Mektubun Yakınçağ Evrimi

Teknolojik gelişmeler ve özellikle de internet yaygınlaşmadan önce insanların yegâne bireysel iletişim aracı mektuplar idi

Güncel - 17-01-2015 11:28

Mektubun Yakınçağ Evrimi
Teknolojik gelişmeler ve özellikle de internet yaygınlaşmadan önce insanların yegâne bireysel iletişim aracı mektuplar idi. Asker, aşk, iş vs mektupları yaygın olarak kullanılmakta idi. Postacının mahalleye gelişi dört gözle beklenir, kendisine mektup yazacak kimsesi olmasa bile insanlar onu görünce mutlu olur, ümit ederdi. Evin kapısında “Posta!” diye bir ses duyulduğunda hemen kapıya koşulur gelen mektup alınırdı. Mektup bir sınav sonucu veya iş başvurusuna gelen yanıt ise yaşanılan sevinç karşısında postacıya bahşiş dahi verilirdi. Postacının kendine has şapkası ve çantası bir siluet gibi herkesin hafızasına işlenmiştir. Uzaktan da olsa bu silueti görmek en güzel anlardan idi. Okulda “Bak postacı geliyor, selam veriyor. Herkes ona bakıyor, merak ediyor.” şarkısı ilk öğrenilen şarkılardandı. Her mahallenin bir postacısı olur, herkes tarafından bilinir ve tanınırdı. Postacılar günümüzde de var, ancak hiçbir zaman eski postacılar gibi bilinip tanınmamaktadırlar. Hatta beklenmemektedirler de! Çünkü iletişimin kolaylaşması ve anlık yapılabilmesi nedeniyle beklenecek haber de kalmamıştır. Birkaç banka dekontu, fatura veya sonucu internetten öğrenilmiş bilgiler dışında mektupla gelecek haber yoktur. Posta kültürünün en önemi bileşeni olan mektup yazma kültüründe de zaman içerisinde büyük değişimler yaşanmıştır. Mektup yazılmaması dışında mektup yazma şeklinde ve içeriğinde de değişimler olmuştur. Önceden mektuplarda geleneksel bir şekil bulunmaktaydı. Yaşanılan olayların bir roman havasında yazılması ve karşı tarafa bilgi verilmesi önemliydi. Mektubu alan kişi de sanki karşılıklı konuşuluyormuş ve konuşma sırası kendisine gelmiş gibi düşüncelerini iade-i mektup ile kaleme alıyordu. Süreç böylece karşılıklı devam edip gidiyordu. Mektuplara tarih atılması ve daha sonraki yüzleşmede kullanılmak üzere saklanması da riayet edilen kurallardandı. Mektuplarda ilk hitap çok önemliydi. Başlık kısmı, mektup yazılan kişinin, yazan kişi nezdindeki değerini ve samimiyet düzeyini belirtiyordu. “Saygıdeğer Babacığım”, “Sevgili Dostum Volkan”, “Kardeşim Mehmet” gibi hitaplarla başlanması adettendi. Mektupta hitap sonrasında gelen ilk kısım ise kalıp bir cümleydi. Tüm mektupların bu girişle başlaması sanki geleneksel bir zorunluluktu. “Nasılsın, iyi misin? İyi olmanı Allah’tan dilerim. Beni soracak olursan Allah'a çok şükür, ben de iyiyim. Annen, baban ve kardeşlerin nasıl? İnşallah iyilerdir.” Genelde bu çerçevede bir giriş paragrafından sonra mektubun asıl konusuna geçilirdi. Ayrıntısı ile ve kişinin kendi bakış açısına göre yaşanan olaylar hakkında değerlendirmeler yapılırdı. Mektubun son paragrafı ise “Burada mektubuma son verirken selam eder, büyüklerin ellerinden ve küçüklerin gözlerinden öperim.” cümlesi başta olmak üzere iyi dilek ve temenni cümleleri ile son bulmaktaydı. Mektubun sağ alt tarafına isim ve imza atılarak mektup bitirilirdi. Ancak hemen sol alt tarafta kalan boşluğun muhtelif yerlerine “Acele cevap beklerim!” veya “Kestane kebap. Acele cevap!” yazılırdı. Mektup çok sevilen birisine yazılıyorsa akrostişli klasik şiir olan “Seviyorum ama kimi, En tatlı birisini, Nasıl anlatsam sana, İlk harflere baksana.” ile bitirilirdi. Mektubu alan kişinin anlamaması olasılığına karşı da şiirin baş harfleri koyulaştırılarak belirgin hale getirilirdi. Ayrıca ortasından bir ok geçen kalp şekli yapılarak mektubu yazan ve yazılan kişinin isminin baş harfleri yazılarak sevgi gösterisinde bulunulurdu. Kırmızı kalemle mektup yazılmazdı. Ancak kalp resimlerini kırmızı kalemle çizmeye özen gösterilirdi. Mektuplar genellikle günlük konuşma dili