Karadeniz’in insanı fındıkla yaşar, fındıkla çocuk büyütür, fındıkla ev geçindirir.
Ama her yıl aynı hikâye…
Üretici aylarca bahçeye emek verir. Gübre parasını cebinden çıkarır. Bahçeyi temizler, ilaçlama yapar, işçi bulur. Fındığı toplatır, patoza verir, çuvala koyar, taşır, kurutur.
Sonra bir gün hesap yapar:
“Ben bu fındığı kaça mal ettim?”
İşte o zaman gerçek ortaya çıkar:
Bahçeye giren para ile bahçeden çıkan para arasındaki makas, üreticinin aleyhine açılmıştır.
Üstelik bütün bu masrafların üzerine okul masrafı, üniversite masrafı, kira, yurt, yol, borç ve geçim derdi eklenir.
Ve tam bu noktada bazıları ortaya çıkar:
“165 TL veriyorum.”
Çünkü üreticinin paraya ihtiyacı olduğunu biliyorlar.
Çocuğunun üniversiteye gideceğini biliyorlar.
Okulların açıldığını biliyorlar.
Gurbetçinin birkaç gün sonra yeniden yaşadığı ülkeye dönmek zorunda olduğunu biliyorlar.
Yani üreticinin fındığını değil, çaresizliğini satın almaya çalışıyorlar!
250 LİRALIK FİYATIN KARŞISINA 165 LİRA KOYMAK NE DEMEK?
Devlet tarafından açıklanan fiyat 250 TL iken üreticinin karşısına 165 TL ile çıkılması, ister istemez şu soruyu sorduruyor:
Aradaki fark kimin kazancı?
Elbette tüccar kazanacak.
Elbette aracı kazanacak.
Ama üretici de kazanacak!
Ticaretin amacı bir tarafı ezip diğer tarafı zengin etmek değil, iki tarafın da hakkaniyet içinde kazanmasıdır.
ÜRETİCİYE EN ÖNEMLİ ÇAĞRIM: TEK TEK DEĞİL, BİRLİKTE!
Değerli fındık üreticisi kardeşim;
Artık şunu anlamamız gerekiyor:
Tek başına üretici zayıftır.
Birlikte hareket eden üretici güçlüdür.
Sen fındığını tek başına satarsan, karşındaki alıcı senin ihtiyacını bilir.
Ama köyde, mahallede, ilçede yüzlerce üretici aynı bilgiyle, aynı bilinçle ve birlikte hareket ederse, şartlar değişir.
Bu yüzden çağrım çok açık:
Fındığını satmadan önce komşuna sor.
Köyündeki üreticiyle konuş.
İlçendeki fiyatları takip et.
Birlikte fiyat araştırın.
Birlikte pazarlık edin.
Mümkünse ürününüzü toplu şekilde pazarlayın.
Bir üreticinin 500 kilosu küçük görünebilir.
Ama 50 üreticinin 25 tonu,
500 üreticinin 250 tonu,
binlerce üreticinin binlerce tonu artık görmezden gelinecek bir güç değildir.
İşte üreticinin gerçek gücü budur!
“BEN SATMAZSAM BAŞKASI SATAR” DEMEYELİM!
Bu düşünce bizi yıllardır zayıflatıyor.
“Komşum sattı, ben de satayım.”
“Millet satıyor, fiyat daha da düşer.”
“Param lazım, ne yapayım?”
“Gurbetçi gidiyor, mecbur satacak.”
İşte fırsatçının beklediği tam olarak budur:
Üreticinin birbirinden habersiz, dağınık ve mecbur hareket etmesi.
Bunu değiştirelim.
Birbirimizin düşmanı değil, aynı emeğin sahipleriyiz.
Bir üreticinin yüksek fiyata satması, diğer üreticinin zararı değildir.
Tam tersine, üreticinin pazarlık gücünü artırır.
BİRLİKTE BİR “ÜRETİCİ FİYAT AĞI” OLUŞTURALIM
Bugün WhatsApp grupları, köy grupları, mahalle grupları var.
Buralarda dedikodu değil, bilgi paylaşalım.
Her gün:
* Hangi ilçede kaç TL fiyat veriliyor?
* Randıman kaç üzerinden hesaplanıyor?
* Hangi kesintiler yapılıyor?
* Ödeme ne zaman?
* Peşin mi, vadeli mi?
* Gerçekten üreticinin eline kaç TL geçiyor?
Bunları birbirimizle paylaşalım.
Bir tüccarın söylediği fiyatı “piyasa budur” diye kabul etmeyelim.
Piyasayı birlikte takip edelim.
MÜMKÜNSE TOPLU SATIŞI KONUŞALIM
Köyümüzde 20 üretici varsa neden 20 ayrı kişi gibi davranalım?
Neden birlikte hareket etmeyelim?
Neden ürünümüzü toplu pazarlamanın yollarını araştırmayalım?
Kooperatifler, üretici birlikleri ve güvenilir alıcılarla görüşelim.
Üretici örgütlü oldukça pazarlık gücü artar.
Kimseye düşman olmayalım.
Ama kimseye de mecbur kalmayalım.
ÜRETİCİNİN PAROLASI ŞU OLSUN:
“Tek başıma değil, birlikte!”
“Aceleyle değil, hesapla!”
“Mecburiyetle değil, bilinçle!”
EY FIRSATÇILAR!
Üreticinin çocuğunun üniversite masrafını fırsata çevirmeyin.
Gurbetçinin dönüşünü fırsata çevirmeyin.
Bir ailenin borcunu fırsata çevirmeyin.
Üreticinin birbirinden kopuk olmasını fırsata çevirmeyin.
Çünkü üretici artık şunu biliyor:
Onun gücü sadece elindeki fındık değildir.
Onun asıl gücü, birlikte hareket edebilmesidir.
SON SÖZÜM ÜRETİCİYE
Kardeşim;
Fındığını satmadan önce mutlaka fiyat araştır.
Maliyetini hesapla.
Komşunla konuş.
Köyündeki üreticilerle ortak hareket et.
Fiyatları birbirinizle paylaşın.
Mümkünse toplu pazarlık yapın.
Kooperatif ve üretici örgütlerinin imkânlarını araştırın.
Ve en önemlisi:
Bir başkasının “hemen sat” demesiyle hareket etme.
Gerçekten ihtiyacın varsa elbette ihtiyacın kadarını sat.
Ama ihtiyacın yoksa sırf korkudan, panikten ve “herkes satıyor” düşüncesinden dolayı bütün ürününü elinden çıkarma.
Çünkü:
Üretici tek başına pazarlık gücüdür.
Birlikte hareket eden üretici ise pazarı belirleyen güç olabilir.
Bugün birbirimizin elinden tutmazsak yarın çocuklarımız fındık bahçelerini bırakıp gidebilir.
Üretici yaşarsa fındık yaşar.
Fındık yaşarsa Karadeniz yaşar.
**Artık mesele sadece fındığı kaça satacağımız değil;
emeğimizi ne kadar ucuza sattırmayacağımız meselesidir!**















