Sosyal medya sayfası değil, sanki yalan rüzgârı festivali!
Bakıyorsun profile: Oxford mezunu, CEO, entelektüel, dahi...
Aslına bakıyorsun: İlkokulu köyde zor bela bitirmiş, doğru dürüst okuma yazması yok, cehalet paçalardan akıyor.
İşin en acayip tarafı ne biliyor musunuz?
Profildeki cinsiyet bile yalan! Sakallı bıyıklı adamlar, sahte kadın profillerinin arkasına saklanıp fink atıyor. Kadın görünümlü erkekler, erkek görünümlü kadınlar havada uçuşuyor.
Çünkü sosyal medyada kimlik soran yok, diploma soran yok, cinsiyet kontrolü yapan yok!
At yalanı, satabildiğin kadar!
Tam bir eziklik tatmini. Tam bir kompleks patlaması.
REZALET 2: KORKUNÇ TEZAT
Çok iyi tanıdığım, ömrünü vatana, devlete, İslam’a adamış pırıl pırıl şahsiyetler var.
Adam bir ayet paylaşıyor, bir hadis yazıyor, bir ata sözü koyuyor.
Sonuç? Ne yüzüne bakan var ne bir tek beğeni...
Öbür tarafta ise kadının biri çıplaklığını, mahremiyetini fütursuzca deşifre ediyor.
Sadece kuru bir "Merhaba" yazıyor.
Altında yüzlerce cevap, binlerce beğeni, salya sümük iltifatlar...
Ne oluyoruz yahu Allah aşkına? Biz ne ara bu kadar savrulduk?
REZALET 3: MAHREMİYETİN VE AİLENİN KATLİ
Beğeni almak uğruna yiyip içtiğini sergileyen görgüsüzleri mi ararsın...
Bedenini dijital pazara çıkaranları mı ararsın...
Hepsini geçtim, o masum, günahsız çocukları sırf "Keşfet"e düşmek için meze eden anne babaları mı ararsın...
Daha da fenası var yahu!
Daha çocuk yaşta, sırf "yaramazlık yapmasın, aman başımdan gitsin" diye evlatlarının eline o zehirli telefonları tutuşturan anneler... Ne oluyoruz Allah aşkına?
Ondan sonra o çocuk okul çağına geliyor, telefondan bir türlü kopamıyor. Okuldan eve dönen her fert doğrudan kendi odasına kapanıyor. Ne bir iletişim var, ne yemek masasında iki satır sohbet, muhabbet var! Ne de bizi biz yapan o köklü aile kültürü...
Biz "Müslüman-Türk ailesiyiz" diye gurur duyuyorduk değil mi? Açık konuşalım: Gözbebeğimiz olan o aile yapımız, şu dijital afyon yüzünden yok olmak üzere! Beğeni butonu, modern zamanların yeni putu olmuş; o butona basılsın diye evler, sofralar, evlatlar ve mukaddes aile bağları kurban ediliyor. Bu bir modernleşme falan değil. Bu düpedüz toplumsal bir cinnet!
SİMSİYAH BİR GERÇEK: BU BELA BİZE NEREDEN POMPALANDI?
Aklınızı başınıza alın yahu! Bu sosyal medya çılgınlığı bize nereden pompalandı sanıyorsunuz?
Tabii ki Batı’dan!
Büyük alimlerimizin, istiklal şairimizin "tek dişi kalmış canavar" diye adlandırdığı o Batı'dan bahsediyorum.
Biz onların sadece sanayisini, fabrikasını, tekniğini ve bilgisini alacaktık! Gerisi tamamen koca bir boşluk, ahlaksızlık, çıplaklık ve dinsizlikten ibarettir!
Biz ne yaptık? İlmini üretmeyi beceremedik ama ahlaksızlığını, eğlencesini ve yozlaşmış hayat tarzını ithal etmekte dünya markası olduk. Onların ahlakını ithal ede ede, sonunda kendi mukaddes değerlerimize yabancılaştık! İşte bu sosyal medya, o canavarın evimizin içine kadar sokulmuş Truva atıdır.
ASLINDA NE OLABİLİRDİ, NE HALE GELDİ?
Yanlış anlaşılmasın; her şeyde olduğu gibi bu teknoloji de iyiye, hayra, temiz bir iletişime, ilme ve irfana hizmet etmek için, amacına uygun kullanılsaydı son derece yararlı bir şey olabilirdi. Dünyaya adaleti, ahlakı, güzel fıtratı yayabilirdik. Ama ne kadar sapıklık, arsızlık ve cehalet varsa hepsi burada paylaşılır oldu. Kötü amaca hizmet eden bu mecra, ahlaki kuşağımızın ameliyat masasında can çekişmesine yol açtı. Dünyaya iyilik ihraç etmek varken, kötülüğün oyuncağı olduk.