ile kaleme alınırdı. Küfür ve argo sözcükler dahi olduğu gibi yazılırdı. Kişinin Türkçeyi konuştuğu gibi yazması da mektuplarda en çok dikkat çeken espri konularındandı. Özellikle Trabzonluların bu konudaki örnekliği yazışmalarda halen devam etmektedir. Mektup yazma geleneğinde en dikkat çekici uygulamalardan birisi de, mektup yazanın elinin parmakları açık bir şekilde mektubun arka sayfasına şeklinin çizilmesidir. Tırnak ve eklem yerlerinin dahi işaretlendiği el şeklinin ortasına ve parmakların ucuna da kısa ve özel mesaj yazmak sıklıkla başvurulan yöntemlerdendi. Bazı mektuplara kurutulmuş gül veya bir tutam saç iliştirilerek gönderilmesi ise iletilmek istenen düşünceye görsellik kazandırarak mesajı daha etkili hale getirmekteydi. Mektubun bir köşesinin hafifçe yakılarak gönderilmesi ise derin manalar içermekteydi. Günümüz insanına çok gülünç gelecek bu tip şeyler o zamanki insanların düşünce ve hayal dünyalarında çok önemli yer tutmaktaydı. Özellikle de küçük çocukların ne kadar büyüdüğü el izlerinden tahmin edilmeye çalışılırdı. Mektupların içine resim ve para konulması da sıklıkla yapılırdı. Özellikle resimli mektuplar daha bir dikkat çekerdi. Mektup kâğıdının muhtelif yerlerine kalp işaretleri veya süslemeler yapılırdı. Zarflar da özenle seçilirdi. Genelde dışarıya hiçbir işaret vermeyen beyaz zarflar kullanılmakla birlikte, gizlenilmeyen aşk mektuplarının zarfları resimli ve albenili olurdu. Hatta zarfın dışarıdan aile veya komşular tarafından fark edilmesi sonucunda anlamlı gülüşmeler ve merak dolu bakışlar olması doğaldı. Filmlere dahi konu olan, aşk mektuplarının bazen isimsiz olarak gönderilmesi kişide merak uyandırdığı gibi ileride ismini açıklayacak olan cesaretsiz sevgililerin başvurduğu yöntemlerdendi. Bu cesareti bulamayanlar ise sadece mektup yazmış olarak kalmaya mahkûmdular. Sevgiliye yazılmış olan mektubun babasının eline geçmesi riski böyle bir çözüm yolu üretmeye zorluyordu. Günümüzde geldiğimiz noktada yeni neslin bu tip bir mektup kültürünü anlaması çok zordur. İnsan yaşamında önemli yer tutan ve olmazsa olmaz parçası olan pek çok duygunun, modernleşmeye bağlı teknolojik ürünler nedeniyle erozyona uğradığı için önemi kalmamıştır. Bir mesajı iletmenin bir süreç ve zaman gerektirmesi, bu süre zarfında insan beyninin beklentiler içinde olması sevgi bağını güçlendirmekte, özlemleri artırmakta ve her şeyin bir değeri olmaktaydı. Ancak teknolojik ürün sayesinde anında iletişim olduğu için beyinde anlama, algılama, özleme, özümseme gibi süreçler yaşanmamaktadır. İletişim kolaylığı bu nedenle anlık ve gelip geçici duygular yaşanmasına neden olmaktadır. Her şeyin anında karşılığını buluyor olmak, değer verme sürecinin yaşanmasını da engellemektedir. Sevginin varlığının ve gelişmesinin temeli olan özlemek, gündemden düştüğü için de sonuç hüsran olmaktadır. Mektup geleneğinin teknolojiye yenik düşmesi sonucunda elektronik postanın yaygınlaşması, insanoğluna gündelik yaşamı kolaylaştırmıştır. Ancak toplam kalite olarak baktığımızda hayatın yaşanması gereken güzel duygu ve düşüncelerinin de yok olmasına neden olmuştur. Sonuçta hayattan alınan haz ve elde edilen mutluluk yerlerde sürünmektedir. Bu konuda mektup çok güzel bir örnek olup sürdürebilme olanağımız olduğu halde bu geleneği terk etmiş oluşumuz, halimize rıza gösterdiğimizin de en iyi kanıtıdır. Geçmişte yaşadığımız bu güzelliklerin de bir anı yazısı olmaktan öteye anlamı da kalmamıştır.  
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Cumhuriyet Tarihinin İhracat Rekoru Kırıldı

Cumhuriyet Tarihinin İhracat Rekoru Kırıldı

27-06-2026 - Güncel

Aytun Çıray’dan Yoldaş Medyaya Ambargo Tepkisi

Aytun Çıray’dan Yoldaş Medyaya Ambargo Tepkisi

27-06-2026 - Güncel

  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik Antalya Flughafen Transfer