Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri

Nakşibendî-Hâlidî geleneğinin önemli isimlerinden Abdülhakîm Arvâsî, ilmî şahsiyeti, tasavvuf anlayışı ve yetiştirdiği talebelerle Cumhuriyet öncesi ve sonrası döneme damga vurdu.

Fikir - 09-07-2026 16:02

Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri

Tasavvuf ehlinin tam hürmet ifadesiyle "Manzûru Nazar-ı Pîrân-ı Kirâm Esseyyid Abdülhakîm Arvâsî Üçışık Kuddise Sirruhu" şeklinde andığı Abdülhakîm Arvâsî, yalnızca bir tarikat şeyhi değil, aynı zamanda müderris, müellif ve fikir dünyasını etkileyen önemli bir mürşid olarak kabul ediliyor.

Özellikle Türk fikir hayatının önde gelen isimlerinden Necip Fazıl Kısakürek üzerindeki tesiriyle tanınan Arvâsî, Nakşibendî-Hâlidî silsilesinin son dönem temsilcileri arasında gösteriliyor.

"MANZÛRU NAZAR-I PÎRÂN-I KİRÂM" NE ANLAMA GELİYOR?

Tasavvuf geleneğinde kullanılan "Manzûru Nazar-ı Pîrân-ı Kirâm" ifadesi, "keramet sahibi büyük mürşidlerin nazarına mazhar olan, onların himmet ve teveccühüne erişen kimse" anlamını taşıyor.

Bu hitap, Abdülhakîm Arvâsî'nin yalnızca kendi dönemindeki müridleri tarafından değil, silsilesi boyunca gelen tasavvuf büyüklerinin manevi tasarrufuna mazhar olduğuna dair inancı ifade ediyor. Necip Fazıl Kısakürek ve onun takipçileri de Arvâsî Hazretleri'ni bu unvanla anmayı tercih etti.

VAN'DAN İSTANBUL'A UZANAN İLİM YOLCULUĞU

1865 yılında Van'ın Başkale ilçesinde dünyaya gelen Abdülhakîm Arvâsî'nin babası Seyyid Mustafa Efendi'dir. Ailesi, Anadolu'da asırlardır "Arvas Seyyidleri" olarak tanınan köklü bir ilim ve irfan ocağına mensuptur. Anne tarafından nesebinin, İslam dünyasının önemli mutasavvıflarından Abdülkâdir-i Geylânî'ye ulaştığı rivayet edilmektedir.

İlk eğitimini memleketinde tamamlayan Arvâsî, daha sonra Irak'ta devrin önde gelen âlimlerinden icazet aldı. 1882 yılında Başkale'ye dönerek kendi imkânlarıyla medrese ve zengin bir kütüphane kurdu. Yaklaşık yirmi yıl boyunca burada talebe yetiştirdi.

BEŞ TARİKATTAN HİLAFET ALDI

1880 yılında Hâlidiyye yoluna intisap eden Abdülhakîm Arvâsî, mürşidi Seyyid Fehim Efendi'den 1889 yılında Nakşibendiyye başta olmak üzere Kübreviyye, Kâdiriyye, Sühreverdiyye ve Çiştiyye tarikatlarından hilafet aldı.

Tasavvuf tarihinde bu yönüyle çok yönlü irşad yetkisine sahip isimlerden biri olarak kabul edildi.

İSTANBUL'DA DERGÂH VE MEDRESE HİZMETİ

I. Dünya Savaşı sırasında Rus işgali nedeniyle ailesiyle birlikte Van'dan ayrılan Arvâsî, Musul, Adana ve Eskişehir üzerinden 1919 yılında İstanbul'a ulaştı.

Eyüp'teki Kâşgarî Dergâhı'nın şeyhliğine tayin edilen Arvâsî, aynı zamanda Medresetü'l-Mütehassısîn'de tasavvuf tarihi dersleri verdi.

Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından irşad faaliyetlerini dergâh yerine evinde sürdürdü. Beyoğlu Ağa Camii ile Beyazıt Camii'nde verdiği sohbet ve dersler de geniş ilgi gördü.

MENEMEN OLAYI SONRASI TUTUKLANDI

1930 yılındaki Menemen Hadisesi sonrasında soruşturma kapsamında gözaltına alınan Abdülhakîm Arvâsî'nin olayla ilgisinin bulunmadığı anlaşılınca serbest bırakıldığı kaydedildi.

Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin ardından aile tarafından "Üçışık" soyadı benimsendi.

NECİP FAZIL'IN HAYATINDAKİ DÖNÜM NOKTASI

Abdülhakîm Arvâsî'nin en çok bilinen yönlerinden biri, 1934 yılında şair ve mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek ile tanışması oldu.

Necip Fazıl, eserlerinde kendisinden daima "Efendi Hazretleri" diye söz ederken, bu tanışmayı hayatının en önemli dönüm noktası olarak değerlendirdi. Büyük Doğu düşüncesinin şekillenmesinde Arvâsî'nin manevi rehberliğinin belirleyici rol oynadığı ifade edilmektedir.

"ÜÇIŞIK" SOYADI NEDEN VERİLDİ?

Arvâsî nisbesi, Van'ın Bahçesaray ilçesi yakınlarındaki Arvas köyünden geliyor.

Soyadı Kanunu sonrasında aile meclisinin aldığı kararla, manevi anlamda "üç nuru" temsil ettiği düşüncesiyle "Üçışık" soyadı tercih edildi. Resmî kayıtlarda ismi Abdülhakîm Arvâsî Üçışık olarak yer aldı.

TASAVVUF LİTERATÜRÜNE İKİ TEMEL ESER BIRAKTI

Abdülhakîm Arvâsî'nin günümüze ulaşan başlıca eserleri şunlar oldu:

Râbıta-i Şerîfe: Nakşibendî yolunun rabıta ve adap esaslarını ele alan risale. Eser daha sonra Necip Fazıl Kısakürek tarafından sadeleştirilerek yayımlandı.

er-Riyâzü't-Tasavvufiyye: Medresetü'l-Mütehassısîn'de verdiği tasavvuf tarihi derslerinden oluşan eser. Daha sonra "Tasavvuf Bahçeleri" adıyla neşredildi.

Ankara'da Ebedî İstirahatine Uğurlandı

1943 yılında önce İzmir'e, ardından Ankara'ya sevk edilen Abdülhakîm Arvâsî, 27 Kasım 1943 tarihinde Ankara'da vefat etti.

Kabri bugün Ankara Bağlum Mezarlığı'nda bulunuyor ve Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen ziyaretçiler tarafından ziyaret edilmeye devam ediyor.

Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Şeriat Propagandası Yapmak suçlamasıyla tutuklanan Komünist

Şeriat Propagandası Yapmak suçlamasıyla tutuklanan Komünist

08-07-2026 - Fikir

Kitlelerin Yeni Uyuşturucusu

Kitlelerin Yeni Uyuşturucusu

08-07-2026 - Fikir

ahsap mobilyauluslararası evden eve nakliyat