Fındıkçı ölsün mü beyler!

Mehmet Ali Çamoğlu

26-08-2026 18:27

Karadeniz’in o dik, sarp yamaçlarında, ellerinde tırpanla o sert toprağa tutunmaya çalışan fındıkçının hâlini gören var mı? Ortada öyle bir tablo var ki, insan bu soruyu sormadan edemiyor.

Mesele sadece birkaç dönüm bahçenin hikâyesi değil; mesele, Türkiye’nin dünyaya kapı açtığı stratejik bir tarım devinin, milyonlarca insanın sırtında sessiz sedasız çöküşüdür.

1. KÂĞIT ÜZERİNDE DEV, SAHADA YETİM: TABAN FİYAT VE TÜCCAR ÇIKMAZI

Madalyonun yüzüne bir bakın, sonra da dönüp gerçeğe bakın. Arada öyle bir uçurum var ki, adalet bunun neresinde, bilen yok! Tarım ve Orman Bakanlığı ile TMO, Levant kalite için 250 lira, Giresun kalite için 255 lira taban fiyat açıklıyor. Kâğıt üzerinde okurken insanın yüzü gülüyor, "Eyvallah" diyor. Ama Karadeniz’in o çetin serbest piyasasına bir inin; tüccar kapıyı açıyor ve net bir şekilde, "170 liradan yukarı bir kuruş vermem" diyor. Arada tam 80 liralık koca bir uçurum var. Devletin açıkladığı o resmi rakamlar serbest piyasada rehin kalmış durumda. Üretici göz göre göre eziliyor, emeği sömürüldükçe sömürülüyor.

2. GENÇLER BAHÇEYE GİRMİYOR, EMEKLİLER CEPTEN ÖDÜYOR

Bugün artık tüm tarım dallarında olduğu gibi fındıkta da gençleri bahçeye sokmak imkânsız hale geldi. Çiftçilikle uğraşanlar istisnasız 50 yaşın üzerindeki insanlar! Gençler bu eziyete, bu ameleliğe sırtını dönmüş durumda. Hâl böyle olunca, bahçe işlerinin hepsini dışarıya, parayla yaptırmak mecburiyetinde kalıyorlar.

3. HER ŞEY DIŞARIYA, CEPTEN ÇIKAN PEŞİN PARAYA

Tırpan parası nakit. Gübre ve ilaç nakit. Dip temizliği, yani o meşhur ışgın alma işi nakit. İşçi yevmiyesi, dayıbaşı komisyonu, çuvalcının parası nakit. Nakliyesi nakit. Patozun saati olmuş binlerce lira, o da peşin istiyor. Bahçedeki o yaşlı emektarlar, işin altından tek başlarına kalkamadıkları için her şeyi dışarıya para vererek döndürüyorlar.

4. HESAP ORTADA: AMELELERİN YEVMİYESİ BİLE ÇIKMIYOR, ELDE VAR ZARAR

Şimdi gelin, bu hesabı dürüstçe alt alta koyup toplayalım. Samsun’dan Ordu’ya, Giresun’dan Trabzon’a kadar her işini dışarıya parayla yaptıran bir üreticinin kilogram başına maliyeti, daha fındık çuvala girmeden o 170-180 lira sınırını çoktan geçiyor. 50 yaşını devirmiş o insanların kendi döktüğü alın teri, harcadığı ömür, çektiği stres zaten bedava... Bırakın kâr etmeyi, tuttuğumuz işçinin, amelenin yevmiyesi bile çıkmıyor! Üretici resmen eşek gibi çalışıyor ama günün sonunda el elde, baş başta kalıyor. Olduğu gibi zarar, borç üstüne borç yığılıyor!

5. DON VURDU, KOKARCA YEDİ, ŞİMDİ DE FİYAT ÇARPTI

Bitmedi, bitmesine imkân yok. Bu üreticinin çekmediği çile, uğraşmadığı bela kalmadı. Geçen yıllarda don vurdu, rekolte düştü, ses etmediler. Peşine o lanet kahverengi kokarca belası geldi; bahçeleri istila etti, ürünü dalında kuruttu, çürüttü, yine sineye çektiler. Bu sene de fiyat vurdu! Geçen aylarda domatesçi, karpuzcu ürününü maliyetini kurtarmadığı için tarlada bırakıp ağlıyordu ya... İşte fındıkçı da şu an Karadeniz’in dik yamaçlarında, kendi toprağında güpegündüz batıyor.

