DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mehmet Ali Çamoğlu
Mehmet Ali Çamoğlu
Giriş Tarihi : 10-08-2026 17:24

At Yalanı, Al Beğeniyi

Sosyal medya sayfası değil, sanki yalan rüzgârı festivali!

Bakıyorsun profile: Oxford mezunu, CEO, entelektüel, dahi...

Aslına bakıyorsun: İlkokulu köyde zor bela bitirmiş, doğru dürüst okuma yazması yok, cehalet paçalardan akıyor.

İşin en acayip tarafı ne biliyor musunuz?

Profildeki cinsiyet bile yalan! Sakallı bıyıklı adamlar, sahte kadın profillerinin arkasına saklanıp fink atıyor. Kadın görünümlü erkekler, erkek görünümlü kadınlar havada uçuşuyor.

Çünkü sosyal medyada kimlik soran yok, diploma soran yok, cinsiyet kontrolü yapan yok!

At yalanı, satabildiğin kadar!

Tam bir eziklik tatmini. Tam bir kompleks patlaması.

REZALET 2: KORKUNÇ TEZAT

Çok iyi tanıdığım, ömrünü vatana, devlete, İslam’a adamış pırıl pırıl şahsiyetler var.

Adam bir ayet paylaşıyor, bir hadis yazıyor, bir ata sözü koyuyor.

Sonuç? Ne yüzüne bakan var ne bir tek beğeni...

Öbür tarafta ise kadının biri çıplaklığını, mahremiyetini fütursuzca deşifre ediyor.

Sadece kuru bir "Merhaba" yazıyor.

Altında yüzlerce cevap, binlerce beğeni, salya sümük iltifatlar...

Ne oluyoruz yahu Allah aşkına? Biz ne ara bu kadar savrulduk?

REZALET 3: MAHREMİYETİN VE AİLENİN KATLİ

Beğeni almak uğruna yiyip içtiğini sergileyen görgüsüzleri mi ararsın...

Bedenini dijital pazara çıkaranları mı ararsın...

Hepsini geçtim, o masum, günahsız çocukları sırf "Keşfet"e düşmek için meze eden anne babaları mı ararsın...

Daha da fenası var yahu!

Daha çocuk yaşta, sırf "yaramazlık yapmasın, aman başımdan gitsin" diye evlatlarının eline o zehirli telefonları tutuşturan anneler... Ne oluyoruz Allah aşkına?

Ondan sonra o çocuk okul çağına geliyor, telefondan bir türlü kopamıyor. Okuldan eve dönen her fert doğrudan kendi odasına kapanıyor. Ne bir iletişim var, ne yemek masasında iki satır sohbet, muhabbet var! Ne de bizi biz yapan o köklü aile kültürü...

Biz "Müslüman-Türk ailesiyiz" diye gurur duyuyorduk değil mi? Açık konuşalım: Gözbebeğimiz olan o aile yapımız, şu dijital afyon yüzünden yok olmak üzere! Beğeni butonu, modern zamanların yeni putu olmuş; o butona basılsın diye evler, sofralar, evlatlar ve mukaddes aile bağları kurban ediliyor. Bu bir modernleşme falan değil. Bu düpedüz toplumsal bir cinnet!

SİMSİYAH BİR GERÇEK: BU BELA BİZE NEREDEN POMPALANDI?

Aklınızı başınıza alın yahu! Bu sosyal medya çılgınlığı bize nereden pompalandı sanıyorsunuz?

Tabii ki Batı’dan!

Büyük alimlerimizin, istiklal şairimizin "tek dişi kalmış canavar" diye adlandırdığı o Batı'dan bahsediyorum.

Biz onların sadece sanayisini, fabrikasını, tekniğini ve bilgisini alacaktık! Gerisi tamamen koca bir boşluk, ahlaksızlık, çıplaklık ve dinsizlikten ibarettir!