ASANSÖR İLLÜZYONU VE ANİ ÇAKILIŞ
İnsanlar bu sanal dünyada kendilerini bir asansörün içindeymiş gibi sanıyorlar. Hiçbir emek harcamadan, basamakları birer birer tırnaklarıyla kazıyarak çıkmadan, sadece iki yalanla ve ucuz teşhircilikle en üst kata, zirveye çıktıklarını zannediyorlar.
Oysa o asansör sahtedir yahu! İçi boş bir illüzyondur. Çabasız, ilimsiz ve ahlaksız çıkılan o hayali zirvelerden aşağı çakılmak kaçınılmazdır. İpi koptuğu an, o asansörün içindekileri dibe fırlatacak bir uçurum bekliyor herkesi. Gerçek hayatın merdivenlerini sabırla tırmanmayanlar, sanal asansörlerin içinde kaybolup gitmeye mahkûmdur!
VARLIK SEBEBİMİZİ UNUTTUK: BİZ DÜNYAYA NİYE GELDİK?
Sahi yahu, insan sormadan edemiyor: Biz dünyaya üç beş tane sahte beğeni almak, ekranlarda kendimizi göstermek ve egomuzu tatmin etmek için mi geldik? Biz bu dünyaya takipçi kazanmak için gönderilmedik ya!
Her gün ana haber bültenlerinde, para pul meselelerinde, dünya telaşında binlerce gencecik, tazecik insanın kaşla göz arasında bir anda ölüp gittiğini görüyoruz. Ölüm sanki bize o kadar uzak ki! Ama şunu unutuyoruz: Eğer şu an yaşıyorsak, bir gün öleceğimiz de o kadar garantili! Biz bu dünyaya sadece yemek, içmek, gezmek, tozmak, eğlenmek ve çalışmak için mi geldik? Bizim bu dünyadaki varlık gayemiz, yaratılış sebebimiz iki tane dijital "tık" uğruna şerefimizi ve vaktimizi harcamak mıdır? Kul olduğumuzu unuttuk, ekranların kölesi olduk!
Yarın hepimiz öleceğiz yahu! Yarın hepimiz Rabbimizin huzuruna vardığımız zaman o en büyük mahkemede durumumuz ne olacak?
Düşünsenize; o dehşetli günde Rabbimiz bize, "Hadi şimdi o peşinden koştuğun sosyal medyanla, seni alkışlayan takipçilerinle, o beğeni yapanlarla beraber yürüyün bakayım cehenneme!" derse ne cevap vereceksiniz? Nice seneler peşinden koştuğunuz o sahte alkışlar, sizi o gün ateşten koruyabilecek mi? Varlık gayemizi unuttuk, fani dünyanın sahte parıltılarına esir olduk!
PEYGAMBERİMİZİN SARI KARTI
Biz birbirimizi sosyal medyada sahte beğenilerle, yalan övgülerle şişirip duruyoruz ya...
Bakın Yüce Peygamberimiz (S.A.V.) ne buyuruyor:
"Bir insanı yüzüne karşı aşırı övmek, onun gırtlağına bıçak dayamak gibidir."
Biz bugün milyarlarca insan, birbirimizin boğazına dijital bıçaklar dayıyoruz. Kibri besliyor, ruhları katlediyoruz.
YARIN DAHA DA BETERİ OLACAK
Eğer bu gidişata bugün "Dur" demezsek...
Yarın paylaşacak normallik, satacak mahremiyet kalmadığında ne olacak biliyor musunuz?
İnsanlar sırf beğeni almak için kendi sapkınlıklarını, kendi deliliklerini ambalajlayıp önümüze koyacaklar.
"Daha ne kadar saçmalayabilirim" yarışı başlayacak.
MÜTHİŞ MATEMATİK VE İLMİ REÇETE
Günde ortalama 2-3 saati sosyal medyanın o bomboş çukurunda kaybediyoruz. Geriye ne kalıyor? Zihinsel yorgunluk ve sıfır bilgi birikimi.
