BAK ŞMİDİ NE OLDU?
Yıl: 1949.
Dünya iki kutuplu.
Sovyet tehdidi kapıda.
Tam 12 ülke bir araya geldi.
İmzalar atıldı, NATO kuruldu.
Tek bir amaç vardı: Kolektif savunma.
Yani? "Birimize dokunan, hepimize dokunur" ilkesi.
Türkiye de çok beklemedi.
1952’de bu ittifaka dahil oldu.
O günden beri de masadaki en kritik, en stratejik askeri güçlerden biri.
12 ÜLKEYLE BAŞLAYAN HİKAYE: BAK ŞMİDİ NE OLDU?
Gelelim bugüne...
Peki, o gün 12 ülkeyle kurulan NATO’ya bak şimdi ne oldu?
Sovyetler yıkıldı ama NATO durmadı.
Genişledi, büyüdü, devasa bir güce dönüştü.
Son küresel krizlerden sonra tarafsızlıklarıyla bilinen ülkeler bile kapıya koştu.
Finlandiya girdi.
İsveç girdi.
Bugün üye sayısı tam 32.
Ukrayna dahil birçok ülke hâlâ irade beyan ediyor ama sırada acil bir kuyruk yok.
Sonuç? Sınırları Kuzey Kutbu'ndan Akdeniz'e uzanan devasa bir askeri blok var karşımızda.
Küresel siyasetin yönünü onlar tayin ediyor.
RAKAMLARA BAKALIM: DEVASA BİR İNSAN DEPOSU
Şimdi sıkı durun.
Bu 32 ülkenin arkasındaki nüfus gücü ne kadar biliyor musunuz?
Tam 1 milyara yakın insan.
Amerika'dan Avrupa'nın göbeğine kadar uzanan devasa bir insan deposu bu.
Sadece askeri teknolojileri değil, arkalarındaki bu devasa nüfus gücü de ittifakı küresel bir güce dönüştürüyor.
Yani adamlar hem silah olarak hem de insan sayısı olarak birleşmeyi bilmişler.
İLAHİ REÇETE NE DİYOR? "BİRBİRİNİZLE ÇEKİŞMEYİN!"
Şimdi resmi tersine çevirelim.
Batı 1 milyarlık nüfusuyla böyle devasa bir birlik kurarken, İslam dünyası ne alemde?
Açalım Kur'an-ı Kerim’i.
Enfâl Suresi 46. ayet ne diyor?
Net bir ihtar:
“Allah’a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da gücünüz, rüzgârınız kesilir...”
Bugünkü tablo, tam olarak bu ilahi uyarının acı bir tecellisi.
Kelimelerin tam anlamıyla güç kaybolmuş durumda.
RAKAMLAR YALAN SÖYLEMEZ: GİZLENEN DEVASA GÜÇ
Oysa ortadaki potansiyel tam bir çılgınlık!
Dünyada yaklaşık 2,1 milyar Müslüman yaşıyor.
Yani NATO'yu destekleyen nüfusun tam iki katı!
Tam 57 Müslüman ülke var.
Eldeki imkanlar ise dudak uçuklatacak cinsten.
Dünya petrol rezervlerinin yüzde 60’ı bu coğrafyada.
Doğalgazın yarısından fazlası burada.
Uranyum, altın, bor... Ne ararsanız var.
Türkiye’nin ezber bozan SİHA teknolojisi...
Pakistan’ın nükleer caydırıcılığı...
Mısır ve Endonezya’nın devasa insan gücü...
Üstelik Süveyş Kanalı, Babülmendep ve Hürmüz Boğazı gibi dünya ticaretinin şah damarları da tamamen bu toprakların kontrolünde.
Bu 2,1 milyarlık nüfus bir araya gelse, dünyanın en büyük gücü olur.
TARİHİN ACI İTİRAFI: NEDEN BİR OLUNMUYOR?
