"Maşallah" Demek Zor Mu?

Özlem Gürbüz

18-01-2024 17:35

Son zamanlarda insanların bir şeyi ya da birini överken "maşallah" demekten yoksun olmaları ne büyük bir eksiklik.

Evet, eksiklik diyorum; çünkü bir Müslümanın en önemli görevlerinden biridir bu sözcüğü kullanmak.

Nazar, hepimizin bildiği üzere olağandışı özellikleri olan insanların bakışlarıyla karşılarındaki kimselere zarar vermesi veya kötülük getirmesi olarak bilinir.

Bunun bir önlemi olarak "nazar boncuğu", "deve boncuğu", "göz boncuğu" gibi boncukların takılması söz konusu ve bu, Şamanizm'den bizlere kalan bir inanıştır.

Öncelikle nazardan korunmak için İhlas, Felak, Nas ve Ayete'l Kürsi gibi duaların okunması daha etkilidir.

Yoksa boncukların ne gibi bir faydası olabilir ki? Yere düşse kırılır, ateşe düşse yanar öyle değil mi? Aslında buradaki inanış şöyledir; size gelen nazar denen kötü enerjinin, o enerjinin sahibi olan kişiye geri dönmesini sağlamaktır.

Kulağa ilginç gelse de dünyada pozitif - negatif enerjilerin varlığı elbette söz konusu. Bizler doğuştan ve hatta anne karnından itibaren pozitif enerji yüklüyken, bir anlamda zaman içerisinde kötü düşüncelerin sebep olması ile negatif enerjiye sahip olabiliyoruz.

Bir kızı çok güzel gördüğünüzde O'na "çok güzelsin" demenizin yanı sıra öylece bakakalıp "maşallah" demeyişiniz bile nazarın oluşması için yeterli sebeptir.

Genelde bir inanışa göre yıldızı düşük insanlara nazarın daha çabuk değdiği söylenmekte.

Aslında nazar daha çok, alışılmışın dışındaki sıradışı durumlarda gerçekleşiyor. Yani insan en çok ne görürse ona alışırken; çok nadir gördüğü ne ise, işte ona şaşırır.

Aslında herkes bir şeylere şaşırır ama karşısındaki insanın beklediğinden daha farklı biri çıkması demek şaşırmanın da ötesinde bir durumdur.

Bu konuya kendimden örnek vermek istiyorum.

Ben çocukluğumda süt içmeyen; yoğurt, yumurta ve ekmek yemeyen biriydim. Anne sütünü bile içmemek için adeta direnmişim. Bu durumun benim yememle içmemle bir ilgisi var mı orası tartışılır ama yüzüm çocuksu ve dış görünüşüm de minyon kalmıştır.

Dolayısıyla ülkemizde minyon insanlar çok azınlıkta olduğu için ben de "30'lu yaşlardayım" dediğim zaman, inanılmaz derecede şaşırıyorlar ve "hiç göstermiyorsun" diyerek tepki veriyorlar.

Bu tepkiyi verirken "maşallah" kelimesini de beraberinde söylemedikleri için ya hastalanıyorum, ya üzerimde bir ağırlık oluyor ya da tüm gün halsiz ve bitkin olabiliyorum.

Bu durum tabi ki günlük yaşantımı olumsuz yönde etkileyebiliyor.

Bir de benim anlamadığım şey şu; bir insanın 30'lu yaşlarda olması için illa yüzünün kırışıp fiziğinin çökmesi mi gerekiyor?

Keza bana soracak olursanız ben 60 yaşındaki bir insana bile yaşlı diyemiyorum.

Benim gözümde 70 olmayan herkes halen gençtir.

Tabi bu sadece bana özgü bir düşünce, herkesin adına bunu söylemiyorum. Yaş denen şey, sadece bir rakamdan ibarettir.

Bunun bilincinde olup kendisine bakan, sinir, stres ve üzüntü gibi olumsuz durumlardan uzak kalabilmeyi başararak psikolojisini iyi yönde tutabilen herkes genç kalır.

Bu tamamen insanların kendi elinde olan bir şey. Güzel olan her şey bence yine aynı kalmak için zamanda yolculuk yapmak yerine zamanla yarışmayı bilmelidir.

Elbette ki zamana meydan okumamız mümkün değil. Ama özellikle yaşımızı hatırlamadan hayatımızı akışa bırakıp anlık yaşamaya devam etmek bizim elimizde olan bir durumdur.

Hayata bir kere geliyoruz ve hayat akıp gidiyor, önüne geçemediğimiz tek şey ise "zaman"dır.

Zamanı durduramayız fakat içimizdeki çocuk ruhu veya genç ruhu öldürmezsek ancak o durumda zamanla mücadele etmiş oluruz.

Aynaya bakarken kendi kendimize veya karşımızdaki herhangi birine ; "Nasılsa yaşlanıyoruz", "Hey gidi gençliğim!", "Ölüp gideceğiz nasılsa." diye diye aslında kendi kendimizi yaşlanma psikolojisine sokuyoruz.

Oysa ne kadar gereksiz bir hayıflanma. Yiyin, için, gezin, spor yapın, dans edin, eğlenin ama yaşınızın gereksiz psikolojisine bürünerek sebepsiz yere kendi kendinizi üzmeyin.

Cildinize ve fiziğinize iyi bakın. Gerçi erken çökmenin altında yatan çeşitli hastalıklar da olabiliyor. Sağlıklı bir birey, elbette ki olduğundan daha güzel ve genç görünebilir ama sağlığında olumsuz bir problem olan birey, 25 yaşındaysa bile 40 yaş üstü gösterme durumu dahi olabiliyor. Allah kimseyi sağlığı ile imtihan etmesin.

