Kalp Aynasını Cilalamak: Kaptan, Rota Ve Büyük Vuslat
Hayat, ucu bucağı görünmeyen, fırtınası eksik olmayan devasa bir okyanus. Hepimiz bu okyanusta birer gemiyiz ve aslında her birimizin ruhu aynı büyük limana, yani Yaradan’ın rızasına ve vuslatına ulaşmak için çırpınıyor.
Fakat modern dünyanın gürültüsü, dalgaların hırçınlığı ve pusulamızı saptıran rüzgarlar arasında yönümüzü bulmak her zaman o kadar kolay olmuyor.
İşte tam bu noktada akıllara şu yalın ama derin soru geliyor: Samsun’dan İstanbul’a gitmek isteyen bir yolcu ne yapar? Önünde seçenekler vardır; kara yolu, hava yolu ya da deniz yolu… Her birinin hızı, güvenliği, manzarası ve zorluğu farklıdır. Amaç yolu uzatmak ya da yolda kaybolmak değil; en güvenli, en tehlikesiz ve en hızlı şekilde menzile varmaktır.
Cenab-ı Hak, Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de adeta bu arayışın haritasını önümüze koyuyor ve Maide Suresi 35. ayette şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın…” Ayette geçen o sihirli kelime; "Vesile". Kulun Allah’a kavuşması, O’nun sevgisini kazanması için tutunacağı her düzgün yol, her salih amel birer vesiledir. Tasavvuf ise bu vesileleri bir disipline, ruhu eğiten muazzam bir eğitim sistemine dönüştüren manevi yolların, yani "tarikatların" bütünüdür. Tarikat, kelime anlamıyla da zaten "yol" demektir.
ŞERİATSIZ TARİKAT OLMAZ: KÖKÜ OLMAYAN AĞAÇ MEYVE VERMEZ
Burada çok hayati ve sarsılmaz bir ölçüyü koymak gerekir: Tüm hak tarikatların mutlak surette şeriatın içinde yer alması şarttır. Şeriatın, yani İslam’ın helal, haram ve ibadet sınırlarının dışında hiçbir tarikat, hiçbir manevi yol var olamaz. Tasavvuf büyüklerinin buyurduğu gibi; şeriat muazzam ve köklü bir ağaç ise, tarikat o ağacın dallarında büyüyen meyvelerdir. Yapılan zikirler, kalbi coşturan ilahi sohbetler ve güzel ahlak ise o meyvenin damaklarda kalan eşsiz tadıdır.
Kökü, gövdesi ve şeriatı olmayan bir ağacın meyve vermesi imkansızdır. Dolayısıyla İslam'ın zahiri hükümlerine uymayan, namazı, niyazı, helali ve haramı hafife alan hiçbir yapı tasavvuf dairesine giremez. Bugün tarikat adı altında ortaya çıkan her türlü sapkın yola, bidat ve hurafeye karşı en büyük manevi kalkanımız, şeriatın sarsılmaz çizgisidir. Rota ancak şeriatın pusulasıyla çizildiğinde doğru limana ulaştırır.
MANEVİ GEMİYE BİNİŞ BİLETİ: TÖVBE VE İLAHİ MÜJDE
Peki, bu yola nasıl girilir? Bu manevi gemiye biniş bileti nedir? Tasavvuf yolunun kapısı, mutlak bir tövbe ile açılır. Tövbe, sadece geçmişi geride bırakmak değil, yönünü tamamen Hakk'a dönmektir. Yüce Kitabımız Furkan Suresi 70. ayetinde tövbe kapısından samimiyetle girenler için akıllara durgunluk veren bir İlahi müjde fısıldar: “Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler var ya, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere (günahlarını sevaplara) çevirir...” Suresinin devamındaki ayetlerde ise bu tövbenin hakkını verenlerin, yalan şahitlikten kaçınan, vakur ve temiz bir ahlakla yürüyen salih kullar olduğu anlatılır. Tövbe öyle muazzam bir kimyadır ki, insanı sadece temizlemekle kalmaz; geçmişin simsiyah günah sayfalarını, geleceğin bembeyaz sevap sayfalarına dönüştürür. İşte tasavvuf, bu tövbe ile sıfırlanan ve nurlanan sayfaları, salih amellerle doldurma sanatıdır.
İslam medeniyetinde okumak, bilmek, hafız olmak ve hadis-i şerifleri öğrenmek şüphesiz en yüce makamlardan biridir; çünkü âlimler peygamberlerin varisleridir. Ancak öğrenilen bu kıymetli ilmin kalbe kök salması ve insanda ahlaka dönüşmesi için hayata aktarılması gerekir. İnsan fıtratı, sadece teorik kurallarla değil; o ilmi yaşayan modelleri görerek, müşahede ederek ve takip ederek çok daha güçlü şekillenir. Din, satırlarda yazılı kutsal bir bilgi olduğu kadar, sadırlarda (gönüllerde) atan canlı bir ahlaktır.
