Vitrin Siyaseti, Omurga Sınavı Ve Milletin Son Resti

Mehmet Ali Çamoğlu

31-07-2026 19:09

Her şeyin hızla tüketildiği, değerlerin pazara düştüğü bir çağda yaşıyoruz. Ancak bu devranın içinde hiç eskimeyen, modası geçmeyen ve geçmemesi gereken tek bir hazine var: İnsanın duruşu, kimliği ve karakteri. Şartlar ne olursa olsun, bir rüzgar gülü gibi esen yele göre yön değiştirmeyen, girdiği bardağın rengini almayan o sağlam asalet…

Bu kural sadece bireyler için geçerli değil; toplumun kaderini elinde tutan siyasi partiler, liderler ve kadrolar için de varoluşsal bir zorunluluktur.

Ne yazık ki uzun zamandır meydanlarda, ekranlarda ve sokaklarda gördüğümüz manzara, bu asgari ahlaktan çok uzak. Seçim sandığı ufukta göründüğünde başlayan o meşhur "vitrin düzenlemelerini" hepimiz izliyoruz. Dün kapısından geçmediği, hatta her fırsatta mesafeli durup kötülediği camileri seçim zamanı mesken tutanlar, üç-beş oy uğruna daha önce adını anmadığı toplumsal kesimlere rozet takma yarışına girenler… Bugün cami avlusunda takva pozu verip, yarın başka bir sofrada bambaşka bir kimliğe bürünen bu yanar döner tarz, artık bu milletin feraset duvarına çarpıyor. Dun kötülediğin cami ile bugün siyasi ikbal için çıkmadığın camiyi birbirine karıştırıp insanları aptal yerine koyanlara bu millet sormadan edemiyor: Siz gerçekten kimsiniz?

ALINAMAYAN İKTİDARIN SORUMLULUĞU

Bugün sokaktaki feryat artık bir dip dalgasına, durdurulamaz bir çığlığa dönüştü. Ekonomik göstergeler ortada: Enflasyon sabit gelirlinin omuzlarında bir balyoz, emekli maaşları açlık sınırının fersah fersah altında, mutfaktaki yangın her geçen gün daha da büyüyor. Adalet terazisinin ayarı bozulmuş, at izi it izine karışmış, liyakat ve düzen rafa kalkmış durumda. Toplumun en geniş kesimleri, yani bu ülkenin omurgası olan sabit gelirliler derin bir mağduriyet sarmalında hayatta kalma mücadelesi veriyor.

İşte tam bu noktada, gözler doğal olarak alternatif üretemeyen, halka umut olamayan muhalefe dönüyor. Şartlar bu kadar olgunlaşmışken, halk değişim için gün sayarken ve mevcut düzen dikiş tutmaz bir hal almışken; eğer sen bu dönemde, iktidarın bu kadar yıpranmışlığına rağmen hâlâ iktidarı alamıyorsan, ortada çok büyük bir beceriksizlik var demektir. Bu durum, iktidarın başarısından değil; senin basiretsizliğinden, halkın dilini konuşamamandan ve toplumda bir güven abidesi olarak duramamandan kaynaklanır. Böyle bir tarihi kırılma anında halkı arkana alamıyorsan, dönüp şu soruları kendine sormak zorundasın:

 

* Neden inandırıcı değilsin? Halk, mevcut düzenden şikayetçi olmasına rağmen neden senin o renkli, her kalıba giren vizyonsuz siyasetine teslim olmuyor?

* Projelerin nerede? Ekonomiyi nasıl düzelteceğini, emeklinin hakkını nasıl teslim edeceğini anlatan somut, ayağı yere basan programların neden halkta bir karşılık bulmuyor?

* O meşhur karakterin nerede? Üç-beş oy alacağım diye sergilediğin o yapay vitrin siyaseti, insanları senden uzaklaştırmaktan başka ne işe yarıyor?

SİYASETİN TASFİYE MEMURLARI VE HAFIZA KAYBI

Siyaset sahnesi, iddialı sözlerle yola çıkıp arkasında hiçbir iz bırakmadan kaybolan figürlerin çöplüğüdür. Bu millet, tarih boyunca kendi kaderiyle oynayan, kriz anlarında sorumluluk almaktan kaçan ya da büyük fırsatları vizyonsuzluğuyla heba eden hiçbir aktörü affetmemiştir. Ülkenin içinden geçtiği bu tarihi kırılma anında bile iktidarı göğsleyemiyorsanız, bu milletin geleceğini ipotek altına almaya hakkınız yoktur.

Tıpkı geçmişte büyük rüzgarlarla gelip ardından siyaset sahnesinden silinen, tabanını kaybedip adeta eriyen Ahmet Davutoğlu ve benzeri isimler gibi; siz de kendi kabuğunuza çekilmek ve bu sahneden tamamen kaybolmak zorundasınız. Üstelik bu gidiş, sadece fiziki bir çekilme de olmayacak. Bu halk, kendine umut diye sunulan ama içi boş polemiklerden ve samimiyetsiz vitrin oyunlarından başka bir şey üretemeyenleri sadece sandığa değil, tarihin en karanlık dehlizlerine gömer. Sizlere yönelik son ve en büyük ceza ise milletin hafızasından büsbütün kazınmak olacaktır:

* Halkın umutlarını çalanlar milletin hafızasından da tamamen silinecektir.

* Bir daha adınız hiçbir mecrada anılmayacak.

* Siyasi mirasınız koskoca bir sıfırdan ibaret kalacaktır.

Çünkü bu millet, zor zamanda dik duramayan, kendi kimliğini ve somut projelerini ortaya koyamayan korkak ve omurgasız siyaset tarzını hafızasından tamamen silip atmayı çok iyi bilir. Ya bugün o asil ve net karakteri ortaya koyup bu ülkenin düzlüğe çıkarırsınız ya da sessizce çekilip tarihin ve hafızaların çöplüğündeki yerinizi alırsınız! Seçmenin sabrı tükendi, son resti çekildi; artık son şansiniz.

Selam ve dua ile...

DİĞER YAZILARI En büyük yatırım nedir! 01-01-1970 03:00 Ecel Ne Yaş Dinler Ne Sıra: Bir Soda Şişesindeki Büyük Sır 01-01-1970 03:00 Çöpteki Ekmek, Raftaki Vicdan ve Kaçan Bereket 01-01-1970 03:00 İsimleri Unutuldu, Faturası Baki Kaldı 01-01-1970 03:00 Bir Dervişin Alın Teri, Bir Esnafın Kibri 01-01-1970 03:00 Haram Lokma ve Kayıp Nesiller 01-01-1970 03:00 Çekilin yoldan, mazeret şampiyonları geliyor! 01-01-1970 03:00 Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler 01-01-1970 03:00 Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı 01-01-1970 03:00 Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı 01-01-1970 03:00 Kendi Ömrünü Çizenler: Bir Çekiç, Bir Anahtar ve Elli Yıl 01-01-1970 03:00
haber yazılımı