6. MAHALLE BASKISI OLMASA KİMSE BU BAHÇEYE GİRMEZ

Peki, rasyonel hiçbir kârı, hiçbir getirisi olmayan, aksine cepten yiyen bu insanlar niye hâlâ inatla o bahçeye giriyor biliyor musunuz? Cevap o kadar net ki: Tamamen mahalle baskısından! "Ata toprağıdır, komşular ne der, koskoca bahçeyi ot bağlattı demesinler, rezil oluruz" diye bile bile lades diyorlar. Sırf el âlem laf etmesin, babanın mirası çürümesin diye cepten para harcanıp o zarar inatla finanse ediliyor. Ama bıçak kemiğe dayandı, bu sürdürülebilir bir psikoloji değil!

7. KÜRESEL BİR DEV, YEREL BİR ENKAZ: TÜRKİYE’NİN İHRACAT LOKOMOTİFİ

İşte asıl trajikomik ve vicdan sızlatan nokta tam da burada başlıyor. Fındık, Türkiye’nin tarımsal ihracatında adeta bir lokomotif üründür. Ülkemiz, dünya kabuklu fındık üretiminin ve ihracatının tek başına yüzde 60 ila 70’ini tekeline alıyor, her sezon ülkeye milyarlarca dolar döviz kazandırıyor.

Kâğıt üzerinde bu kadar devasa bir küresel gücün sahibiyiz; peki bu başarının arkasındaki gerçek insan tablosu ne? Karadeniz’de yaklaşık 400 bin ila 440 bin üretici aile, aile fertleriyle birlikte doğrudan 2 ila 2,5 milyon insan bu topraklardan ekmek yiyor. İstanbul’dan Artvin’e, Samsun’dan Ordu’ya uzanan bu dev nüfusun sırtında yükselen o "milli ekonomik başarı", ne yazık ki tarladaki çiftçinin cebine sıfır olarak yansıyor. Dünya lideri olduğumuz bir üründe, üreticinin amele yevmiyesini çıkaramayacak duruma gelmesi sadece bir ekonomik kriz değil, açık bir vicdan tutulmasıdır.

8. DEVLET SEYİRCİ KALAMAZ, BU SİSTEM BÖYLE GİDEMEZ

Buradan açıkça söylüyorum: Devlet "Ben ticaret yapmam" diyerek kenara çekilemez. TMO’nun kapısındaki o uzun ödeme süreleri ve sert randıman şartları, üreticiyi acil nakit ihtiyacıyla tüccarın kucağına itiyor. Serbest piyasa, üç beş tane büyük alıcının keyfine göre kurulamaz, at oynatılamaz.

Eğer bu girdi maliyetlerine, bu kokarca istilasına ve bu acımasız fiyat makasına acil bir el uzatılmazsa... Yakında Karadeniz’de fındık toplayacak, o dik yamaçlara tırpan vuracak tek bir üretici bile bulamayacaksınız. Dünyaya fındık satan Türkiye, kendi bahçesinde emeğin sahibi olan fındığını kaybedecek.

Benden söylemesi!

Kalın sağlıcakla, fındık gibi emeğinin de kıymeti bilindiği günlerde görüşmek ümidiyle.

DİĞER YAZILARI Dünyanın Değişen Jeopolitik Dengeleri 01-01-1970 03:00 Köşeyi Kapana Kadar Bukalemun, Kapınca Kaplan 01-01-1970 03:00 Vatan yoksa hiçbir şey yoktur! 01-01-1970 03:00 Ölçüden Aileye, Tarladan Yönetime Ayetlerin Işığı 01-01-1970 03:00 Babamın Bıraktığı Ülkede Değişenler 01-01-1970 03:00 At Yalanı, Al Beğeniyi 01-01-1970 03:00 Hacı bayram veli camii’nde siyaset, vatandaşın göğsüne uçan tekme! 01-01-1970 03:00 Kalp Aynasını Cilalamak: Kaptan, Rota Ve Büyük Vuslat 01-01-1970 03:00 Batı’nın Dijital Vebalı 01-01-1970 03:00 Vitrin Siyaseti, Omurga Sınavı Ve Milletin Son Resti 01-01-1970 03:00 En büyük yatırım nedir! 01-01-1970 03:00 Ecel Ne Yaş Dinler Ne Sıra: Bir Soda Şişesindeki Büyük Sır 01-01-1970 03:00 Çöpteki Ekmek, Raftaki Vicdan ve Kaçan Bereket 01-01-1970 03:00 İsimleri Unutuldu, Faturası Baki Kaldı 01-01-1970 03:00 Bir Dervişin Alın Teri, Bir Esnafın Kibri 01-01-1970 03:00 Haram Lokma ve Kayıp Nesiller 01-01-1970 03:00 Çekilin yoldan, mazeret şampiyonları geliyor! 01-01-1970 03:00 Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler 01-01-1970 03:00 Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı 01-01-1970 03:00 Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı 01-01-1970 03:00 Kendi Ömrünü Çizenler: Bir Çekiç, Bir Anahtar ve Elli Yıl 01-01-1970 03:00
haber medya kadın