Zaman hızla akarken “nerde ah eski Ramazanlar, insanlar, komşuluklar” diyecek eskimizin de kalmadığı andayız. Eskimiz de yenimiz de aynı oldu. Bir yanda yaşanan acıların verdiği ahlar ayyuka çıkarken, her birimiz kendi yaşanmışlıklarının içinde kavrulmaktadır. Her ne kadar dünya sakinleri acılarla boğuşsa da herkes de kendi mutsuzluğunun sebebini arayış içine girmektedir. O halde ne yapmalı, nasıl bir eylem planımız olmalı diye sormalıyız. Aksi takdirde hızla akan akıntının içinde kaybolmaya mahkum olacağız...
Zulüm bir şeyi hak etmediği yere koymak, haksızlık etmek, haddi aşmak, eziyet etmek, aydınlık ve nurun zıddı olan karanlıktır. En büyük zulüm insanın haddini aşarak Allahın koyduğu sınırların çiğnemesidir. Sınırların olmadığı her yerde yorulduk. Yerküre de bu yorgunluğumuza şahitlik etmektedir.