Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın MÜSİAD EXPO'da yapay zekâya ilişkin dile getirdiği “Yapay zekâ ahlâktan koparsa büyük bir yıkım getirir” uyarısı, teknoloji tartışmasının asıl meselesini önümüze koyuyor.
Mesele yalnızca makinelerin ne kadar akıllanacağı değil; insanın kendi ürettiği güç karşısında nasıl bir istikamet belirleyeceğidir.
Makine öğreniyor, algoritmalar karar veriyor, fabrikalar otomatikleşiyor. Peki insan ne yapıyor? Daha hızlı tüketiyor, daha fazla ekrana bakıyor, düşünme yükünü giderek makinelere devrediyor.
Şimdi bu büyük dönüşümün ortasında Samsun'a bakalım.
Şehrin yollarını, sanayi yatırımlarını, üniversitelerini, yeni projelerini konuşuyoruz.
Peki, bütün bunların arasında insan yetiştirmeyi ne kadar konuşuyoruz?
Çünkü Samsun'un geleceği, yalnızca kaç kilometre yol yaptığıyla, kaç konut inşa ettiğiyle, kaç festival düzenlediğiyle ölçülemez.
Asıl mesele, bu şehirde nasıl insanlar yetiştiğidir.
ŞEHİR BÜYÜYOR, PEKİ İNSANIMIZ GELİŞİYOR MU?
Samsun'un kalkınması elbette önemli. Sanayi, ulaşım, ticaret, konut, altyapı… Bunların her biri şehir hayatının vazgeçilmez unsurları.
Ancak şehir dediğimiz şey, betonun, asfaltın, ticaretin toplamından ibaret değildir.
Bir şehri şehir yapan; hafızası, kültürü, ahlâkı, irfanı, komşuluk hukuku, gençlerine açtığı ufuktur.
Yapay zekâ çağında bu mesele daha da belirginleşiyor. Yarın fabrikalarımız daha fazla üretim yapabilir, belediyelerimiz hizmetlerini daha hızlı sunabilir, işletmelerimiz yeni pazarlara açılabilir.
Fakat bütün bunları yaparken gençlerimizin düşünme kabiliyetini, emeğe saygısını, hakikatle bağını kaybetmesine seyirci kalırsak neyi kazanmış olacağız?
Şehrin büyümesiyle insanın büyümesi aynı şey değildir.
Samsun'un şehir aklı, kalkınmayı insan yetiştirme hedefinden ayrı düşünmemelidir.
ÜNİVERSİTE DİPLOMADAN İBARET KALMASIN
Samsun, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Samsun Üniversitesi başta olmak üzere eğitim kurumlarıyla önemli bir birikime sahip.
Üniversitelerin önünde yalnızca meslek sahibi insanlar yetiştirmekten ibaret olmayan bir sorumluluk bulunuyor.
Yapay zekâ çağında gençlere kodlama, yazılım, veri analizi, robotik ve mühendislik öğretmek elbette kıymetli. Fakat genç, öğrendiği bilgiyi hangi amaçla kullanacağını da öğrenmeli.
Bir algoritma yazabilen fakat hakkaniyeti gözetmeyen, yüksek teknoloji kullanan fakat emeğe saygı duymayan, büyük kazançlar elde eden fakat ticaret ahlâkını önemsemeyen insan yetiştirmek, eğitim meselesini eksik bırakır.
Burada Samsun'un eğitim gündemine somut bir teklif bırakmak gerekiyor.
Üniversiteler, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve eğitim kurumları ortak bir yapay zekâ ve insan yetiştirme programı etrafında buluşabilir.
Gençlerin yalnızca teknoloji kullanmasını değil, teknolojinin toplumsal sonuçlarını tartışmasını sağlayacak çalışmalar yapılabilir.
Üniversite-sanayi iş birliği, yalnızca istihdam ve üretim rakamlarıyla sınırlı kalmamalı. Araştırmanın, meslek ahlâkının, insan onurunun ve toplumsal faydanın da bu iş birliğinde yeri olmalı.
Samsun'un üniversiteleri, geleceğin mesleklerini öğretirken geleceğin insanını yetiştirme sorumluluğunu da üstlenmeli.
SANAYİDE DÖNÜŞÜM, ESNAFIN GELECEĞİ
Samsun'un sanayi kuruluşları, üreticileri, tarım işletmeleri ve esnafı yapay zekâ dönüşümünün neresinde duracak?
Bu soruyu yalnızca büyük şirketler açısından ele alamayız.
Yapay zekâ, üretimde verimliliği artırabilir, tarımsal faaliyetlerde kaynak kullanımını iyileştirebilir, küçük işletmelerin pazarlara erişimini kolaylaştırabilir. Ancak bu imkânlardan kimlerin yararlanacağı da önemli.