Türkiye Aile Meclisi Başkan Yardımcısı Yunus Emre Altuntaş şöyle devam etti;
Birkaç proje İmam Hatip okulunda başarı kazanmış olmak milyonlarca genci olması gerektiği gibi yetiştirdiğimiz anlamına gelmiyor. Sürekli kendimizi kandırıyoruz. Proje İmam Hatiplerin toplam içindeki yeri 5 bile değil. Geri kalan 95 tüm ülkeyi alıp götürüyor. Etkili bir din öğretimi, ahlak öğretimi yapılamıyor. Kitaplar yetersiz, müfredat sıkıntılı, kadrolar heyecansız. Hatta lise din kitaplarına bakıldığında doğrudan "ateizm-deizm-materyalizm" gibi sapkın yapıların tanıtımı yapılıyor. "Deizm" kelimesini hiç duymamış olan liselilerin 90'ı 11. sınıf din kültürü kitabında bu sapkın akımın tanıtımıyla karşılaşıyor. "Deizm ne demek Hocam?" diye merak eden öğrenciye din kültürü hocası ne anlatsa fayda etmiyor. Çünkü aklına karpuz kabuğu düşen çocuk bir moda misali bu akımı taklit etmeye başlıyor. Evet yanlış duymadınız, liselerdeki "deizm" salgınının artması lise Din Kültürü kitaplarında bu konuların ayrıntılı tanıtımının yapılmasından kaynaklanıyor. Akıllara ziyan! Kısacası balık baştan kokuyor! İlgili STK'larımız ise oraya buraya adam yerleştirmekten asıl işini unuttu.
Ahlaki alanda büyük bir çöküş yaşanıyor ve bu alanın sorumluları üç maymunu oynamaya devam ediyor. Yeter ki koltukları gitmesin... Ülkenin gençlerine ne olduğu hiçbirinin umurunda değil maalesef.
Bu sebeple de ülkesi yangın yerine dönmüşken bankamatik kuyruğuna giren veya dolar almak için döviz bürolarına hücum eden vatansız et yığınlarıyla karşılaşıyoruz. Bu sürü kültürü tamamen eğitimimizin bir mahsulüdür. Bu sürünün hiçbir değeri, fikri, inancı, bağlılığı olmadığından yaşadığı ülke için en büyük tehdit haline dönüşebiliyor. Bu tiplerin tek bildiği şey; çıkar, menfaat ve bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışıdır! Dolar düşerken yüzleri asılan taşeron mankurtları hiç saymıyorum. Onların cibilliyetleri de ahlakları da malum!
Maalesef eğitim sistemimiz böylesi tipleri yetiştirmeye devam ediyor. Kendimizi kandırmayalım.
Tüm siyasi çalkantılar, terör, uyuşturucu, fuhuş, kumar, toplumsal huzursuzluk, ailelerin dağılması ve cinayetlerin arkasında hep bu sebep yatıyor:
AHLAK ÖĞRETİMİNİN YAPILMAMASI!
İnsanınıza Allah korkusunu, ahiret inancını, vatan sevgisini, tarih şuurunu veremiyorsanız kendi ayağınıza sıkıyorsunuz demektir.
Üçüncü Dünya ülkeleri hariç hiçbir aklı başında ülkede kendi milli parası düşerken dolar kuyruğuna giren sürüler göremezsiniz. Bir Alman, Amerikalı, İngiliz, Fransız, Rus veya Japon'da bunu göremezsiniz! Çünkü bozuk bile olsa bir ahlakı vardır bu milletlerin: Protestan Ahlakı!
Cumhurbaşkanımız dün bir açıklama yaptı. 2053 vizyonunda eğitim ve kültürü temel alacağız dedi. Hangi eğitim? Hangi kültür? Mevcut haliyle eğitim ve kültür kurumlarımız batının taşeronluğundan ötesini yapamıyor. Buralardaki kadrolar da gerçek bir eğitim devrimini yapabilecek isimlerden oluşmuyor. Çıkar, menfaat ve vatansızlık şimdiki eğitimin ana çıktılarını oluşturuyor. Manzara buyken kendi milli parasını satmak için kuyruğa girenleri görmek oldukça doğaldır. Ülkede darbe yaşanırken makarna almaya çalışanları, tankları alkışlayanları, bankamatik kuyruğuna girenleri görmek çok doğaldır. Vatan şuuru olmayan, Allah'tan korkusu olmayan bir insandan HERŞEYİ bekleyebilirsiniz! Çünkü onu bağlayacak hiçbir değeri yoktur! İşte eğitimimizin ortaya çıkardığı gerçeklik budur!
Yıllardır söylüyoruz! İktidarın tüm önceliğini eğitime vermesi şarttır! 20 yıl gecikse bile daha geç olmadan kararlı adımlar atılmalıdır. Bu haliyle devam edersek dolar kuru her dalgalandığında sürüyle birlikte biz de dalgalanırız. Çünkü aynı gemide yaşıyoruz. Bunu önlemenin yolu yasaklar veya alternatif mali önlemlerden ziyade küçük yaşlardan itibaren etkili ve uygulamalı ahlak eğitiminin verilmesidir.















