Sensin Bid’at

Adnan İPEKDAL

25-08-2026 13:16

İslamın, milletin hayatına sirayet etmiş, sanatını ikmal etmiş, kültürünü yoğurmuş , geleneğini pişirmiş, örfünde görünür kılınmış  hangi uygulaması varsa bunların tamamını yok etmeye azimli,  oryantalistler tarafından devşirilmiş bir ukala tayfası var.

Sadece bu da değil, milletimizin hafızasında yüz yıllardır hürmetle yad ettiği, ismini kemâl-i edeble andığı hangi kadim  alim, hangi evliya, hangi sultan, hangi halife varsa, milli kimliği inşa eden bu kahramanların itibarlarına saldırarak kendilerine itibar devşirmeye çalışıyorlar.

İmam-ı Azam,

Hz. Mevlana, Sultan Bayezid-i Velî, son devrin minnetsiz şahsiyet abidesi Sezai Karakoç’a bile hırlayacak kadar haddini aşanlar; kibri ağzından taşanlar var.

 

“Kandil yok, teravih yok, hadisler uydurma, sünnet yok, peygambere Salavat yok, kabir azabı yok, minare, mevlid, ilahi, na’at bidat, , tarikat yok, şeyh yok, keramet yok, mezhep yok, türbe yok, peygamberden şefaat beklemek şirk, kadim ulemaya hürmet onları putlaştırmak (!)… “

Daha ne hezeyanlarla kendilerini sözümona saf İslamın temsilcileri sayanlar, ilk dinleyene cazip gelebilecek kelime oyunları ve oryantalizmin yapay zekası hükmündeki söylemleriyle  milleti ifsad etmeye and içmiş durumdalar.

 

“Kuran yeter,” dedikten sonra oturup 30 cilt tefsir yazan, aslında kendisi ile çelişkiye düşüp şunu demiş olmuyor mu?

“Kur’an-ı Kerim’i size, söz ve fiilleriyle peygamber açıklayamaz, ben açıklarım. “

İslamın 1500 yıllık  uygulamalarını “Uydurulmuş din” ucuz söylemiyle yıkmaya çalışırken “İndirilmiş din” diye kendisi din uyduranların niyeti ne ola sizce? Aslında şunu söylüyorlar: “Siz, İslam’ı, Kur’an kendisine indirilmiş olan peygamberden, peygamberin izah ve uygulamalarını görerek aktaran  sahabelerden değil, benden öğrenin!”

 

Kur’an İslamı, diyerek yola çıkanların bazıları, akademik hastalıklarıyla Kur’an metnini tenkit aşamasına gelmiş; haşa “Allah böyle der mi?” diyecek kadar zıvanadan çıkmıştır!

Yeri geldi şu fıkrayı anlatalım.

Hoca efendinin biri, cami kürsüsünde Cenab-ı Allah’ın zamandan, mekandan ve suretten münezzeh olduğunu anlatırken şöyle der: Allah cc, yerde değildir, gökte değildir, camide değildir, dergahta değildir… her nerede tasavvur ederseniz orada değildir…”

Cemaat içerisinden bir meczup, dayanamamış şöyle demiş: “Bu hoca, (haşa) Allah yok, diyecek ama birinden korkuyor herhalde!”

Bu ukala tayfa da neredeyse işi bu noktaya getirecek…

 

İslam’ı yaşamak için öğrenen kişinin ibadeti ve tevazusu artar, bu yerli oryantalistleri dinleyen kişinin kibri artarken ibadeti azalır.

 

Mevlid-i Şerif kandili münasebetiyle gönderdiğim bir tebrik mesajıma, bir muhatabımdan  kandil kutlamanın lüzumsuz olduğunu iddia eden bir ekran bağımlısının konuşma videosuyla cevap aldım. 

Oryantalistler tarafından devşirilmiş bu tayfanın ukalalığı onları dinleyenlere de sirayet etmiş.

 

Yerli oryantalistlerin isimlerini anmayacağım, siz anlarsınız. Ancak şunu ifade edeyim.

Mesela Sultan’ül Vaizin Merhum Tahir Büyükkörükçü hocanın bir vaazını ; yahut Cevat Akşit hocamızın bir sohbetini dinleyin; sonra bir de bu ukala tayfanın konuşmalarına bakın. Hangisi ruhunuza bir peygamber sevdası, islam ahlakı aşılar? Kararı siz verin. 

Evet, beş vakit namazı camide kılmak gerek ama, bunu düzenli yapan insan sayımız da ortada. Bizim insanımız, cuma günleri, bayram namazlarında, Ramazanda teravih namazları  ve kandil gecelerinde camileri doldurur. Şimdi,

“Kandil Bid’at(!)” diyenler, tıklım tıklım dolan camilerin o akşamlarda da boş kalmasını mı istiyor?

“Hayır, camilerin her namaz vakti dolmasını istiyorlar,” demeyin. Çünkü bu tipleri camide çok fazla göremezsiniz.

 

Malum ukala tayfa, Hz. Peygamber (sav)’in doğumunu kutladığımız Mevlid kandiline bid’at olduğu gerekçesi ile karşı çıkıyor. Ama biz bu narsistlere sürpriz bir doğum günü partisi yapsak zevkten dört köşe olurlar.  Kendi doğum günlerini kutlamak bid’at değil ama,

Hz. Peygamber’in doğum gününü kutlamak

bid’at (!) .

Nasıl kafa ama!

 

En son şunu söyleyeyim.

Ey yerli müsteşrikler,

Bid’at olduğunu iddia ettiğiniz Süleyman Çelebi hazretlerinin yazdığı ve 800 yıldır dinleyen herkesin peygamber aşkıyla  gözlerini yaşartan; gönüllerini yeşerten Mevlid-i Şerif’in bir harfindeki ihlas, yaptığınız tüm konuşmalardan; yazdığınız tüm kitaplardan daha muteberdir!

 

“Yâ Habîballah bize imdâd kıl

Son nefes dîdârın ile şâd kıl”

( Mevlid, Süleyman Çelebi)

 

Mevlid değil sensin bid’at!

 

DİĞER YAZILARI Gün Olur Asra Bedel Romanının 15 Temmuz Üzerinden Tahlili 01-01-1970 03:00 Üç Muslukla Doldurmaya, Otuz Üç Muslukla Boşaltmaya Çalıştığımız Havuz 01-01-1970 03:00 İncir Yaprağı 01-01-1970 03:00 Almanya’da Yeni Bir Pensilvanya mı Kurulacaktı? 01-01-1970 03:00 Problem Çözmek İsteyenlere Formüller 01-01-1970 03:00 Atakum Sahilinde Mescid Görmek İstemeyenler Sinagog mu Görmek İstiyor! 01-01-1970 03:00 Kara Samsun’un Beyaz Türkleri 01-01-1970 03:00 ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı! 01-01-1970 03:00 Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız? 01-01-1970 03:00 Dijital İçerik Üretme Seferberliği 01-01-1970 03:00 CİNSİYETÇİ SÖYLEM 01-01-1970 03:00 Eziklerin Efendisi Efendilerin Eziği 01-01-1970 03:00 İsmet Özel’in Hayatta Olmasının Haber Değeri Var Mı? 01-01-1970 03:00
haber medya kadın