Lütfen ne olursa olsun birini ya da birini överken "maşallah" demeyi dilimizden ve sözümüzden eksik etmeyelim.

DİĞER YAZILARI Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi 01-01-1970 03:00 Adalet Ve Sorumluluk Dengesi 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz 01-01-1970 03:00 Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim 01-01-1970 03:00 Helallik Meselesi 01-01-1970 03:00 Bayramın Getirdiği Manevî Huzur 01-01-1970 03:00 Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi 01-01-1970 03:00 Evren tek mi? 01-01-1970 03:00 Yuvayı Ayakta Tutan Denge 01-01-1970 03:00 Bilimin Sınırlarında Dolaşmak 01-01-1970 03:00 Geçmişten Ders, Geleceğe Umut 01-01-1970 03:00 Masum Eğlenceden Dijital Bağımlılığa 01-01-1970 03:00 Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi 01-01-1970 03:00 Toplumsal Kimliğin Günlük Yüzü 01-01-1970 03:00 Eğitimle Değişen Dünyamız 01-01-1970 03:00 Boşanmaların Artışı 01-01-1970 03:00 Kadınların Tarihteki Mücadelesi 01-01-1970 03:00 Evlilikte Biz Olabilmek 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin Yerli Üretim Gücü 01-01-1970 03:00 İki Kalbin Sınavı 01-01-1970 03:00 Sessiz Kahramanlık 01-01-1970 03:00 Sessiz Derinliklerin Kalemi Aydın Benli 01-01-1970 03:00 Sağlık Huzurda Gizlidir 01-01-1970 03:00 Kırık Olsa Da Atan Bir Kalp 01-01-1970 03:00 Gerçek İnsanlık, Gerçek Merhamet 01-01-1970 03:00 Boşanmak Ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Bayramlar 01-01-1970 03:00 Eğri Zamanda Doğru Durabilmek 01-01-1970 03:00 Yolcu 01-01-1970 03:00 KADINLAR 01-01-1970 03:00 Hayat Çok Kısa 01-01-1970 03:00 Anksiyete'nin Sebepleri 01-01-1970 03:00 MERHAMET 01-01-1970 03:00 KÖTÜLÜK 01-01-1970 03:00 Alışverişteki Modernlik 01-01-1970 03:00 Üç aylar! 01-01-1970 03:00 Trafikte! 01-01-1970 03:00 Değişmeyen 01-01-1970 03:00 Önemseyenle Önemsemeyen 01-01-1970 03:00 Türküler 01-01-1970 03:00 İshak Paşa Sarayı 01-01-1970 03:00 Doludizgin Yıllar 01-01-1970 03:00 Düz Mantık 01-01-1970 03:00 Herkes Mi, Her Şey Mi Yorgun! 01-01-1970 03:00 Rüyalar 01-01-1970 03:00 Sokaklarda Güven 01-01-1970 03:00 Eskileri Atmak Olmaz 01-01-1970 03:00 Kusur Arayan Kusurludur 01-01-1970 03:00 Eskiye Dönmek Mi? 01-01-1970 03:00 İlginç İnançlar 01-01-1970 03:00 Bilemezsin Yâr 01-01-1970 03:00 Kalbe İşlenmişse Zulüm 01-01-1970 03:00 Zamanı Anımsıyorum 01-01-1970 03:00 Dost Acı Söyler 01-01-1970 03:00 YAZ GELDİ 01-01-1970 03:00 Tok Açın Halinden Ne Anlar 01-01-1970 03:00 Mitolojiler, Efsaneler ve Gerçekler 01-01-1970 03:00 Eğlenmeyi gerçekten biliyor muyuz? 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Kalabalıkta Bile Yalnız 01-01-1970 03:00 Kitapların Anlamlı Gücü 01-01-1970 03:00 Hangi acı unutulur? 01-01-1970 03:00 Dünya Otizm Farkındalık Günü 01-01-1970 03:00 Kalplerimiz midir kuruyan yoksa! 01-01-1970 03:00 Hayallerinizi Hayatlarınıza Katın 01-01-1970 03:00 Yalakalık da yalandan mıdır? 01-01-1970 03:00 Aşk mı, mantık mı? 01-01-1970 03:00 Çok Mu, Yoksa Öz Mü Konuşmak? 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Bu nasıl bir kış! 01-01-1970 03:00 Neyin Peşindeyiz? 01-01-1970 03:00 Onlar da Evlatlarımız 01-01-1970 03:00 Önyargı mı, empati mi? 01-01-1970 03:00 Yapay Gıdalar 01-01-1970 03:00 Her Çocuk Değerlidir 01-01-1970 03:00 Paylaşmak 01-01-1970 03:00 Türbe Ziyaretleri 01-01-1970 03:00 Hayvan Sevgisi ve Bilinci 01-01-1970 03:00 Bitkilerdeki Bilimsel ve Bilinmeyen Gerçekler 01-01-1970 03:00 İnsan Hafizasi 01-01-1970 03:00 Kırmızı Nokta 01-01-1970 03:00 Küresel Isınmadaki Rolümüz 01-01-1970 03:00 Sizi Seviyor Zannettiğiniz Kişi 01-01-1970 03:00 Para'nin Satın Alamayacaği Güçler 01-01-1970 03:00 Annelik – babalik görev mi, duygu mu? 01-01-1970 03:00 Mektuplarin Evrimselleşme Süreci 01-01-1970 03:00
haber yazılımı