Halbuki o vaktin sadece 20 dakikasını ayırıp, günde sadece 10 sayfa ilmi değer taşıyan kitap okusak bakın ne oluyor:
Nasil ki profesyonel bir sporcu belirli bir program dahilinde her gün demir kaldırıp kaslarını çalıştırıyor, o kasları büyütüp çelik gibi bir vücut inşa ediyorsa; işte biz de aynı disiplin ve kararlılıkla her gün beynimizi çalıştırırsak zihnimizde devasa bir güç uyanır! Aynı noktaya sürekli düşen su damlalarının zamanla en sert mermeri bile deldiği gibi, her gün ama her gün aksatmadan okunan o 10 sayfa da zihnimizi, aklımızı, bilgi ve kelime dağarcığımızı öyle bir geliştirir ki, şaşar kalırsınız!
Düşünsenize yahu... Her gün, her evde bir "Okuma Saati" diye bir zaman dilimi olsa... Ev ahalisi toplansa, aralarından bilen biri güzel bir eseri sesli okusa, diğerleri en azından can kulağıyla dinlese... Bilmediğini sorsa, öğrense, istişare etse... Ne muazzam bir şey olur değil mi? İşte o zaman hem aile içindeki iletişim kopmaz hem de o ev bir irfan yuvasına dönüşür. Devasa bir bilgi birikimi kendiliğinden ailemize yerleşir!
* 1 YILDA: Tam 3.650 sayfa! Yani yaklaşık 18 ilmi kitap biter. Sosyal medyanın yalan süzgecini anında fark edecek bir şuur oluşur. Beyin ilk güçlü kaslarını kazanır.
* 5 YILDA: 18.250 sayfa! Yaklaşık 90 ilmi eser demektir. Seçtiğin alanda uzmanlaşır, kulaktan dolma bilgilerle konuşan sosyal medya ulemasını tek cümlede mat edersin. Kelime hazinen zenginleşir, ufkun açılır, zihinsel bir atlet olursun.
* 10 YILDA: Tam 36.500 sayfa! Yaklaşık 180 ağır ilmi kitap biter. Muazzam bir kavramsal hafıza, sarsılmaz bir akıl ve entelektüel olgunluk demektir.
Günde sadece 10 sayfa! Sosyal medya insanı yarım cahil bir tüketici yaparken, ilmi kitap insanı vakur bir aydın yapar.
NETİCE-İ KELAM
Şöyle okkalı bir silkelenip kendimize gelme vakti geldi de geçiyor bile.
O tek dişi kalmış canavarın sahte, süslü ve kof dijital dünyasını bir kenara bırakın.
Ekranları kapatın. Başınızı kaldırıp gerçeğe, ailenize, özünüze dönün.
Yoksa bu dijital lağım hepimizi yutacak!
Selam ve dua ile...
Memiş OKUYUCU
Bir D. Mehmet Doğan Var idi…
Mehmet Nuri BİNGÖL
Mekke Anlaşması’ndan Cemahir-İ Müttefika-Yı İslâmiye’ye
Mehmet Ali Çamoğlu
At Yalanı, Al Beğeniyi
Hasan KARADEMİR
Nurculuk Psikolojisi
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Leylâ'yı Ararken
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Ahmet SAĞLAM
Beğenilme Duygusu
Öztürk Samuk
İlk Kıblemiz Mescid İ Aksa
Adnan İPEKDAL
Atakum Sahilinde Mescid Görmek İstemeyenler Sinagog mu Görmek İstiyor!
Eyüphan KAYA
Barış ve huzur sürecine amasız destek vermek lazım
Songül KARAMAN
Motivasyonda Dijital Devrim-2
Ömer Naci Yılmaz
Motorcu Derviş
Adnan ÖZ
Muhammed salah lige heyecan katacak!
Recep YAZGAN
AHBAP America İnc.
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Vehbi KARA
Cuma Hutbesi ve Bidat
Özlem Gürbüz
Her İzleyen Destekçi Değildir
Nihat Güç
Münevver İnsan
Bülent ERTEKİN
"Pamuk Eller Cebe" Demeden Önce Bir Kez Şadırvana Bakın!
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Halil MERT
Psikolojik Harp, Jeopolitik Mücadele Ve İslam Dünyasının Kaybettiği Ortak Akıl…
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Hamdi TEMEL
Gelenekten Bilime Uzanan Bir Yolculuk
Seyfettin BUDAK
Hakikati Buldum Demek Tanrı’yı Kaybetmek mi?
Mehmet BOZKURT
Ne Oluyor Bize!?
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Ravza ZEYBEK
Bir Milletin Tekrar Destan Yazması
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)