Biz ne yaptık? İlmini üretmeyi beceremedik ama ahlaksızlığını, eğlencesini ve yozlaşmış hayat tarzını ithal etmekte dünya markası olduk. Onların ahlakını ithal ede ede, sonunda kendi mukaddes değerlerimize yabancılaştık! İşte bu sosyal medya, o canavarın evimizin içine kadar sokulmuş Truva atıdır.

ASLINDA NE OLABİLİRDİ, NE HALE GELDİ?

Yanlış anlaşılmasın; her şeyde olduğu gibi bu teknoloji de iyiye, hayra, temiz bir iletişime, ilme ve irfana hizmet etmek için, amacına uygun kullanılsaydı son derece yararlı bir şey olabilirdi. Dünyaya adaleti, ahlakı, güzel fıtratı yayabilirdik. Ama ne kadar sapıklık, arsızlık ve cehalet varsa hepsi burada paylaşılır oldu. Kötü amaca hizmet eden bu mecra, ahlaki kuşağımızın ameliyat masasında can çekişmesine yol açtı. Dünyaya iyilik ihraç etmek varken, kötülüğün oyuncağı olduk.

ASANSÖR İLLÜZYONU VE ANİ ÇAKILIŞ

İnsanlar bu sanal dünyada kendilerini bir asansörün içindeymiş gibi sanıyorlar. Hiçbir emek harcamadan, basamakları birer birer tırnaklarıyla kazıyarak çıkmadan, sadece iki yalanla ve ucuz teşhircilikle en üst kata, zirveye çıktıklarını zannediyorlar.

Oysa o asansör sahtedir yahu! İçi boş bir illüzyondur. Çabasız, ilimsiz ve ahlaksız çıkılan o hayali zirvelerden aşağı çakılmak kaçınılmazdır. İpi koptuğu an, o asansörün içindekileri dibe fırlatacak bir uçurum bekliyor herkesi. Gerçek hayatın merdivenlerini sabırla tırmanmayanlar, sanal asansörlerin içinde kaybolup gitmeye mahkûmdur!

VARLIK SEBEBİMİZİ UNUTTUK: BİZ DÜNYAYA NİYE GELDİK?

Sahi yahu, insan sormadan edemiyor: Biz dünyaya üç beş tane sahte beğeni almak, ekranlarda kendimizi göstermek ve egomuzu tatmin etmek için mi geldik? Biz bu dünyaya takipçi kazanmak için gönderilmedik ya!

Her gün ana haber bültenlerinde, para pul meselelerinde, dünya telaşında binlerce gencecik, tazecik insanın kaşla göz arasında bir anda ölüp gittiğini görüyoruz. Ölüm sanki bize o kadar uzak ki! Ama şunu unutuyoruz: Eğer şu an yaşıyorsak, bir gün öleceğimiz de o kadar garantili! Biz bu dünyaya sadece yemek, içmek, gezmek, tozmak, eğlenmek ve çalışmak için mi geldik? Bizim bu dünyadaki varlık gayemiz, yaratılış sebebimiz iki tane dijital "tık" uğruna şerefimizi ve vaktimizi harcamak mıdır? Kul olduğumuzu unuttuk, ekranların kölesi olduk!

Yarın hepimiz öleceğiz yahu! Yarın hepimiz Rabbimizin huzuruna vardığımız zaman o en büyük mahkemede durumumuz ne olacak?

Düşünsenize; o dehşetli günde Rabbimiz bize, "Hadi şimdi o peşinden koştuğun sosyal medyanla, seni alkışlayan takipçilerinle, o beğeni yapanlarla beraber yürüyün bakayım cehenneme!" derse ne cevap vereceksiniz? Nice seneler peşinden koştuğunuz o sahte alkışlar, sizi o gün ateşten koruyabilecek mi? Varlık gayemizi unuttuk, fani dünyanın sahte parıltılarına esir olduk!

PEYGAMBERİMİZİN SARI KARTI

Biz birbirimizi sosyal medyada sahte beğenilerle, yalan övgülerle şişirip duruyoruz ya...