MODERN DÜNYADA BEŞ KİŞİ KURALI VE DOSTLUĞUN GÜCÜ
Bugün modern psikoloji ve kişisel gelişim uzmanları önemli bir gerçeğin altını çiziyorlar: "İnsan, en çok görüştüğü ve vakit geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır." Yani kiminle oturup kalkarsak zihnimiz, ahlakımız ve hayata bakışımız zamanla ona benzemeye başlar. Madem fıtratımızın gerçeği budur, o halde ebedi hayatımızı şekillendiren karakterimizin düzgün, salih ve güzel ahlaklı insanlarla beraber inşa edilmesi bir lüks değil, mecburiyettir. Tasavvufun özündeki müridlik ve ihvan ilişkisi de işte bu fıtrata dayanır. Sohbet halkalarında her gün din, diyanet, hadis ve güzel ahlak üzerine öğrenilenleri sadece konuşan değil, bizzat hayatına uygulayan sadık arkadaşlarla bir arada olmak; bilinen doğruların hayata geçmesini sağlayan en büyük manevi itici gücüdür.
FIRTINALI DENİZDE BİR REHBER: MÜRŞİD-İ KAMİL
Peki, bu yolda tek başımıza yürüyebilir miyiz? Dalgalı bir denizde, rotayı hiç bilmeyen bir mürettebat gemiyi fırtınadan nasıl koruyabilir?
İşte tasavvuf disiplininde mürşid-i kamil, o hırçın denizde geminin dümenini emanet ettiğiniz tecrübeli bir kaptan gibidir. O kaptan ki, denizin sığ yerlerini, gizli kayalıklarını ve fırtınanın ne zaman kopacağını iyi bilir. Onun yegane gayesi, peşine takılan yolcuları (müridleri) hayat yolculuğunun görünmez tehlikelerinden korumaktır.
Yolun tehlikeleri ise saymakla bitmez. En başta sinsice yaklaşan ve kötülüğü emreden kendi nefsimiz gelir. İnsanın nefsi, terbiye edilmediğinde tıpkı başıboş ve hırçın bir köpek gibi daima kötülüğü, şehveti ve isyanı emreder. Aslında insan kalbi yaradılışta pırıl pırıl, berrak bir ahlak aynası gibidir. Fakat hayat yolunda işlenen günahlar, gafletler ve hatalar, tıpkı o temiz aynanın üzerine konan sineklerin bıraktığı pislikler gibidir. Önce bir nokta, sonra bir nokta daha derken; zamanla o küçük lekeler birikir ve koskoca ayna kapkara, hiçbir şeyi göstermez bir hale gelir. Kalp kararınca insan ne hakkı görebilir ne de hakikati yansıtabilir.
Kimi zaman insan, ailesinden veya yetiştiği çevreden gelen böyle kötü bir mayaya, lekeli ve huysuz bir ahlaka da sahip olabilir. Fakat bu durum bir kader veya değiştirilemez bir mühür değildir.
KAHVERENGİ MASADAN BEYAZ AYNAYA: CİLA VE MANEVİ ÖRTÜLER
İşte samimi bir tövbe, o simsiyah kesilmiş aynaya vurulan ilk temizlik bezidir; insan için yepyeni bir başlangıçtır. Tövbe kapısından girdikten sonra yapılan düzenli ibadetler, kalbi uyanık tutan virdler ve feyizli sohbet meclisleri, o aynayı her gün sabırla cilalamaya başlar. Bunu gözümüzde canlandırmak için şöyle bir benzetme de yapabiliriz: Önünüzde koyu kahverengi, pürüzlü ve çirkin görünümlü ahşap bir masa olsun. Siz bu masanın üzerine beyaz, yarı şeffaf bir örtü örttüğünüzde, masanın o koyu rengi alttan hafifçe de olsa hâlâ kendisini belli eder. Sonra üzerine bir şeffaf örtü daha koyarsınız, renk biraz daha solar. Ardından sabırla, üst üste yeni örtüler sermeye devam edersiniz. En nihayetinde o koyu kahverengi masanın asıl rengi tamamen görünmez olur ve gözünüzün önüne bembeyaz, tertemiz bir masa gelir.
