilden dile dolaşmakta imiş ve inanılmaz derecede turist çekiyormuş. Herkes bu hikâyeyi dinlemek ve yerinde görebilmek için çok farklı ülkelerden buralara geliyorlarmış.

Daha sonra Zelve Vadisi ve Açık Hava Müzesine geçiyoruz. UNESCO Dünya listeleri arasında yer alan peri bacaları resim çekinmek için sanki özel tasarlanmış yerler. Herkes seyretmek için mi gelmiş yoksa resim çekinmek için mi belli değil. Allah’ın bir mucizesine daha burada şahit oluyorsunuz.

8. ve 13. Yüzyıllar arasında yaşanmış bir tarih ve medeniyetin ayak izlerine şahit oluyorsunuz. Erkek ve kadınlara ait manastır, kiliseler, yemekhaneler, peri bacaları. Kısacası bu mekânlar taş ve mağara desenli bir açık hava müzesi. İnsanların burada gün içinde tek elma ile yaşadıklarını söylüyor rehberimiz. Bol meyve ağaçları olmasına rağmen o zamanlar özellikle de inzivada iken ağaçlardan izinsiz meyve yemeleri bile yasakmış. Günlük sadece bir elma yiyebiliyorlarmış.

15 Adet kiliselerin yanında bir tane de oyma camiyi de görebildik çok şükür.

Tarihine ışık tutan onlarca taş duvarlara yapılmış resimler ise birer şaheserler gerçekten. O resimlerden gündelik yaşamları ile ilgili bir şeyler öğrenebiliyoruz ya da Hristiyanlık ile ilgili bilgilerinizi tazelendirebiliyorsunuz.

Peri bacalarını en çok ve daha yerinde görmek isterseniz Paşabağları Ören yerine gitmelisiniz. Burada Aziz Simeon adına yapışmış şapel ve kaya mekânlarının olduğunu göreceksiniz. Peribacalarının yanında kiliseler, cami, tüneller gibi yapılar sizleri büyülüyor. Mağaralar oyulmuş ve yerleşim yerleri yapılmış.

Ürgüp’te ilk gezilecek yerlerden birisi de seramik, cam ve çinicilik atölyeleri. Buralarda el işi yapılan eserleri satın alabiliyorsunuz. Ustaları ziyaret edebiliyorsunuz, size gösteri yaparak bir ürün tanıtımı yapabiliyorlar hatta isterseniz siz de kendinizin sanatsal ruhunuzu çıkarmak için çanak çömlek yapabiliyor ve evinize hatıra olarak götürebiliyorsunuz.

Aslında görülecek o kadar çok yer var ki Kapadokya bölgesinde. Kapadokya Üniversitesinin bize bu imkânı sağlaması ve güzel misafirperverliklerinden dolayı başta rektör yardımcıları Prof. Dr. İlhan Öztürk ve Prof. Dr. Vesile Şenol olmak üzere emeği geçenlere çok teşekkür ederim.

Bu gezimi tekrarlamam gerekecek galiba…

Prof. Dr. Hamdi TEMEL

 

 

