ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)

Aydan KURT

31-03-2026 12:12

İnsanlara çok değer verdiğim doğrudur. Onlarca kere beni yanıltmış olsalar da ben onlar için değil, insan olduğum için böyle davranıyorum derim hep. Sizler de öyle yapmaz mısınız? Belki onlarca kere şans vermişsinizdir ama ilk seferde kesip atmazsınız, değil mi?

 

Ben istemesem de defalarca teklifte bulunup en son anda vazgeçen AK Partililer beni hüsrana uğrattı. Bazı kendini bilmezler makam istediğimi düşündüler. Halbuki böyle bir isteğim olsaydı, 2012 yılında “partinin birliği, beraberliği” diyerek başkanlıktan çekilmez ya da 2014 yılında teklif edilen meclis üyeliğini kabul ederdim.

 

Beni bu raddeye getiren olayı merak edenler oldu. Yazıp yazmamakta çok kararsız kaldım. Lakin yazmak, içimdekileri anlatmak yükümü hafifletti.

 

“Çok fazla anlam yüklemeyin” dedim. Kime mi? Sevip değer verdiklerinize…

 

Bunu defalarca ağladıktan sonra anladım. Her seferinde “Bunda da vardır bir hayır” dedim. Karşınızdaki vekil olunca daha fazla anlam yüklüyorsunuz. Dışarıdan bakılınca her şeyi istedikleri gibi hallediyorlar sanıyoruz. Ama onların ne kadar sorumluluk altında olduğunu, ne kadar çok insanla uğraştıklarını unutuyoruz.

 

Peki, onlar bu işleri yaparken makamın, gücün etkisine kapılıyorlar mı? Bence kapılıyorlar.

 

Neden mi?

 

“Tamam, hallederim. Sana yapmayacağız da kime yapacağız?” demek onlar için kolay olabilir. Ama karşıdaki insanı umuda sokup bekletmeleri…

 

Annemin vefatından sonra abim hayattan elini eteğini çekti. İltihaplı romatizması vardı. Sigarayı fazla içtiği için ciğerleri enfeksiyon kapmaya başladı. Annem yaşarken her işini gören abim, bir anda adeta bir bebeğe dönüştü.

 

İki kardeş olarak abime bakmaya başladık. Kardeşim acilde çalıştığı için iki gün evde, iki gün işte oluyordu. Bu şekilde abime bakmak biraz daha kolaylaşıyordu.  Geceleri ben yanında kalıyor, gündüzleri kardeşim ilgileniyordu.

 

Açıkçası ilk başlarda neye uğradığımızı anlamadık. Koskoca adam, çocuk gibi olmuştu. Her ihtiyacını biz karşılıyorduk.

Kardeşim  8 yıldır acilde her türlü zorluğa rağmen çalışırken, bir anda alınan bir kararla polikliniğe geçirildi.

 

Abimin hasta olduğunu ve ona bizim baktığımızı ve acilde kalmak istediğini belirten bir dilekçe yazdık.

Bizden  Vasi belgesi istediler. Bizde

başvuru yapmıştık ama mahkeme hemen sonuçlanacak bir süreç olmadığını beyan ettik.

 

Dolayısıyla tanıdığım bir AK Parti ilçe başkanından yardım istedim. Bir süre bekledim ama sonuç çıkmadı.

 

Daha sonra tanıdığım bir vekili aradım. Danışmanları, “Abla, senin işini yapmayacağız da kimin işini yapacağız?” dedi. Sevindik tabii ve bekledik…

 

“Bugün, yarın” derken iki ay geçti.

 

Baktım olmadı diğer   tanıdığım vekil ile konuştum. “Sen ısrar etmiyorsun, o yüzden işin geri kalıyor. Çekinme, söyle” dedi. Söyledim, mesaj attım. “Kardeşimi tekrar acile verin, abimin bakımı için” dedim.

 

Bu arada abim 36 kiloya kadar düştü. Artık çocuklarımız da bize yardımcı olmaya başlamıştı. Gözümüzün önünde başka insanların yerleri değiştirildi. Ama bu kadar tanıdığımız olmasına rağmen biz işimizi halledemedik.

 

Müdür bey ile görüştük. Kendisi torpille gelmesine rağmen bizim yardım için aradığımız kişilerden rahatsız oldu.