Bakın Yüce Peygamberimiz (S.A.V.) ne buyuruyor:

"Bir insanı yüzüne karşı aşırı övmek, onun gırtlağına bıçak dayamak gibidir."

Biz bugün milyarlarca insan, birbirimizin boğazına dijital bıçaklar dayıyoruz. Kibri besliyor, ruhları katlediyoruz.

YARIN DAHA DA BETERİ OLACAK

Eğer bu gidişata bugün "Dur" demezsek...

Yarın paylaşacak normallik, satacak mahremiyet kalmadığında ne olacak biliyor musunuz?

İnsanlar sırf beğeni almak için kendi sapkınlıklarını, kendi deliliklerini ambalajlayıp önümüze koyacaklar.

"Daha ne kadar saçmalayabilirim" yarışı başlayacak.

MÜTHİŞ MATEMATİK VE İLMİ REÇETE

Günde ortalama 2-3 saati sosyal medyanın o bomboş çukurunda kaybediyoruz. Geriye ne kalıyor? Zihinsel yorgunluk ve sıfır bilgi birikimi.

Halbuki o vaktin sadece 20 dakikasını ayırıp, günde sadece 10 sayfa ilmi değer taşıyan kitap okusak bakın ne oluyor:

Nasil ki profesyonel bir sporcu belirli bir program dahilinde her gün demir kaldırıp kaslarını çalıştırıyor, o kasları büyütüp çelik gibi bir vücut inşa ediyorsa; işte biz de aynı disiplin ve kararlılıkla her gün beynimizi çalıştırırsak zihnimizde devasa bir güç uyanır! Aynı noktaya sürekli düşen su damlalarının zamanla en sert mermeri bile deldiği gibi, her gün ama her gün aksatmadan okunan o 10 sayfa da zihnimizi, aklımızı, bilgi ve kelime dağarcığımızı öyle bir geliştirir ki, şaşar kalırsınız!

Düşünsenize yahu... Her gün, her evde bir "Okuma Saati" diye bir zaman dilimi olsa... Ev ahalisi toplansa, aralarından bilen biri güzel bir eseri sesli okusa, diğerleri en azından can kulağıyla dinlese... Bilmediğini sorsa, öğrense, istişare etse... Ne muazzam bir şey olur değil mi? İşte o zaman hem aile içindeki iletişim kopmaz hem de o ev bir irfan yuvasına dönüşür. Devasa bir bilgi birikimi kendiliğinden ailemize yerleşir!

 

* 1 YILDA: Tam 3.650 sayfa! Yani yaklaşık 18 ilmi kitap biter. Sosyal medyanın yalan süzgecini anında fark edecek bir şuur oluşur. Beyin ilk güçlü kaslarını kazanır.

* 5 YILDA: 18.250 sayfa! Yaklaşık 90 ilmi eser demektir. Seçtiğin alanda uzmanlaşır, kulaktan dolma bilgilerle konuşan sosyal medya ulemasını tek cümlede mat edersin. Kelime hazinen zenginleşir, ufkun açılır, zihinsel bir atlet olursun.

* 10 YILDA: Tam 36.500 sayfa! Yaklaşık 180 ağır ilmi kitap biter. Muazzam bir kavramsal hafıza, sarsılmaz bir akıl ve entelektüel olgunluk demektir.

 

Günde sadece 10 sayfa! Sosyal medya insanı yarım cahil bir tüketici yaparken, ilmi kitap insanı vakur bir aydın yapar.

NETİCE-İ KELAM

Şöyle okkalı bir silkelenip kendimize gelme vakti geldi de geçiyor bile.

O tek dişi kalmış canavarın sahte, süslü ve kof dijital dünyasını bir kenara bırakın.

Ekranları kapatın. Başınızı kaldırıp gerçeğe, ailenize, özünüze dönün.

Yoksa bu dijital lağım hepimizi yutacak!

Selam ve dua ile...

NELER SÖYLENDİ?
@
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
ahsap mobilyauluslararası evden eve nakliyat