İşte insanın geçmişten taşıdığı o kötü huylar, sinek pisliği gibi kalbi karartan günah lekeleri ve olumsuz ahlak yapıları da böyledir. Sürekli olarak ihlaslı sohbet meclislerinde bulunmak, kalbi zikirle ve virdlerle cilalamak, o meclislerde anlatılan güzel hasletleri bizzat yaşayan sadık dostlarla bir arada olmak, o masanın üzerine serilen nurlu örtüler gibidir. Furkan Suresi'nin müjdelediği gibi, samimi bir tövbeyle başlayan bu süreçte zaman içinde o kötü huylar ve lekeler yavaş yavaş kaybolur. Kalp aynası asıl haline, yani pırıl pırıl parlayan o ilk berraklığına geri döner. Günahlar yerini sevaplara, çirkinlikler yerini güzelliklere bırakır. İnsan kalbi, sohbetle ve zikirle yıkanarak bambaşka ve asil bir hal alır. Çevremizdeki o "beş insanın" salihlerden oluşması, kalbe vurulan cilayı ve masanın üzerindeki örtülerin kalitesini artırır.
## KITMİR'İN SADAKATİ VE BÜYÜK VUSLAT
Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim, Kehf Suresi'nde yer alan Ashab-ı Kehf kıssasıyla bizlere bu sadakatin ve beraberliğin zamansız bir misalini sunar. Ayetlerde zikredilen o sadık köpek Kıtmir, sadece bir hayvan olmasına rağmen, o güzel ve temiz gençlerin peşini bırakmadığı, onlarla beraber saf tuttuğu ve onlara sadakatle yoldaşlık ettiği için İlahi Kelam'da anılarak ebedi bir şerefe nail olmuştur. Bir canlı, sadece salihlerle beraberliği sayesinde Kur'an-ı Kerim'in kıyamete kadar okunacak ayetlerine nakşolunuyorsa; tövbe kapısından geçip kalp aynasını zikirle, virdle, sohbetle ve o anlatılanları bizzat hayatına aktaran güzel insanlarla temizleyen bir müminin kalbinde yaşanacak manevi inkılabı varın siz hayal edin.
İşte bu yüzden gemiden ayrı kalmamak, tek başına dalgalara kapılmamak gerekir. Yalnız kalan, cemaatten ve salihlerin meclisinden uzaklaşan insan, nefsin fırtınalarına karşı savunmasız kalır. Kaptan, bu tehlikeye karşı müridlerini manevi zırhlarla donatır. Dini bilgilerin sadece kitapsız birer teori olarak kalmamasını; hayata, ahlaka ve vicdana dokunan canlı birer uygulamaya dönüşmesini sağlar.
Nihayetinde tasavvuf, Allah’a giden yolda kaybolmamak için çizilmiş en düzgün, en emniyetli rotadır. Amaç yola takılıp kalmak veya kaptanı kutsallaştırmak değil; o kaptanın rehberliğinde, fırtınaları sağ salim atlatıp en büyük vuslata, Allah'ın rızasına ulaşmaktır. Geminiz fırtınalı, yolunuz uzun olabilir; yeter ki rotanız doğru, kaptanınız emin olsun.
Selam ve dua ile...
Öztürk Samuk
Bütün Sorun 11 Keçiymiş Meğer!
Mehmet Ali Çamoğlu
Kalp Aynasını Cilalamak: Kaptan, Rota Ve Büyük Vuslat
Adnan İPEKDAL
Kara Samsun’un Beyaz Türkleri
Ömer Naci Yılmaz
Motorcu Derviş
Adnan ÖZ
Muhammed salah lige heyecan katacak!
Recep YAZGAN
AHBAP America İnc.
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Zaman mı Akıyor, Yoksa Biz mi Geçip Gidiyoruz!
Vehbi KARA
Cuma Hutbesi ve Bidat
Songül KARAMAN
Motivasyonda Dijital Devrim-1
Özlem Gürbüz
Her İzleyen Destekçi Değildir
Nihat Güç
Münevver İnsan
Bülent ERTEKİN
"Pamuk Eller Cebe" Demeden Önce Bir Kez Şadırvana Bakın!
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Halil MERT
Psikolojik Harp, Jeopolitik Mücadele Ve İslam Dünyasının Kaybettiği Ortak Akıl…
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Eyüphan KAYA
Ak Parti Emin Ellerde
Hamdi TEMEL
Gelenekten Bilime Uzanan Bir Yolculuk
Mehmet Nuri BİNGÖL
Kalbin Gerçek Sığınağı Allah'tır
Seyfettin BUDAK
Hakikati Buldum Demek Tanrı’yı Kaybetmek mi?
Ahmet SAĞLAM
Zina Çeşitleri
Mehmet BOZKURT
Ne Oluyor Bize!?
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Ravza ZEYBEK
Bir Milletin Tekrar Destan Yazması
Hasan KARADEMİR
Persona Ve Gölge: Fethullahçilik Örneği
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Memiş OKUYUCU
Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)