DİĞER YAZILARI Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon 01-01-1970 03:00 Kaynatılan Su Mikroplastiklerden Kurtulabilir mi! 01-01-1970 03:00 Kaynatılan Su Mikroplastiklerden Kurtulabilir Mi? 01-01-1970 03:00 Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz 01-01-1970 03:00 Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi 01-01-1970 03:00 Oruç: Hücrelerimizi Yenileyen İlahi Sistem 01-01-1970 03:00 Ramazan’da Baş Ağrısı ve Böbrekler 01-01-1970 03:00 Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Bor Hazinesi Sağlık İçin İşleniyor 01-01-1970 03:00 Susuzluğun Ayak Sesleri: Hepimizin Sınavı 01-01-1970 03:00 Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı? 01-01-1970 03:00 Epsom Tuzu: Sandığımız Tuz Değil 01-01-1970 03:00 Bir Öğretmen, Bir Toplumun Çevre Bilincini Değiştirir 01-01-1970 03:00 Toprağın Sessiz Gücü: Bor 01-01-1970 03:00 Metamfetamin Ölümleri 01-01-1970 03:00 Sessiz ve Salgın Şeklinde Yayılan Metamfetamin Tehlikesi 01-01-1970 03:00 Kirlenen Hava, Solan Hayat 01-01-1970 03:00 Isınan Dünya, Hastalanan İnsan 01-01-1970 03:00 Şekerin Gerçek Yüzü: Tatlı mı Zehir mi? 01-01-1970 03:00 Şehidin Helvası Sizin Ocakta Kavrulmadıkça 01-01-1970 03:00 Soframızdaki Nitrat Ve Nitrit Gerçeği 01-01-1970 03:00 Organlarımızdan Beynimize Sinsice Yürüyen Tehlike 01-01-1970 03:00 Kızıldeniz: Tarihin, Renklerin, Yaşanmışlığın Ve Hayranlığın Buluştuğu Yer 01-01-1970 03:00 Zamanı Aşan Yapılar: Mısır Piramitlerine Yolculuk 01-01-1970 03:00 Unutulmaz Bir Anadolu Durağı: Muş Seyahatim 01-01-1970 03:00 Ramazan: Maneviyat, Kardeşlik Ve Sağlığın Buluştuğu Ay 01-01-1970 03:00 Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Yeni Bir Yaklaşım İleri Dönüşüm 01-01-1970 03:00 Tarih, Rüzgar ve Hamsilos’un Hikayesi: Sinop 01-01-1970 03:00 Gelecekte plastiğin yerini kenevir alabilir mi? 01-01-1970 03:00 Bedeninizin sessiz çığlığı Daha fazla su için! 01-01-1970 03:00 Lavanta: Şifa ve Güzelliğin Doğal Kaynağı 01-01-1970 03:00 Suyun Sesini Duydum 01-01-1970 03:00 Lavanta ile Sağlığın Bilimsel Yüzü 01-01-1970 03:00 Bilim Bozkır Topraklarındaydı! 01-01-1970 03:00 Mikroplastikler: Görünmeyen Tehlike Artık Her Yerde 01-01-1970 03:00 Aybüke: Öğretmen Oldum Ben filmine dair 01-01-1970 03:00 Yapay zekâ, günlük hayatımızda yeni bir dönem 01-01-1970 03:00 Ay çekirdekleri de küresel ısınmadan payını aldı! 01-01-1970 03:00 Hala çamlık ya da ormanda yürümek istemeyenler var mı acaba? 01-01-1970 03:00 Ben ne yazıyorum ki Allah aşkına! 01-01-1970 03:00 Sarılma ya da kendini iyi hissetme hormonu: Oksitoin 01-01-1970 03:00 Küresel İklim Çekirgeleri Çıldırttı 01-01-1970 03:00 Bazen de hayatı yavaşlatmalı mı ki insan? 01-01-1970 03:00 Bu vatan için şehit olanlar! 01-01-1970 03:00 Gönül Dağının Gerçek Bir Mucidi 01-01-1970 03:00 Kalemime Yansıyan Karadeniz Turu 01-01-1970 03:00 Mutsuzluğumuzu mutluluğa çevirelim! 01-01-1970 03:00 Mutsuzluğumuzu mutluluğa çevirelim! 01-01-1970 03:00 Aday adayları kendilerini tartmalı! 01-01-1970 03:00 Ne bu dünyada ne de ahirette affetmeyeceğiz! 01-01-1970 03:00 Sesimi duyan var mı! 01-01-1970 03:00 Hala Ahilik Sistemine ihtiyacımız var! 01-01-1970 03:00 İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince 01-01-1970 03:00
haber yazılımı