HEDEF 30 MART, GERİSİ TEFERRUAT
30 Mart 2014 yerel seçimlerine iki ay kaldı ancak iktidar partisinin adaylık süreci çok sancılı ve uzun oldu
Köşe Yazıları
- 01-02-2014 13:41
30 Mart 2014 yerel seçimlerine iki ay kaldı ancak iktidar partisinin adaylık süreci çok sancılı ve uzun oldu. Bu süreç; aday adaylarını yordu, bıktırdı hatta gerdi. Ve nihayetinde geçtiğimiz hafta adaylar açıklandı. Ama geride birçok cevaplanması zor ve de çok soru işareti bırakarak…
Adaylık yarışlarının sonuçları ile yaşanan sancılar, ne ilk ne de son olacak. Yaşanan kırılmalar da kızgınlıklar da ilk defa karşılaştığımız tepkiler değil. Bir partinin özellikle de iddialı bir partinin birden fazla aday adayı varsa ve hepsi de kendini bu görevlere layık görüp aday olup kazanabileceğini düşünüyorsa aday olamayınca bir tepki göstermesi son derece doğal karşılanmalıdır.
Aday olamayanın ya da aday olamayan arkadaşlarımızın çevrelerinde oluşan tepki de aynı şekilde önemsenmelidir ve doğal karşılanmalıdır. Çünkü adaylık sürecinde aday adaylarını arkadaşları da çevrelerindeki dostları, arkadaşları da büyük fedakârlıklar gösteriyorlar.
Tabii ki sonuçta her ilçeden bir aday çıkartılması gerekiyordu. Ve sonunda partinin üst organları bu seçimi yaptılar ve her bir ilçeden bir adayı kendi anlayışlarına göre belirlediler. Doğru yaptılar! Yanlış yaptılar! Onunla kazanabilirdik! Bununla kazanamayız! Bu aday bizden değil! Şu adayla kaybederiz!.... gibi bir çok eleştiri, tepki gelecektir, gelmiştir de. Hele seçim sonuçlarının istenilen sonuçlarda gerçekleşmemesinin tepkileri daha da artıracağı malumdur.
Ancak Türkiye’nin özellikle de 17 Aralık 2013 sonrası yaşadığı kriz ve ortaya çıkan tablo bizi birliğe, beraberliğe her zamankinden daha fazla muhtaç kılmaktadır. Kırgınlıklarımız da küskünlüklerimiz de haklı olabiliriz. Yine ancak zaman bunlarla yaşama zamanı değil, kırgınlıkları ve kızgınlıkları öteleme zamanıdır.
Bu anlamda aday olamayan İlkadım eski ilçe başkanı İhsan Kurnaz’ın ’Ben Ak Partiliyim, Ak Parti’ye oy veririm’ açıklamasının takdire şayanlığı ötesinde eski Gazi Belediye Başkanı ve İlkadım Belediye Başkan aday adayı Süleyman Kaldırım’ın’ davet beklemeden partim için çalışacağım’ demesi de dava adamlığının göstergesi olarak tarihe not düşülmelidir.
Tabii bunun yanında aday olan arkadaşların da kibirlenmeden, böbürlenmeden aday olamayan partililerini ziyaret etmesi, onları çalışmalara davet etmesi, gönlünü alması da görevidir. Bu davetlerin basın ya da üçüncü şahıslar üzerinden yapılması ise adaylar için hiç de doğru bir davranış olmayacaktır.
Bir oy almak için ilçenin en ücra köşesine gidip türlü vaatlerle oy istemeye giderken dava arkadaşının kapısını çalmaz, hatırını sormazsak eğer bunun bedelini herkesten önce partinin ödeyeceğini de bilmek lazımdır. Bu seçimleri partinin kaybetmesinin ise ülkenin kaybetmesi olduğunun farkında olmalıyız hepimiz.
Türkiye şu anda kriz yaşamaktadır. Ve dost düşman 30 Mart seçimlerini beklemektedir. Sonuçlar; Hükümetin daha doğrusu ülkenin geleceğini belirleyecektir.
Bu açıdan ne bir partilinin, ne bir adayın hata yapma lüksü yoktur. Zaman kucaklaşma zamanıysa buna da aday olan arkadaşlarımız öncülük yapmalıdır.
Ben aday oldum, takılın peşime deyip aday olmayı seçimi kazanmak zannedip ense yapanların 30 Mart sonrası gideceği yer neresidir bilmem ama biz buradayız. Burada yaşamaya devam edeceğiz…
Mevzuu budur, gerisi teferruattır (furuat da olabilir)