Siyasette omurga mı, rüzgârgülü mü?

Mehmet Ali Çamoğlu

17-09-2026 18:22

Bir İdare-İ Maslahatçı Olarak Mansur Yavaş

Mansur Yavaş tam bir idare-i maslahatçı.

Şöyle ki:

 * Özgür Özel’i idare ediyor.

 * Kemal Kılıçdaroğlu’nu idare ediyor.

 * Yeni partilere yeşil ışık yakıyor.

 * Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmeyi de ihmal etmiyor.

Ekrem İmamoğlu cephesinde ise durum malum:

“Dur bakalım ne olacak” havasındalar.

YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL

Kritik soru şudur:

Bu kadar suya sabuna dokunmadan siyaset yapmak ne kadar doğru? Her tarafı hoş tutmaya çalışmak samimi mi?

Bizim kadim bir düsturumuz var:

“Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!”

Siyaset meydanı da olsa, normal hayat da olsa fark etmez. İnsanın çizgisi belli olmalı, dik bir duruşu olmalı.

İnancımız da insanlığımız da adamlığımız da mertlik anlayışımız da bunu gerektirir. Müslümanlığın özü budur; rüzgara göre eğilip bükülmemektir, safını mertçe ortaya koyabilmektir.

Rüzgar gülü gibi her esen yele göre yön değiştiremezsin. Her tarafa mavi boncuk dağıtamazsın. Bu tarz, ne kadar “stratejik” ambalajla sunulursa sunulsun, toplumun vicdanında derin bir güvensizlik yaratır.

MADALYA MI TAKMALI, OMURGALI DURUŞ MU ARAMALI?

Atatürk’ün çok net bir sözü vardır:

“İdare-i maslahatçılar esaslı devrimci olamazlar.”

İdare-i maslahatçılık, çok uzun süre sürdürülecek bir pozisyon değildir. Her tarafı idare edeyim derken, bir de bakmışsın ki idare edecek taraf kalmamış.

Siyaset bir iddia işidir.

Siyaset bir duruş işidir.

Her şeyden önce bir omurga işidir.

Kararı ne medya verecek ne de analistler. Bu esnek tarzın bir başarı hikayesi mi yoksa bir ilkesizlik mi olduğunu, gününün sonunda seçmen kendi sandık rengiyle belirleyecek.

KAPANIŞ VE DUA

Yüzünü her zaman doğrudan, mertlikten ve samimiyetten yana dönen tüm okurlara selam olsun.

Cenab-ı Allah bizleri ve ülkemizi; içi dışı bir olan, makam için eğilmeyen, her daim dik ve omurgalı durmayı şiar edinmiş dürüst insanlarla karşıleştirsin.

Yolumuz her daim hak, hakikat ve adalet üzere olsun.

Allah’a emanet olun.

DİĞER YAZILARI Uyutmayın Artık Milleti! 01-01-1970 03:00 Bir Feribot Rezaleti 01-01-1970 03:00 Başarının Üçlü Şifresi 01-01-1970 03:00 Fındıkçı ölsün mü beyler! 01-01-1970 03:00 Dünyanın Değişen Jeopolitik Dengeleri 01-01-1970 03:00 Köşeyi Kapana Kadar Bukalemun, Kapınca Kaplan 01-01-1970 03:00 Vatan yoksa hiçbir şey yoktur! 01-01-1970 03:00 Ölçüden Aileye, Tarladan Yönetime Ayetlerin Işığı 01-01-1970 03:00 Babamın Bıraktığı Ülkede Değişenler 01-01-1970 03:00 At Yalanı, Al Beğeniyi 01-01-1970 03:00 Hacı bayram veli camii’nde siyaset, vatandaşın göğsüne uçan tekme! 01-01-1970 03:00 Kalp Aynasını Cilalamak: Kaptan, Rota Ve Büyük Vuslat 01-01-1970 03:00 Batı’nın Dijital Vebalı 01-01-1970 03:00 Vitrin Siyaseti, Omurga Sınavı Ve Milletin Son Resti 01-01-1970 03:00 En büyük yatırım nedir! 01-01-1970 03:00 Ecel Ne Yaş Dinler Ne Sıra: Bir Soda Şişesindeki Büyük Sır 01-01-1970 03:00 Çöpteki Ekmek, Raftaki Vicdan ve Kaçan Bereket 01-01-1970 03:00 İsimleri Unutuldu, Faturası Baki Kaldı 01-01-1970 03:00 Bir Dervişin Alın Teri, Bir Esnafın Kibri 01-01-1970 03:00 Haram Lokma ve Kayıp Nesiller 01-01-1970 03:00 Çekilin yoldan, mazeret şampiyonları geliyor! 01-01-1970 03:00 Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler 01-01-1970 03:00 Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı 01-01-1970 03:00 Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı 01-01-1970 03:00 Kendi Ömrünü Çizenler: Bir Çekiç, Bir Anahtar ve Elli Yıl 01-01-1970 03:00