Peki neden olmuyor?
Neden bu devasa güç bir türlü "bir" olmayı başaramıyor?
Çünkü tam da ayette ihtar edildiği gibi: Birbirimize düşüyoruz.
Anlamsız mezhepsel çekişmeler...
Etnik kavgalar...
Enerjiyi dışarıya karşı değil, birbirimizi tüketmek için harcıyoruz.
Liyakat eksikliği ve koltuk kaygıları da cabası.
En acısı ne biliyor musunuz?
Milyarlarca dolarlık petrol gelirleri bilime, teknolojiye yatırılmıyor.
Batı bankalarına akıtılıyor.
Sonra gidip yine onlardan silah satın alınıyor.
Haliyle dışa bağımlılık bitmiyor.
Eğitimden ve akılcılıktan uzaklaşınca da küresel güçlerin "böl, yönet" stratejisine kolayca yem olunuyor.
2026'DA EZBER BOZAN ADIM: MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI
İşte bu makus talihi kırmak adına nihayet somut bir adım gördük.
7 Ağustos 2026’da Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bir araya geldi.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalandı.
Bu çok taze, çok önemli bir gelişme.
"Birimize yapılan saldırı hepimize yapılmıştır" dediler.
Bölgesel bir caydırıcılık kalkanı kurdular.
Müslüman coğrafyasında uzun süredir özlenen o iradenin modern dünyadaki en net adımı bu.
ERBAKAN HOCA’NIN HATIRLATTIĞI GERÇEK: İKİ MİLLET VAR!
Fakat tam bu noktada rahmetli Necmettin Erbakan Hoca’nın o sarsıcı tespitini akıldan çıkarmamak şart.
Ne diyordu Hoca?
“Dünyada iki millet vardır; biri inananlar, diğeri ise inanmayanlar.”
Tarihteki Haçlı seferlerine bakın, bugünün modern sömürgeci politikalarına bakın.
Gördüğümüz şey hep aynı:
Şer güçler, söz konusu İslam karşıtlığı olduğunda tek bir gecede birleşebiliyorlar.
O 1 milyarlık Haçlı zihniyeti tek blok olurken, bizim 2 milyarlık nüfusla bölünme lüksümüz yok.
EN KİRLİ SENARYO: MÜSLÜMAN'I MÜSLÜMAN'A KIRDIRMAK
Ama dikkat!
Bu küresel tehdide karşı dururken çok sinsi bir tuzağa karşı da uyanık olmak zorundayız.
Muhalefetin de sıklıkla işaret ettiği o meşhur tehlike:
Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma projesi.
Batı bunu çok iyi yapar.
Kendisinin burnu bile kanamadan, kaynakları yağmalamak için kardeşleri birbirine düşman eder.
Yemen’de, Suriye’de, Libya’da bunu izledik.
GELECEĞİN REÇETESİ: AKIL, FERASET VE KALICI BİRLİK
O yüzden hamasete yer yok.
Burada devreye girmesi gereken tek bir şey var: Devlet Aklı.
O inanmayanlar güruhunun sinsi planlarına karşı her zaman aklımızı, ilmimizi ve diplomatik dehamızı kullanmak mecburiyetindeyiz.
Fitneye, iç çekişmeye, mezhepçilik tuzağına inat; mutlak surette birlik içinde olmalıyız.
2026’da Mekke’de atılan o imzalar kağıt üstünde kalmamalı.
Bu pakt; ekonomik, askeri ve teknolojik ortaklıklarla desteklenmeli, kalıcı bir zemine oturtulmalı.
Çünkü bu, coğrafyamızın ölüm kalım meselesidir.
Ankara, hem 1952’den beri içinde olduğu NATO tecrübesiyle küresel dengeleri okumalı hem de Mekke’deki yeni iradeyle İslam dünyasının omurgası olduğunu dünyaya bir kez daha göstermelidir.
Selam ve dua ile...