Batı’nın Dijital Vebalı

Mehmet Ali Çamoğlu

03-08-2026 18:49

Eskiler bilir; ekmeğin kokusu tarladan, çorbanın lezzeti ocak başında dökülen alın terinden gelirdi. Emek kutsaldı; insanı zinde tutar, zihnini açardı. Bir matematik hesabı yapılacağı zaman hafızalar zorlanır, beyinler paslanmasın diye zihinler sonuna kadar çalıştırılırdı. Peki, ne ara her şey bu kadar basitleşti? Biz ne ara bu sahte kolaylığın içinde ruhumuzu kaybettik?

BATI'NIN İCAT ETTİĞİ BU HASTALIĞA MAHKUM MUYUZ?

İnsanoğlunun yalnızlığı büyüdükçe, önce Amerika’da bir kıvılcım gibi parlayan, oradan Avrupa’ya sıçrayan, derken tüm dünyayı ve nihayetinde ülkemizin en ücra köşesini bile esir alan bir sosyal medya vebasıyla karşı karşıyayız. Soruyorum size: Batı'nın ürettiği bu ruhsal hastalığı, bu toplumsal çürümeyi kendi ülkemizde, kendi evimizde aynen yaşamak zorunda mıyız? Onların laboratuvarlarında icat edilen her dijital çılgınlığa, her akıl tutulmasına teslim olmak bizim kaderimiz mi? Elbette hayır!

YAPAY ZEKANIN TUZAĞI VE TEMBELLEŞEN BEYİNLER

Ama ne yazık ki bugün düştüğümüz hâl ortada. Karşımızda hiç tanımadığımız, yüzünü görmediğimiz sanal gölgeler var. İşin içine bir de yapay zeka girdi; artık kimse düşünmüyor, kimse hesap yapmıyor, beyinler adeta tembelliğe mahkum ediliyor. En basit bilgi bile ekran tarafından önümüze hazır getiriliyor.

TARLADA ÜRETMEK YOK HER ŞEY HAZIR ÇORBA

Tarlada üretmek yok, mutfakta emek vermek yok. Her şey bir tıkla kapıda! "Hazır çorbaya aktarmak" misali, ağzına kuş konmasını bekleyen, mısır topluluğu gibi tek tipleşen, uyuşmuş bir tüketim toplumu türedi. Gençleri anlamakta zorlanıyoruz; çünkü onlar emeğin, yokluğun ve alın terinin ne demek olduğunu bilmeden, her şeyin dijital ekranda kendiliğinden var olduğunu sanarak hayattan kopuyorlar.

ESKİ TOPRAK ÇINARLARIN EKRAN HAPİSHANESİ

İşin en acı, en kanatıcı tarafı ise ne biliyor musunuz? Bu dijital virüs artık sadece gençleri değil, o eski toprak dediğimiz, ömrü emektarlıkla geçmiş yaşlı kuşağı da pençesine aldı. Etrafınıza bir bakın; akşam çöktüğünde elinde telefonla saatlerce yatakta oturan, gözünü kırpmadan ekrandaki yalan dolan yazıları, videoları kaydıran koca koca çınarlar var. Gece uykusundan olan, sabaha kadar o yapay zehirli ışığa maruz kalan, beli bükülmüş ama eli telefondan düşmeyen büyüklerimiz... Gençler bu dünyanın içine doğdu, bir şekilde uyuştu; peki ya hayatı boyunca üreterek, helal lokma için çalışarak var olmuş o ak saçlılar ne ara bu sanal hapishanenin gönüllü mahkumu oldu?

TEK ÇIKIŞ YOLU: ÖZÜMÜZE VE DİNİMİZE DÖNMEK

Bu bataktan, bu zihinsel ve ahlaki çürümeden kurtulmanın tek bir yolu var: Yüzümüzü yeniden dinimize, inancımıza ve aslımıza çevirmek! Allah'ın emrettiği, Peygamber Efendimiz’in ve Allah dostlarının, evliyaların yaşadığı o sade, çalışkan, vakur ve ahlaklı hayatı yeniden kuşanmaktan başka çaremiz yoktur. Onlar gibi elinin emeğiyle geçinen, vaktini boş ve faydasız işlerle katletmeyen, gecesini ekrana değil tefekküre, duaya ve ibadete ayıran bir bilince muhtacız.

DEĞİŞİM ÖNCE KENDİMİZDEN BAŞLAMAK ZORUNDA

Üstelik bu kurtuluş mücadelesine, başkalarına laf anlatarak değil, en önce kendimizden başlamak zorundayız. Biz kendimizi bu ekrandan, bu tembellik tuzağından ve sanal dünyanın yalanlarından çekip alacağız ki sözümüzün bir ağırlığı, bir hükmü olsun.

 AİLEMİZE SAHİP ÇIKIP ÇEVREMİZİ KURTARACAĞIZ

Kendini düzelten insan, hemen ardından ailesine sahip çıkacak; evini bir dijital tımarhane olmaktan kurtarıp yeniden bir muhabbet yuvasına dönüştürecektir. Biz kendimizden başlayıp ailemizi korudukça, bu manevi duruş dalga dalga çevremize ve tüm topluma yayılacaktır. Başka bir çıkış yolu yok! Ekrana gömülen bu hayatları kurtarmak, Batı'nın bu sinsi hastalığına diz çökmemek için önce kendi nefsimizden başlayarak inancımıza, toprağımıza ve ailemize sımsıkı sarılacağız. Yoksa hep birlikte daha da batacağız!

Selam ve dua ile...

DİĞER YAZILARI Vitrin Siyaseti, Omurga Sınavı Ve Milletin Son Resti 01-01-1970 03:00 En büyük yatırım nedir! 01-01-1970 03:00 Ecel Ne Yaş Dinler Ne Sıra: Bir Soda Şişesindeki Büyük Sır 01-01-1970 03:00 Çöpteki Ekmek, Raftaki Vicdan ve Kaçan Bereket 01-01-1970 03:00 İsimleri Unutuldu, Faturası Baki Kaldı 01-01-1970 03:00 Bir Dervişin Alın Teri, Bir Esnafın Kibri 01-01-1970 03:00 Haram Lokma ve Kayıp Nesiller 01-01-1970 03:00 Çekilin yoldan, mazeret şampiyonları geliyor! 01-01-1970 03:00 Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler 01-01-1970 03:00 Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı 01-01-1970 03:00 Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı 01-01-1970 03:00 Kendi Ömrünü Çizenler: Bir Çekiç, Bir Anahtar ve Elli Yıl 01-01-1970 03:00
haber yazılımı