 

Tüm çabamız abimize daha iyi bakabilmek için milletin vekili olan kişilerden yardım istemekti. Doğrusu bu değil midir seçilen bu kişilerin halkın yardımına koşması yardım taleplerimizi dinleyip yol göstermeleri...

 

Bu arada biz iki kardeş, bütün zorluklara rağmen abime elimizden geldiğince bakmak için çaba gösterdik. Ama söz verip de yerine getirmeyenler bizi kaybetti.

Kadere karşı çıkamıyorsun ama bizim elimizden abimle geçireceğimiz zamanı çaldılar.

Şimdi çalışmaktan hiç bir zaman gocunmayan kardeşim poliklinik de çalışmaya ve yapılan haksızlıkları görmeye devam ediyor.

 

Abimin vakti saati gelince bu dünyadan göçtü…

 

Dedim ya;

 

Vekil de olsa, çok fazla anlam yüklemeyin.

 

Aydan Kurt

DİĞER YAZILARI Bir yolculuktan fazlası... 01-01-1970 03:00 Oyunlar… 01-01-1970 03:00 İstifa Ettim 01-01-1970 03:00 Yorulmuyor musun? 01-01-1970 03:00 Çok şey istemedik... 01-01-1970 03:00 Farkında mısınız? 01-01-1970 03:00 Bir kelime ile... 01-01-1970 03:00 Çok şey ama hiç bir şey... 01-01-1970 03:00 Neleri kaçırıyoruz... 01-01-1970 03:00 Güncel Özgürlük 01-01-1970 03:00 Umut ekip... Hayaller kuruyoruz... 01-01-1970 03:00 Değer (li) mi? 01-01-1970 03:00 Çeyiz Sandığı 01-01-1970 03:00 Her şeyin bir vakti var... 01-01-1970 03:00 Nassınız bakem... 01-01-1970 03:00 Bir daha dünyaya gelseniz... 01-01-1970 03:00 Başarılısınız ve değerlisiniz... 01-01-1970 03:00 İmza Gününün Ardından 01-01-1970 03:00 Bunu da yaptım... 01-01-1970 03:00 Yara Nerede? 01-01-1970 03:00 Jetgiller 01-01-1970 03:00 Sıradaki Şarkı Size Gelsin 01-01-1970 03:00 Göğe taş atıp, altında durasım var! 01-01-1970 03:00 Can Kırıkları 01-01-1970 03:00 Maniler bizden... 01-01-1970 03:00 Sinir olduklarımız... 01-01-1970 03:00 Acı 01-01-1970 03:00 Çokkkk! 01-01-1970 03:00 Soğuk 01-01-1970 03:00 Sanane Banane 01-01-1970 03:00 Balkon 01-01-1970 03:00 Sizde durumlar nedir! 01-01-1970 03:00 HÜZÜNLÜYÜM... 01-01-1970 03:00 İkizler Firarda 1 01-01-1970 03:00 Biz mi yönetsek! 01-01-1970 03:00 Ne yaşadım diye sordunuz mu! 01-01-1970 03:00 Ben Çıkamadım İşin İçinden Siz Çıkabildiniz Mi! 01-01-1970 03:00 Ah Bu Teyzeler 01-01-1970 03:00 Hiç Birşey Eskisi Gibi Olmayacak! 01-01-1970 03:00 İftarlık Pideler… 01-01-1970 03:00 Hayırda Buluşalım! 01-01-1970 03:00 Ceza mı? Ödül mü? 01-01-1970 03:00 Okyanusda Bir Damla 01-01-1970 03:00 Nereye Kadar... 01-01-1970 03:00 Mendil 01-01-1970 03:00 Bir An...! 01-01-1970 03:00 Kaç Kere! 01-01-1970 03:00 Var Ol… 01-01-1970 03:00 Yaşarken Söyleyin 01-01-1970 03:00 Ekildik… 01-01-1970 03:00 Hayata Gelmemizin Bir Sebebi Var 01-01-1970 03:00 Farklıyız, farkındayız, buradayız! 01-01-1970 03:00 Emekleri İle Topluma Deniz Feneri Olan Kadınlarımız Ve İZKAB 01-01-1970 03:00
haber medya kadın