Irak Savaşı, 20 Mart 2003'te küresel sömürgeci çeteleri ABD ve İngiltere önderliğinde oluşturulmuş Çokuluslu Koalisyon Kuvvetlerinin bir askerî harekâtla Irak'a girmesiyle başlayan savaş. Ayrıca İkinci Körfez Savaşı, koalisyon ülkelerince Irak'ı Özgürleştirme Operasyonu olarak da adlandırılır. Savaş, 15 Aralık 2011 tarihinde resmen sona ermiştir.
Küresel terörizmin temsilcisi ABD’nin istihbarat kolu CIA ekibinin Irak'a giriş tarihi 10 Temmuz 2002'dir. Bunlar işgal için çeşitli hazırlıklara başladılar. İşgale karşı gelebilecekleri ikna etmek bazı Iraklı komutanları direnişten vazgeçirmek ve yüksek risk bölgelerinde keşif yapmakla görevliydiler.
Savaş öncesinde küresel çetelerin önünde giden ABD ve İngiliz hükümetlerinin Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğu ve bu silahların koalisyon ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkenin güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiği gerekçesiyle başlatıldı. Fakat bunlar hiçbir zaman kanıtlanamadı.
İşgalin diğer sebebi ise demokrasinin ülkede yaygınlaştırılmasıydı.
ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri uluslararası suçlar işleyerek Irak’a zorla girdi.
İşgalin başlamasından kısa süre sonra düzenli Irak ordusu yenildi, neticede Saddam Hüseyin yakalanarak idam edildi. Küresel terörizmin temsilcileri işgalin alçaklığını ve hazzını tattı. 2007 yılında yapılan araştırmalara göre Irak'ta tahmini 1.000.000 sivil yurttaş hayatını kaybetmiştir. UNHCR Nisan 2008 tarihli verilerine göre 4.7 milyon Iraklı yer değiştirdi (Irak nüfusunun %16'sı), bunların iki milyonu komşu ülkelere sığındı.
İşgalin belirlenen amaçları: Saddam Hüseyin rejimini bitirmek, kitle imha silahlarına ulaşmak, bölgedeki terörist grupları tasfiye, petrol altyapısını güvenceye almak, Irak'ı Ortadoğu ülkelerine model yapmak gibi bir dizi eylemlerdi.
Fakat asıl sebep,
Öncelikle Kızıldeniz’den Basra Körfezi’ne kadar ve daha sonra da bütün İslam coğrafyasını işgal, istila, sömürü, katliam, tecavüz ve işkencelerle ele geçirerek, bölgenin su ve petrol kaynakları üzerinde tam bir hegemonya kurmaktır. Sonuçta ABD-İsrail dünya imparatorluğu kurulmak isteniyor.
Irak’taki savaşta yer alan ve savaşın başında yaklaşık 250.000 olan koalisyon askerlerinin sayısının, 250.000’i Amerikan askeri olmak üzere 300,000’e ulaştı.
ABD ayrıca, Basra Körfezi, Kızıldeniz ve Akdeniz’deki 35 kadar gemisinde toplam 1000 adet Tomahawk Füzesinin fırlatmaya hazır olduğunu bildirdi. Küresel emperyalist katillerin hava kuvvetleri ise 1150 savaş uçağından oluşmaktadır.
20 Mart 2003’te ABD, Irak’ta hava harekâtı gerçekleştirdi. Ertesi gün de İngiltere ile birlikte Irak işgali başladı. 9 Nisan’a gelindiğinde işgal birlikleri Bağdat’ı ele geçirdi. Ertesi gün Kürt kuvvetlerinin yardımıyla Musul ve Kerkük’ün kontrolü de işgal kuvvetlerinin eline geçti. Böylece Irak’ın büyük bölümü işgal edilmiş oldu. 1 Mayıs 2003’te ABD Başkanı Bush, Irak’ta çatışmaların resmen bittiğini ilan etti. 9 Mayıs’ta ABD ve İngiltere, savaş sonrasında Irak petrollerinin kontrolünün kendilerine verilmesi için BM Güvenlik Konseyi’ne öneri sundular.
İşgal sonrası süreçte milyarlarca dolarlık ihalelerle Batılı küresel şirketler bölgeye yerleştiler ve büyük kârlar elde ettiler. Petrol üzerinde özellikle BP şirketinin ön planda olduğu büyük anlaşmalar yapılarak Irak halkına ait olan ve milyonlarca Iraklının refahı için kullanılması gereken petrol gelirleri ABD ve Avrupalı şirketlerin kasasına girdi. İşgal yalnızca petrol sahasında değil, aynı zamanda su, iletişim, ulaşım, gıda, teknoloji, liman ticareti, uyuşturucu gibi pek çok alanda yüz milyarlarca dolarlık yeni bir pazar oluşturdu. Tüm kaynakları kurutulan, alt ve üstyapısı kullanılamaz hale getirilen Irak, yeni dö- nemde yine Irak halkına mal edilecek yüz milyarlarca dolarlık ödemelerle yeniden inşa edilecek. Yıllarca devam edecek bu süreçte Irak halkı günlük hayatlarının en temel ihtiyaçlarını karşılayacak imkanlara dahî sahip olamayacaklar
Dünyanın en demokratik ülkelerinden biri olan ABD’nin demokratik partili, eski dışişleri bakanı Madeleıne Albrıght sonraki yıllarda bir televizyon programında;
“Irak’ta 500 bin çocuk öldürdük. Zafer için gerekliydi, buna değdi.” dedi.
FATİH ORUÇ
