Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı

Mehmet Ali Çamoğlu

25-05-2026 20:21

Ankara’nın koridorları, İstanbul’un kulisleri, sokaktaki vatandaşın sohbeti… Her yer aynı cümleyle dolu: “Ne oluyor yahu? Her şey birbirine girdi.”

Haklılar. Siyaset meydanını yoğun bir duman sardı. Ne yöne baksan puslu, neyi tutsan elinde dağıluyor. Atın izi belli değil, itin izi belli değil. İşte bu yüzden milletin en kadim sözü yeniden gündemde: At izi it izine karıştı.

Koltuk Kavgası, İlke Yok

Bir yanda CHP’nin “buhran kararı” diye yutturulmaya çalışılan hamleleri var. Parti içi hesaplar öyle birbirine girdi ki, hangi ilke kimin umurunda belli değil. Koltuğa oturan “değişim” dedi, ama koltuğu bırakmamakta selefinden ders almış gibi… “Bırakmam abi” tavrı, değişim sözünün en büyük yalanı oldu. Değişen sadece isimler; koltukların sahibi aynı kafa.

Giden Gitmedi, Gelen Gelemedi

Öbür yanda Kemal Kılıçdaroğlu… 13 yıl oturduğu koltuğun kokusu hâlâ burnunda. “Geri döner miyim?” fısıldamaları kulislerden taşıyor. Gittiğini sananlar yanıldı. Çünkü bazı siyasetçiler için koltuk makam değil, kimliktir. O kimliği bırakmak, kendinden vazgeçmek gibi gelir.

Şimdi bir de Özgür Özel ile Kılıçdaroğlu’nun kılıç darbeleri ortalığı iyice karıştırdı. Koltuk hırsıyla savrulan o kılıçlar, partinin köklerine darbe vuruyor. Şunu hiç unutuyorlar ya da bilmek istemiyorlar: Burası öyle herkesin babasının çiftliği değil; burası Atatürk’ün Partisi! Bunu o kafalarına iyice kazıyacaklar, bunu bilecekler!

İmamoğlu’nun Sahne Telaşı

Bir de İmamoğlu cephesi var. İstanbul’u kazanan adam, “ben buradayım” demek için her gün yeni bir sahne kuruyor. Miting gibi tweetler, demeçler, imalar… Hepsi güzel de, bu çabalar da karışıklığın içine düşüyor. Çünkü herkesin derdi memleket değil, kendi ikbali.

Hani Demokrasi, Hani Adalet?

Peki ya lafı bol edilen değerler? Hani demokrasi? Hani adalet? Hani adalete olan güven? Hani kurala, yasalara uymak?

Sözler büyük, icraat küçük. Millet “adalet” diye yürüdü, şimdi adaletin kime işlediğini bile şaşırdı. “Değişim” dedi, değişen sadece tabela oldu.

EKİM Partisi ve Sisli Heves

Şimdi de yeni bir hikâye dolaşıyor kulislerde: Özgür Özel ve İmamoğlu ile EKİM isimli yeni bir parti kurulacakmış. EK = Ekrem, İM = İmamoğlu. Güzel... Ama siyaset sadece hevesle olmuyor. Arkada İş Bankası gibi bir para kaynağı yok. Belediyelerden oluk oluk akan kaynaklar da yok. Ne kadro net, ne program belli. Sadece sis var, bir de heves.

Sahte Alkışçılar

En acısı da şu: Sana bolca gaz verenler, “akıl ver” deyince kaybolur. İhtiyacın düştüğünde kan bile vermezler. Siyasetin en çok da böyle sahte alkışçılardan çektiği var. Bugün omuzda taşıyanlar, yarın ilk fırsatta omuzdan atar.

Son Söz

Böyle olunca ortalık iyice bulanıyor. İçeride kavga, dışarıda güvensizlik. Vatandaş ise tribünde oturmuş seyrediyor. “Yeter artık” diyor ama sesi kimseye ulaşmıyor.

Türkiye’nin ihtiyacı tiyatro değil. Siyasetin ihtiyacı puslu havada boğulmak değil. Duman dağılsın ki millet görsün: Kim hizmet ediyor, kim koltuk kovalıyor? Kim ilke diyor, kim çıkar diyor?

Çünkü unutmayalım: Sisli havada herkes cesur görünür. Ama sis dağılınca herkes çıplak kalır.

Ve o gün geldiğinde, millet sandıkta izi sorar. Atın izini, itin izini… Karıştırmaz.

Kalın sağlıcakla...

DİĞER YAZILARI Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı 01-01-1970 03:00 Kendi Ömrünü Çizenler: Bir Çekiç, Bir Anahtar ve Elli Yıl 01-01-1970 03:00
haber medya kadın