*Bir medeniyetin yok edilişi*
Dünyanın en büyük katliamcı ve soykırım suçlusu Amerika Birleşik Devletleri'dir. Tarih boyunca kendisine ait olmayan bölgelerde ve devletler üzerinde etnik, mezhepsel fitnelerin, çatışmaların ve savaşların mimarıdır. Tarihin derinliklerindeki kanlı tarihini, katliamlarını ve soykırımlarını unutmuş numarası yapıyor. Ama tarih hiçbir zaman hiçbir olayı unutmuyor.
ABD tarihinin derinliklerindeki ilk sayfalarında milyonlarca Kızılderili katliamını ve soykırımını gözlerini kırpmadan gerçekleştirdiklerini görüyoruz.
Amerika'nın geniş vadilerinde mutluluk içinde yaşayan Kızılderililer, güler yüzlü, sevecen ve misafirperver insanlardı.
Fakat bu sevecenliklerine ve misafirperverliklerine karşı hem Kristof Kolomb hem de ondan sonra gelen Avrupalılar düşmanlıkla, ihanetle ve alçaklıkla cevap verdiler.
Kızılderili katliamı ve soykırımı Kristof Kolomb'un 1492 tarihindeki keşfinden hemen sonra başladı.
Yakaladıkları Kızılderilileri ya öldürüyor ya köle olarak ağır işlerde çalıştırıyor ya da satılmak üzere Avrupa'ya gönderiyorlardı. Kristof Kolomb 1498 yılında İspanya Kralına gönderdiği bir mektupta söyle diyordu: "Buradan satılabildiği kadar çok köle gönderebiliriz."
Kızılderililer, kendi vatanlarında ezildiler, köle oldular, öldürüldüler ve soykırıma uğradılar.
Soluk benizli adamlar ülkelerini talan etti, ocaklarına ateş düşürdü, insanlarını kan ve gözyaşına boğdular. Artık ne gülebiliyorlardı ne de sevebiliyorlardı.
O tarihten 1886 yılına kadar süren katliamda, milyonlarca Kızılderili ortadan kaldırıldı. 20 ile 70 milyon arasında farklı kaynaklarda, farklı rakamlar telaffuz edilmekte.
Kızılderili soykırımı, ABD'nin resmi devlet politikası idi. ABD resmi olarak Kızılderili kellesi getiren vatandaşına her kelle başına 5 dolar veriyordu. Birtakım insanlar tarafından kafatası avcılığı meslek haline getirilmişti.
İlk biyolojik silahı Kızılderililer üzerinde denediler. Sürgüne gönderilen Kızılderililere yardım amacıyla dağıttıkları battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırarak birçok insanı öldürdüler. Sırf Kızılderililer yemesin, açlıktan ölsünler diye başlıca yiyecekleri olan bizonları toptan öldürmeleri, yöntemlerine ilginç bir örnektir.
Yine Bartolome de Las Casas tarafından yazılan Amerika kıtasının nasıl ele geçirildiğini anlatan ve birçok dile çevrilen 'Kızılderili Katliamı' adlı tarihi eserinde de zulmü şöyle anlatıyor:
"Sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden yerli halkın ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm. Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğsünden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarıştılar..."
Kızılderililere tahammül edemeyen sömürgeci zorbalar, onlara hayvani bir vahşilikle muamele ediyorlar. Onlara 'vahşi ' damgası vurmuşlardı. Vahşilerin de yok edilmeleri gerekiyordu.
ABD'nin kurucusu ve ilk Başkanı George Washington, yerlileri vahşi hayvanlara benzeterek, "Bu vahşi hayvanların tamamen imha edilmesi gerekiyor" diyordu. Sonuçta da öyle oluyordu.
Sonradan adı nükleer başlıklı füzelere verilen John J. Pershing "En iyi Kızılderili, ölü Kızılderilidir" demiştir. Bu söz, zamanla bir Amerikan vecizesi(!) haline gelmiştir.
Yıllarca devam eden bu insan avı, 1886'da son özgür Kızılderili Apaçi reisi Geronimo'nun esir düşmesi ve 1890'daki "Yaralı Diz Katliamı" ile tamamlanmıştır.
Bütün bu olaylar, pek çok tarihçi tarafından dile getirilmiş gerçeklerdir.
Kızılderililer Amerika'nın yerlileridirler. Ancak bugün Amerika kıtasında çok az Kızılderili mevcuttur. Çünkü bunlar ciddi bir soykırımı ile karşı karşıya gelmişlerdir.
Bugün ise yok denecek seviyelere kadar indiler.
Amerika Birleşik Devletleri tarihi demek; gerçek anlamıyla işgallerin, savaşların, soykırımların, işkencelerin, kan ve gözyaşının tarihi demektir.
Amerika Birleşik Devletleri demek; uygarlıkların talanı ve kültürlerin yıkımını demektir.
Mazlumların kanlarını emerek sömüren devlet, "demokrasi, insan hakları ve özgürlük" vaatleriyle bütün hızıyla zihniyetini, sömürüsünü, politikasını sürdürmeye devam ediyor. ABD cephesinde değişen yeni bir şey yok.
Zira bu tarih, eninde sonunda onların tarihlerini de hezimetle sonuçlandıracaktır. Çünkü zulüm, kan ve gözyaşı üzerine kurulan hiçbir devlet ilelebet yaşayamaz.
Kurmaya çalıştıkları "Yeni Dünya Düzeni" ni iyi okumak için, dünyada geçmişi hatırlamak ve bugünlere nasıl gelindiğini anlamak, bundan sonraki yol haritasını çizmek için elzem bir durumdur.
FATİH ORUÇ
